tphlogo

22. Dönem
23.02.2005



ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce Sayın Başkanlık Divanı tarafından okunan önerimiz dolayısıyla şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Sözlerime başlarken, biraz evvel bu kürsüde konuşan değerli arkadaşım Sayın Eyüp Fatsa'nın, konunun özünü bir tarafa bırakarak, asıl konuyu bir tarafa bırakarak başka bir noktada bir tartışmayı buraya getirmiş olmasını doğrusu çok yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, dokunulmazlık meselesi iki türlü, iki sorun biçiminde karşımıza gelmektedir; birinci biçimi, dokunulmazlıkları düzenleyen Anayasa hükmünün değiştirilmesine dönük sorunumuz; o, temel bir sorunumuz. Bu konuyla ilgili, Sayın Eyüp Fatsa birtakım değerlendirmeler yaptı burada. O değerlendirmelere her defasında verdiğimiz cevapları bir kez daha tekraren söylemek istiyorum; milletvekilliği dokunulmazlığı başka bir şeydir, kamu yöneticilerinin soruşturulmasına dönük işlerin aksamasını sağlayan birtakım, aksamasını gerektiren birtakım konular varsa onların kaldırılması başka bir şeydir. Siz, memurların durumu ile milletvekillerinin durumunu birbirinin benzeri olarak değerlendiriyorsanız; önce, bu yanılgınızı gidermeniz lazım.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Memurlara hiç gerek yok.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, şimdi, bakınız, oturduğunuz yerden konuşuyorsunuz; ama, sorumsuzca konuşuyorsunuz.
Milletvekillerinin dokunulmazlığının çerçevesi başka bir sorundur, memurlarla ilgili sizin ileri sürdüğünüz konular başka bir konudur; bunlar birbiriyle ilişkili olan konular değildir ve memurlarla ilgili konuyu çözmek için Anayasa değişikliğine gerek yoktur. Bunları, hükümetsiniz, niye getirmiyorsunuz buraya; getirin. Bu yasaları getirin. Kovuşturmayı engelleyen hükümler varsa, memurların yargılanmasını geciktiren şeyler varsa, önleyen konular varsa, getirin, açalım.
Enerji Bakanlığında bir yolsuzluk başladı; engelleyen bir durum yok, devam ediyor. Memurlarla ilgili bir sıkıntı varsa, buyurun getirin, daha hızlı çalışmasını sağlamak için onları geçirelim; ama, bunu sebep göstererek, bunlarla beraber yapalım diye, milletvekilliği dokunulmazlıkları meselesinde ipe un sermeyin. Milletvekilliği dokunulmazlığı Anayasada düzenlenmiştir; ipe un sermeyin; o başka bir şeydir, bu başka bir şeydir.
EYÜP FATSA (Ordu) - Ne fark eder?!
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, bir kere, biz, milletvekilliği dokunulmazlıklarının sınırlandırılmasını konuşalım diye gündem maddesi önermedik. Bizim önerdiğimiz gündem maddesi, Meclisimize intikal etmiş bulunan, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili dosyalar üzerinde bu Mecliste müzakere edelim önergesidir. Biz diyoruz ki, ilgili komisyon tarafından dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek duyulmayarak, konunun devre sonuna bırakılmasına karar verilmiş olması karşısında, İçtüzüğün bize verdiği yetkiye dayanarak, devre sonuna bunu hemen müzakeresiz olarak aktarmayın; bunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşalım, müzakere edelim; çünkü, müzakere ettiğimiz zaman, ben inanıyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu milletvekili arkadaşlarım, o dosyaların içeriğini bütün açıklığıyla gördükten sonra, o arkadaşlarımızın dokunulmazlığını kaldırarak onları mahkemede hesap vermeye gönderme konusunda samimî davranacaklardır; onu ümit ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin Maliye Bakanıyla ilgili olarak buraya bir dosya geliyor; suçlanıyor; yargıya gidip ifade vermesi lazım; mahkeme, kendisinin bilgisine başvurmak istiyor; milletvekili olduğu için başvuramıyor. Sanık sıfatıyla yargılanıyor, suçluysa hakkında ceza uygulaması gerekiyor; bunu yapamıyor. Diyorsunuz ki, hele bir dursun, bu suçluluk durumu devre sonuna kadar kalsın. Devre sonunda, nasıl olsa, yeniden seçilebilecek yerden aday gösterilir, bir daha seçilir, bir beş sene daha yine bu suçun cezası verilmez veya bu konuda adalet ortaya çıkarılmasın. Bunu nasıl diyebilirsiniz; siz, adında "adalet" kelimesi olan bir partisiniz, Adalet ve Kalkınma Partisisiniz. Adaleti sağlamayı engellemek sizin vazifeniz mi allahaşkına?! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Sizin, adaletin yerine gelmesini sağlamak için bütün yolları açmanız gerekirken, siz onları kapatmaya çalışıyorsunuz. Biz diyoruz ki: Sayın Maliye Bakanı belki de aklanacaktır, temenni ederiz ki, aklansın. Başka bakanlar da var, Sayın Başbakanla ilgili de var; aklansınlar. Kamu adına görev yapan arkadaşlarımızın üzerinde bir gölge varsa, bir şaibe varsa, bir kaygı, bir kuşku taşıyan, taşıma durumu söz konusu ise, kendisine güvenen insanlar bu konuda adalet önüne gitmekten niye kaçarlar allahaşkına?! Adalete mi güvenmiyorsunuz, yoksa kendinize mi güvenmiyorsunuz? Maliye Bakanının, hâkim önüne çıkıp, bildiklerini anlatarak beraat etme şansı yok mu ki, Sayın Maliye Bakanı "aman, benim dokunulmazlığımı kaldırmayın" diyor ve siz de ona uyuyorsunuz?!
Değerli arkadaşlarım, başka bir şey daha söyleyeceğim. Biz, bu şekilde, bu Meclise intikal etmiş ne kadar dosya varsa, her birini, bu biçimde, bu gündeme getireceğiz. Bunların arasında bizim arkadaşlarımızın dosyaları da var ve bizim arkadaşlarımızın dosyaları geldiğinde, kendinizinkini kaldırmıyorsanız bile, bizim arkadaşlarımızın dokunulmazlıklarını kaldırmanızı sizden rica ediyorum. İnsanların aklanma hakkını, yargı önüne çıkıp temize çıkma hakkını nasıl kesebilirsiniz, nasıl önleyebilirsiniz?! Böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi?! Böyle bir anlayış ülkeyi yönetebilir mi?! Bu anlayışla yönetilen ülkede, kim kime güvenecek, kimin güvencesi olacak; bana anlatabilir misiniz bunu?! Onun için, bırakalım mugalatayı bir tarafa, ipe un sermeyi de bir tarafa bırakalım, evvela konuları birbirinden ayıralım. Bizim buraya getirdiğimiz konu, dokunulmazlıkların sınırlandırılması konusu değildir. Getirdiğimiz konu, buraya intikal eden dosyaların, burada tartışılmasını sağlamaktır. O tartışmanın sonunda, siz, ellerinizi kaldırırsınız, yine devre sonuna kalsın diyebilirsiniz, o sizin bileceğiniz bir iş; ama, dosyalar herkes tarafından bir öğrenilsin. Bizim ricamız budur.
Sayın Fatsa'nın söylediği "var mısınız; biz sizden daha ilerideyiz, biz samimîyiz" sözüne cevap vermek istiyorum. Eğer, siz, samimî iseniz Sayın Fatsa, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıyla ilgili...
EYÜP FATSA (Ordu) - Evet, samimîyiz. Buyurun, komisyonu kuralım, hemen çalışmaya başlayalım, yarından itibaren...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bizim, imzaya açtığımız bir Anayasa değişikliği var; yeterli sayıyı bulamadığımız için, Meclis Başkanlığına veremiyoruz. Bir Anayasa değişikliği önerimiz var. Onu, ben, size göndereyim...
EYÜP FATSA (Ordu) - 83 üncü madde...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bir dakika efendim.
83 üncü maddeyle ilgili değişikliği size göndereyim, siz, onu inceleyin, ortak bir çalışma grubu oluşturalım, o konu üzerinde bir mutabakat sağlayalım, sınırlandıralım; ama, şunu demeyin; biz bu sınırlandırma işini yaparken memuru da getirelim, onu da getirelim, bunu da getirelim, hepsini bir arada yapalım demeyin. Memurları da getirin, onları da ayrı ayrı getirin, hatta, istiyorsanız, o konuda çalışma grubuna biz de arkadaş veririz; ama, bunlar birbiriyle ilgili konular değildir. İpe un sermek de zaten budur; yani, siz, bundan kaçmak istiyorsunuz, kaçmak için bahane arıyorsunuz, bula bula bahaneyi de böyle buluyorsunuz, memurların sırtından siyaset yapıyorsunuz, tıpkı öğrencilerin sırtından siyaset yaptığınız gibi.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dönem: 22, Yasama Yılı: 3, Birleşim: 62
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim