tphlogo

22. Dönem
05.09.2006

Lübnan'a Türk Silahlı Kuvvetlerinden Bir Grubun Gönderilmesine İlişkin Hükümet Tezkeresi Üzerinde Konuşma

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Lübnan'a Türk Silahlı Kuvvetlerinden bir grubun gönderilmesine ilişkin hükümet tezkeresinin görüşüleceği ve karara bağlanacağı bu oturumda, gruplara İçtüzük gereğince ayrılan 20 dakikalık konuşmanın bu olayın önemiyle mütenasip olmadığını, bu olayın çeşitli yönleriyle ilgili, Meclisi bilgilendirmek ve Anamuhalefet Partisinin görüşlerini aktarmak için süreye ihtiyacımız olduğunu düşünerek, Danışma Kurulunda bu sürelerin artırılmasını talep ettik. Ne yazık ki, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ne kadar az konuşursa o kadar iyi olur anlayışıyla, bu önerimizi kabul etmedi. Kabul etmeyince, İçtüzüğün bize verdiği yetkiyi kullanarak, hakkı kullanarak, konuyu Genel Kurulun gündemine taşımak zorunda kaldık.
Değerli milletvekilleri, neden zamana ihtiyacımız var, 20 dakika neden yetmiyor, neden 60 dakika talep ediyoruz:
Değerli arkadaşlarım, bugün karara varacağımız konu, bu Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşundan bu yana aldığı kararlar içerisinde çok önemli ve çok özel bir yeri olacak konudur, çok istisnaî durumlarda Meclisimize gelen konulardan bir tanesidir. Böyle bir konunun oldubittiye getirilmesi, böyle bir konunun yeteri kadar açıklama yapılmadan karara bağlanmak istenmesi, gerçekten, bu Meclisin şerefine, şanına yakışır bir durum değildir.
Ortada büyük karanlık noktalar vardır. Bir kere, bu konuyla ilişkili gerçekler saptırılmıştır Sayın Başbakan tarafından, kamuoyu yanlış yönlendirilmek istenmiştir. Bu tezkerenin dayanağı olan, tezkerenin sebebi olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı Kararı topluma yanlış aksettirilmiştir, eksik aksettirilmiştir, kasıtlı olarak olay saptırılmıştır; birincisi bu. Birleşmiş Milletler gücünün Lübnan'da üstlendiği, üstleneceği görevin kapsamıyla ilgili olarak, gerçekler tersyüz edilerek, toplum çok yanlış bilgilerle saptırılmak istenmiştir.
Bir kere, daha bu olay ortaya yeni çıktığı sırada, Sayın Başbakan, hiçbir yere danışmadan, Bakanlar Kurulunda bunu bir gündem konusu yapmadan, Millî Güvenlik Kurulumuzun bu konuda bir görüşünü almadan, Sayın Cumhurbaşkanının bu konulara ilişkin hassasiyetlerini gözardı ederek, kişisel inisiyatifiyle, ABD yetkililerine, Lübnan Başbakanına ve başka ülkelerin temsilcilerine bu karara uygun hareket edeceklerini ve asker göndereceklerini beyan etmiştir. Bu beyanın ne kadar yanlış olduğunu, bu beyanın ne kadar gayri ciddî bir davranış olduğunu anlatmak için zamana ihtiyacımız var. Burada, bunu gerçekleriyle, delilleriyle koyacağız ortaya; onun için zaman istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, şu anda bile Millî Güvenlik Kurulunun bu konuyla ilgili bir kararı yoktur ve Sayın Cumhurbaşkanı, ilk defa, çok önemli bu konuda çok açık bir tavır alarak asker göndermeye karşı olduğunu ifade etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanının bu hassasiyetiyle ilgili olarak hiçbir duyarlılık Hükümet tarafından gösterilmemiştir, gösterilmemeye devam edilmektedir. Bir oldubitti yaratmak istiyorsunuz.
Biraz evvel bir canlı yayın programında AKP grup başkanvekillerinden sayın bir arkadaşımla birlikte yaptığımız değerlendirme sonrasında gördüm ki, o sayın arkadaşımız, Birleşmiş Milletlerin 1701 sayılı Kararının Lübnan'da Hizbullah gibi kurumların, kuruluşların, silahlı güçlerin Güney Lübnan'dan temizlenmesini amaçladığı yolundaki tespitini, hâlâ "yoktur" diyerek onun farkında olmadığını ifade etmiştir veya öyle ifade etmeye çalışmaktadır. Şartlanmanın boyutunu görebiliyor musunuz?! Bir grubumuzun sayın başkanvekillerinden birisi, hâlâ "o metnin içinde böyle bir şey yoktur, o metin böyle bir şey öngörmüyor" diyebilmektedir toplumun karşısında bir televizyon canlı yayınında. Burada konuşmak için çok zamana ihtiyacımız var. Onun için bu zamanı istiyoruz, bunları anlatabilmek için istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, bakınız, bu olay 12 Temmuzda başladı ve İsrail, 2 askerinin kaçırılmasını bahane ederek Lübnan topraklarını otuzdört gün boyunca bombaladı. Çok sayıda sivil insan, kadın-erkek, çoluk çocuk öldürüldü ve Lübnan nüfusunun dörtte 1'inden fazlası Lübnan dışına çıkmak mecburiyetiyle karşı karşıya kaldı. Bunları anlatacağız burada, bunları konuşmamız lazım, bu olayın gerisinde ne var, görmemiz lazım.
Değerli arkadaşlarım, bu olay sadece bir Hizbullahı tasfiye etme olayı değildir, son görüntüsü odur. Bunun gerisinde asıl önemli sebep Filistin-İsrail meselesidir. Filistin-İsrail meselesi çözülmeden, İsrail ikna edilip bağımsız bir Filistin devleti kurulup barış sağlanmadıkça bu olayların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bunu anlatmamız lazım. Daha derinlemesine gitmemiz lazım. Bu olay, Haçlı Seferlerinden bu yana devam eden bir dinler savaşının günümüzdeki uzantısıdır. Bunu anlatmamız lazım burada. Bu olayın gerisindeki bu olayları anlatırken, bu olayın ilerisinde ne var, onu burada konuşmamız lazım. Onun için zamana ihtiyacımız var.
Condoleezza Rice'ın "yeni bir Ortadoğu'nun zamanı geldi" sözcüğüyle başlayan bu olaylar, Ortadoğu'da yeni bir yapılanma öngörüyor. Bu yeni yapılanma içinde Türkiye'nin göreceği zararları görüp tartışmadan, bu olayın içerisine hevesli olarak gidip katılmanın hangi devlet ciddiyetiyle ilgisi, alakası olabilir? (CHP sıralarından "bravo" sesleri, alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, belki bir-birbuçuk sene içerisinde Irak coğrafyasında meydana gelecek değişikliklerin, orada meydana gelecek yeni yapılanmaların, yeni bağımsız devletlerin, Türkiye'nin güvenliği açısından neler ifade edeceğini burada tartışmazsak, bu asker gönderme kararını doğru gerekçelere dayandırarak verebilmiş olabilir miyiz?!
Değerli arkadaşlarım, bütün bunların hepsi çok ciddî konulardır. Bu ciddî konuları burada bütün genişliğiyle konuşmamız gerekir. Onun için bizim konuşma zamanına ihtiyacımız var.
Sayın Başbakan, çok yanlış değerlendirmeler yapıyor, toplumu rencide eden açıklamalar yapıyor ve bu da, Türkiye'de var olan heyecanı ve var olan tedirginliği artırıyor.
Bakın, tarafsız kamuoyu organlarının yaptığı anketlerin tamamında, yüzde 75 veya 80'e kadar, toplumun bu konuya karşı görüşü ortaya çıkıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, toplumdaki bu gelişmenin hiçbir şekilde etkisi altında kalmayacak mıdır, onları dikkate almayacak mıdır?! Nüfusumuzun yüzde 80'ini temsil ettiği varsayılan bu karşı koyuşun hiç mi ağırlığı yoktur, hiç mi dikkate alınacak tarafı yoktur?! Bununla ilgili burada tartışma yapmayacak mıyız?!
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan, demin de söyledim, çok yanlış konuşmalar yapıyor, özellikle dün yaptığı bir konuşma milletin vicdanında büyük rahatsızlık yaratmıştır, askerlikle ilgili yaptığı yorumlar rahatsızlık yaratmıştır. Yani, bir umursamazlık içinde. Karşımızda bir sorun var. "Askerlik yan gelip yatılacak yer değil, askere gidiyorsan ölümü de göze alacaksın…" Yani, ölenler ölür, kalan sağlar bize yeter demek istiyor Sayın Başbakan.
Değerli arkadaşlarım, askerler, ancak kendi vatanını, kendi milletini savunurken eğer ölürse, o, yüce bir makama, şehitlik makamına ulaşır. (CHP sıralarından alkışlar) Kendi milleti, kendi yurdu için canını verenler için öngörülen yaklaşımı, başkalarının çıkarını korumak için, Mehmetçiği Lübnan'a göndererek, onları da bu şekilde motive ederek, biz, size, askere gidin, şehit olun, gazi olun, en büyük şerefi böyle kazanırsınız diyerek, vatanı savunmak için kullanabileceğimiz bir motivasyon yöntemini, Amerika Birleşik Devletlerinin çıkarını savunmak için, siz, Mehmetçikten istiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, meydanlardaki sese kulak verin, vatandaşın tepkisine kulak verin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Topuz; konuşmanızı tamamlayın.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Muhalefetin sesini kısmayın. Muhalefet istediği kadar konuşsun, bundan size zarar gelmez. Sokaktaki sese dikkat etmezseniz bunu çok acı ödersiniz.
Bakın, o Türk toplumunun yüzde 80'inin karşı koyduğu asker gönderme işi dolayısıyla Ankara'nın sokaklarında hangi sloganlar söyleniyor; "çıkarsa tezkere, Bilal gitsin askere" diyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Siz onu düşünün, bunu niçin söylediklerini düşünün. Bunu söylemek mecburiyetinde kalan vatandaşlarımızın hissiyatını anlamaya çalışın ve sadece liderinizin, Beyaz Sarayda kabul görebilmek, Amerika'ya yaranabilmek için, sürdürdüğü bu politikaya, o partiye mensup bile olursanız, alet olmayın sevgili Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri. Bu Meclisteki en onurlu görev, yanlış bir işi eğer senin genel başkanın yapıyorsa, ona yanlış diyebilmektir. Bu kadar yanlışı yapan bir genel başkanın karşısında, eğer, siz, "yanlış yapıyorsun, bu yanlıştır" diyemiyorsanız sizden hiçbir şey beklemek mümkün değildir.
Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dönem: 22, Yasama Yılı: 4, Birleşim: 124
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim