tphlogo

1 MART TEZKERESİ VE BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI
01.03.2007

GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN; 01.03.2007 TARİHİNDE YAPTIĞI “1 MART TEZKERESİ VE BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI” HAKKINDA BASIN TOPLANTISI METNİ

Değerli basın mensupları bugün son birkaç gün içerisinde giderek gelişen bir olayla ilgili değerlendirme yapacağız. Konu bir süre önce Barzani’nin yaptığı bir açıklamayla öncelikle gündemin ön sıralarına taşınmıştı. Barzani yaptığı açıklamada komşularımız artık Kürdistan’a Kürt devletine alışmalıdırlar sözünü kullandı. Bundan kısa bir süre sonra Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice Kürdistan’dan söz etti. Kürdistan’la Türkiye arasındaki huduttan söz etti. Bunları takip günde dün Sayın Başbakan bir gazetemizin tartışılacak sözler başlığı altında verdiği haberde de değinildiği gibi beni ilgilendiren Kürdistan tanımı değildir. Her gün bu bölgede altmış tane Müslüman’ın ölmesidir biçimindeki açıklamalar. Bu açıklamaların tamamını birbiriyle ilişkilendirerek değerlendirdiğimiz zaman buna dün tamamlanan Demokratik Toplum Partisi’nin Kongresindeki gelişmeleri eklediğimiz zaman ortaya çok önemli bir projenin herkes tarafından görülebilecek nitelikleriyle ortaya çıktığını tespit ediyoruz. Ben toplumun dikkatini bunu getirmek istiyorum.

 

Irak’ta önemli olaylar oluyor. Irak bir bölünme süreci içinde. Her gün çok sayıda Irak’lı ölüyor, hatta orada iş için güç için geçimini sağlamak giden Irak’lı olmayan insanlar aralarında Türklerin de bulunduğu pek çok insan ölüyor, canını kaybediyor. Irak’ın toprak bütünlüğünü Irak’ın siyasi birliğini bir arada tutabilmenin giderek zorlaştığı, imkansızlaştığı görülüyor, seziliyor. Bundan bir süre önce Barzani adına Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret eden üst düzey yetkililer orada bazı açıklamalar yapmışlardı. Demişlerdi ki, Irak’ta üçlü bir yapı var, bu yapıdan iki Şiilerle Sünniler birbiriyle çatışıyor, iç savaşa varan gelişmeler var. Biz Irak’ın bütünlüğünü savunuyoruz. O bütünlüğün içinde Federatif devlet olma hedefini güdüyoruz ama eğer Sünnilerle Şiiler arasındaki çatışma daha ileri boyutlara varırsa bağımsız bir Kürdistan ilan etme durumuyla karşı karşıya kalabiliriz demişlerdi. Tabi bunun doğal sonucu şudur. Bağımsız bir Kürdistan peşinde koşan Barzani hiç şüphe yok kendisini haklı çıkartmak ve gerekçe yaratmak için Şiilerle Sünnilerin birbirleriyle savaşa varan çatışma içine girmesini de teşvik eden, tahrik eden bir konuma girmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri de zaten bunu istemektedir. böyle bir kaos doğsun ki burada da İsrail’e benzer yeni bir devlet oluşturayım. İsrail bana yetmiyor Ortadoğu’yu yönlendirmek için. Büyük Ortadoğu politikasını izlemek için İsrail bana yetmiyor, İsrail’den daha sağlam ve bu bölgede etkili olabilecek başka bir yapıyı da burada oluşturayım şeklindeki Amerika Birleşik Devletlerinin uzun vadeli planı artık su yüzüne çıkıyor. Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde o projenin ilk adımı olarak Büyük Kürdistan Projesi uygulamaya konulmuştur. Karşılaştığımız olay Büyük Kürdistan Projesinin yarattığı sorunlardır. Büyük Kürdistan Projesi nedir? Türkiye, Suriye, Irak ve İran topraklarından oluşan bir coğrafya üzerinden bir müstakil bağımsız Kürt Devleti kurma projesidir. Bunun ilk aşaması nedir? Kuzey Irak’taki Barzani’nin kurduğu devlet, çekirdek devlet budur. Önce bu kurulacak bölge ülkelerine bunu kabul edin dayatması yapılacak, daha sonra bu çekirdek ülke kendi hedeflerini gerçekleştirmek için siyasi girişimlere başlayacak. Anayasa taslaklarında daha evvel açıklandı Kuzey Irak’taki Kürt devletinin Anayasa taslağında Sevr’e atıfta bulunarak Sevr’le bağlantı kurularak büyük Kürdistan hududu belli oldu. Türkiye’den toprak istiyor. İran’dan toprak istiyor. Şimdi bahsedilen Kürdistan kimilerine göre sadece Barzani’nin kontrolündeki coğrafya, kimilerine göre Büyük Kürdistan devletinin kapsayacağı coğrafyadır. Dolayısıyla Sayın Rice’ın bir ölçüde baklayı ağzından çıkartarak Amerika Birleşik Devletlerinin yıllardan beri izlediği politikayı artık bu aşamada belli ölçülerle deşifre etmek gerektiği kanısına vararak bu girişimi yapmış olması tesadüf değildir. Hangi dönemde oluyor bu? Barzani’nin Kürdistan’a alışın dediği bir dönemde oluyor. Hangi dönemde oluyor bu? Türkiye’de bir siyasi partinin PKK siyasallaşsın, Abdullah Öcalan tahliye edilsin, Barzani’yle iyi ilişkiler kurulsun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası değiştirilsin, üniter yapısı değiştirilsin oraya Kürt Irkının korunmasına dönük özel hükümler konulsun diyen Demokrat Toplum Partisi’nin siyasi hayatta etkin olmaya başladığı bir süreçte oluyor. Ne diyor bu parti kongresinde? Bizim başlıca hedefimiz Kuvayi Milliye Hareketidir diyor. Onunla mücadele edeceğiz diyor. Kuvayi Milliye Harekete nedir? Kuvayi Milliye Hareketi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesini yansıtan davranış, örgütlenme biçimi. Ulusal dayanışmayı sağlayıp düşmana karşı, emperyalistlere karşı mücadele verenlerin adı. Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayanların örgütü. Ne diyor bu parti? Ben onunla mücadele edeceğim diyor. Kongresinde İstiklal Marşı söylenmiyor. Türkiye Cumhuriyetinin bugünkü yapısını simgeleyen İstiklal Marşı onlar için saygıdeğer bir anlam taşımıyor. Onlar için Atatürk hiç saygıdeğer bir anlam taşımıyor. Ama Türkiye üzerinde hak iddia etmeye çalışıyor. İşte tam bu olayların cereyan ettiği bir sırada Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı çıkıyor diyor ki beni ilgilendiren Kürdistan tanımı konusu değildir. Bir ülkenin Başbakanı o ülkenin ulusal bütünlüğünü Anayasasını ve o ülkenin hakkını hukukunu savunması gereken, sorumluluğu üstlenmiş kişidir. Bu kişinin beni ilgilendiren sadece öldürülen Müslümanlardır diyerek millet kavramı yerine ümmet kavramını tercih ettiğini ifade eden Başbakandır ve Türkiye’nin coğrafyası üzerinde hak iddia eden hareketlere karşı kesin tavır koymayan bir Başbakan. Bunlara karşı mesela köşe yazarlarımıza veya bazı gazetelere yönettiği vatan haini suçlamasını yapan kişi bunları yapmaktadır. Yani saygın gazetecilerimize, saygın gazetelerimize bunların bazı bilgileri toplantıdan önce kamuoyuna deşifre ettiler, anlattılar diye ki o da herkesin bildiği bilgilerdi gizli kapaklı bir şey yoktu. Onlara vatan haini suçlaması yapan Başbakan tarafından bunlar söyleniyor. Asıl vatan hainliğinin kendisini Anayasa ile verilmiş sorumlulukları göz ardı eden, o sorumlulukları o konularda ortaya çıkan tehlikeler karşısında bunlar beni fazla ilgilendirmiyor diyen yöneticilerdir. Vatan hainleri böyle oluşur.

 

Çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz kanaatindeyim ben. Çünkü Amerika Birleşik devletleri açıkça artık anlaşılmıştır ki, Türkiye’nin dostu görünen ama dostlukla ilgili olmayan Türkiye’nin çok sorunlu konularında hep Türkiye’nin karşısında yer almış bir müttefik konumundadır. Türkiye’deki olumsuz gelişmeleri arkadan destekleyen Amerika Birleşik Devletleridir. Bunu artık Türk toplumu bilmelidir. Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye’nin dostu olmadığını artık Türk milleti görmelidir, kavramalıdır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri demiyorum. Yarın bir gün göreceksiniz, ben bugünden söylüyorum. Kuzey Irak’taki Kürt Devleti bağımsızlığını ilan ettikten sonra bunu kabul edin baskısını bize hem Amerika yapacaktır. Hem Avrupa Birliği ülkeleri yapacaktır. Ayrıca diyeceklerdir ki, sizin buradaki toprak sorunlarını oturun kendi aranızda konuşun. Self determinasyon isteyecekler. Bu konuda oturun masaya diyecekler. Bu tehlikelerin var olduğu bugün somut olarak da ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki Başbakan bunları görmemezlikten gelmektedir. Bunun bilgisizlikle izahı mümkün değildir. Bu kadar bilgisiz olamaz. Bu kadar ileriyi görmekten yoksun olamaz siyaset adamları. Bu teslim olma zihniyetinin sonucudur. Amerika Birleşik Devletleri’ne teslim olma düşüncesinin sonucudur. Böylesine büyük güçler tarafından kendilerine baskı yapılan devlet adamları bu baskılara direnemiyorlarsa bu noktaya düşebilirler. Bugün böyle bir durumla karşı karşıyayız. Yarın daha tehlikeli baskılarla karşı karşıya olacağız. Hiç şüphe yok Türkiye’nin hem coğrafi bütünlüğünü hem üniter kimliğini korumak için Türkiye’nin gücü yeterli olacaktır. Ama ben Türkiye’de bu meselenin büyük bir soruna dönüşmeden önünün alınması gerektiğini hatırlatmak için bu toplantıyı yapıyorum.

 

Bakınız, Demokratik Toplum Partisi Türkiye’nin içinde bir iç kargaşa yaratma niyetinde olduğunu yaptığı açıklamayla açıklamıştır. Kuvayi Milliyecilerle mücadele edeceğim diyor. Kuvayi Milliyeciler bu mücadelenin bir tarafında böyle bize karşı tavır koyuyorlar diye susacaklar mıdır? Geriye mi çekileceklerdir? Hayır çekilmeyeceklerdir. Ne olacaktır? Türkiye’de bir iç çatışma hızla yürütülecektir. Bu iç çatışmanın Türkiye’yi nereye götüreceğini herkesin düşünmesini istiyorum. Herkesin düşünmesini istiyorum. Bu iç çatışmayı önlemek için alınması gereken tedbirler ne ise onu vakit yitirmeden almak gerekir.

 

Önümüzdeki seçimler çok önemli bir tercihin seçimi olacaktır. Sayın Başbakan yine dün yaptığı açıklamada oy yüzdelerinin yüzde otuz üç olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisinin yüzde on üçlerde seyrettiğini, öteki partilerin de yüzde altının üstüne çıkamadığını ifade etmek suretiyle kendisinin hala güçlü olduğunu ifade etmektedir. Tabi ben burada kendisine hodri meydan diyorum. Bu kadar kendine güveniyorsan birkaç gün içerisinde seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yapılmasına ilişkin kanunu meclisten hala çıkarabiliriz. Hala vakit buna yeter. Eğer söylediğin şeye inanıyorsan, söylediğin konuda samimiysen gel seçimi yapalım. Siz yüzde otuz üç oy alın biz yüzde on üç oy alalım. Siz şimdikinden bize nazaran daha güçlü olarak burada parlamentoda yer alın, Cumhurbaşkanını da seçin istediğinizi de yapın. Eğer bunu yapmıyorsanız namertsiniz. Bunu yapmıyorsanız namertsiniz.  Seçim ya sonbaharda yapılacak, ya belgi biraz öne almaya çalışacaklar. Ama öyle sanıyorum ki bu önümüzdeki seçim Türkiye’nin bütünlüğünü korumak isteyenlerle, Türkiye’nin bütünlüğünün önemli olmadığına, o konuda ne olursa olsun Türkiye parçalanma bile Türkiye’de bugünkü yapıdan farklı bir yapı ortaya çıksa bile bizi fazla ilgilendirmez. Bizi fazla ilgilendirmez bu diyenlerin yarışı olacaktır. Ben inanıyorum ki Türkiye’nin bütünlüğünü, kuruluş felsefesindeki temel nitelikleri koruyarak kuruluşta tespit edilen amaçlara doğru çağdaşlık yolunda ilerlemeye dönük samimi, inançlı bir anlayışın Türk seçmeni tarafından destek göreceğine inanıyorum ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oluşturduğu bu tehlikeli tabloyu ancak vatandaşın sandık başında çözebileceğini düşünüyorum. Sandık başındaki çözümün en sağlıklı çözüm olduğuna inanıyorum ve bu çözümün de gerçekleşebileceğine olan inancımı sizinle paylaşmak istiyorum.

 

 

 


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim