tphlogo

ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU
01.06.2007

GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN; 01.06.2007 TARİHİNDE DÜZENLEDİĞİ “ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU” KONULU BASIN TOPLANTISI METNİ

Sayın basın mensupları, öncelikle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Cumhuriyet tarihimizin en yoğun, en hızlı gelişmeleri olan bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Bilindiği gibi, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Anayasa değişikliği paketinin Cumhurbaşkanımızın yeniden görüşülme talebiyle Meclis’e iade etmesi üzerine, ikinci görüşmeleri tamamlandı ve son oylamalar dün gerçekleştirildi. Ortaya bir Meclis iradesi çıktı. Bu iradenin ortaya çıkışı sırasında, meydana gelen birtakım değişik gelişmeler ve yapılan bazı uygulamalarla ilgili kısa da olsa bir iki noktayı hatırlatmak istiyorum.

 

Sayın Meclis Başkanı’nın ve ondan önce de başkanvekillerinin bütün çabalarına rağmen, bizim iyi niyete dönük önerilerimizi kabul ederek, onları uygulamaya yönelmiş olmalarına rağmen, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamalar sırasında gizlilik ilkesinin açıkça çiğnendiği, çok çeşitli sahneler hep birlikte seyrettik. Oylamaya katılan milletvekillerinin bir kısmının özgür iradelerini kullanamadıklarını hep birlikte gözlemledik. Bazı milletvekillerinin peşine başka bazı milletvekillerini takarak, o kişinin kullanacağı oyu kontrol altına aldıklarını gördük. Hatta Anayasa Komisyonu Başkanı’nın bir yakını olan milletvekilini kolundan tutarak hücrenin bulunduğu yere kadar taşıyıp, zarfın içine ne renk koyduğunu kontrol etmek teşebbüsünü hep birlikte gördük. Buna milletvekillerinin tepkisi üzerine, Meclis’te önemli birtakım tartışmaların ve çatışmaların yaşanmasına tanık olduk. Bunlar Cumhuriyet tarihinde örneği görülmemiş çirkinliklerdir ve bunlar AKP iktidarının giderayak nelere tevessül edebileceğini gösteren, hangi çaresizlik, hangi perişanlık ve hangi yenilgi duygusu içinde olduğunu gösteren son çırpınışlar olarak Meclis tarihine maalesef bir çirkin olaylar dizisi olarak yer aldı. Dünkü müzakereler sırasında, ondan önceki döneme gidersek Anayasa paketinin birinci müzakeresi sırasında yine yapılan oylamalar sırasında Anayasa’nın temel ilkelerine, hukukun temel ilkelerine aykırı sayılabilecek ve gizlilik ilkesini ortadan kaldıran fiili uygulamalar oldu. Ayrıca, dünkü oylamalar sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dünkü oylamaları sırasında Anayasa paketinin birinci maddesi, Anayasamızın 175 inci maddesinin açık hükmüne, o madenin gerekçesinde belirtilen açık görüşlere rağmen, 367 oyu sağlayamadığı halde, yapılan usul tartışmalarını da dikkate almadan, Meclis Başkanı tarafından kanun metninde kaldığı ifade edildi. Kanun metninden çıkarılması gereken reddedilmiş bir madde olmasına rağmen, sanki kabul edilmiş bir maddeymiş gibi işlem yapıldı. Daha pek çok İçtüzük hatası, kural hatası işlendi. Bütün bunları değerlendiren Anayasa hukukuyla ilgili uzman arkadaşlarımızın da içinde bulunduğu partinin hazırlık komitesi, komisyonu, geniş bir çalışma dün gece geç vakitlere kadar devam etti. Çalışma, bugün geliştiriliyor ve muhtemelen Pazartesi veya Salı günü Anayasa’nın tümüyle ilgili olarak iptalini öngören ve içinde başka çeşitli unsurları da içeren kapsamlı bir taleple Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız. Bu konudaki kararımızı, partimizin yetkili organları almıştır, dilekçe hazırlanacaktır, Pazartesi öğleden sonra veya yetişmezse en geç Salı sabahı bu başvuru Anayasa Mahkemesi’ne yapılacaktır. İnanıyoruz ki, Anayasa Mahkememiz en iyi şekilde bunları değerlendirecektir. Hukukun, Anayasa’nın emrettiği neyse Yüce Mahkememizin alacağı kararla o konu ortaya çıkacaktır. Biz, talebimizin haklı olduğu kanısını taşıyoruz. Ama şüphesiz kara Yüce Mahkeme’nin olacaktır, Yüce Mahkeme’nin bu konuda vereceği karar hepimizi de aynı şekilde bağlayacaktır. Sayın Başbakan’ın ve AKP yöneticilerinin yaptığı gibi beğenmedikleri bir karar çıktığı zaman Yüce Mahkeme’ye hakaret etmeyi bile göze alan siyasi partilerden değiliz biz. Yapacağımız başvuru kabul görürse memnuniyetimizi ifade edeceğiz, kabul görmezse Anayasa Mahkememizin kararı bizi de bağlayacağı için, o konuda eleştiri hakkımızı mahfuz tutarak, terbiye üslupları içerisinde görüşlerimizi gerekirse kamuoyuna sunacağız.

 

Birinci olarak ifade etmek istediğim Anayasa ile ilgili, Anayasa Mahkemesi’ne gitmeye dönük kararımızı bu şekilde açıklamış oluyorum. Hemen bunun ardından, bununla çok yakından ilgili olan diğer bir konuya yani, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Grup Önerisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirdiği bir öneri karşısındaki tutumumuzu da söylemek istiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi, eğer Anayasa paketi halkoyuna sunulacak olursa, onun çok kısa bir zaman içerisinde yapılabilmesini sağlamak amacıyla halkoylamasına ilişkin kanunun belirlediği süreleri kısaltmaya dönük önerisi, çok dikkat çekici bir durum göstermektedir. Her şeyden önce, 48 saat beklemeden yine o kanunun komisyonda görüşülmesini istiyorlar. Cumartesi, Pazar akşamına kadar devam edecek çalışmanın içinde, bu kanunu hem komisyondan, hem Meclis’ten geçirerek sözüm ona referandum sürecini kısaltabileceklerini sanmaktadırlar.

 

Öncelikle ifade edeyim ki, Anayasamızın 67. maddesi çok önemli bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme, siyasi iktidarı elinde bulunduranların seçim öncesi son dakika kararlarıyla partisel çıkarlarını öne koyan girişimlerde bulunmalarını önlemek için, seçimlerle ilgili, doğrudan ilgili ve dolaylı ilgili bütün mevzularda ancak çıkarıldığı tarihten bir yıl sonra uygulanabileceğine ilişkin bir amir hüküm ifade etmektedir. Bunun amacı, siyasi partilerin seçimlere giderken, parlamentodaki çoğunluklarına dayanarak kendi özel çıkarlarını gözeten bir konuma düşmesinler. Şu anda açıkça görülmektedir ki, Adalet ve Kalkınma Partisi sadece ve sadece AKP’nin çıkarını amaçlayan bir düzenlemeyi, Anayasayı da aşarak, Anayasa’ya da aykırı olarak bu dönemde Meclis’in gündemine taşımaktadırlar. Bu, seçimlerden umudunu kesen bir siyasi partinin son çırpınışlarını gösteriyor bu olay. Giderayak böyle bir değişiklik yaparsak, belki seçimlerde kendi çıkarlarını daha iyi gözetebileceklerini umuyorlar ve böyle bir konuyu eğer başarabilirlerse, 22 Temmuz’da yapılacak Genel Seçimlerin propaganda döneminde, 4,5 yıllık iktidarlarının bu ülkeye getirdiği faturaları ortaya koymamızı engellemeye çalışacaklarını zannediyorlar. Yani, yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik gibi konuların göz ardı edilebilmesini sağlayabileceklerini zannediyorlar. Meseleyi sadece, bir Cumhurbaşkanlığı seçimini halk mı yapsın, yoksa başka türlü mü olsun tartışmasına hapsedebileceklerini zannediyorlar. Hemen sözün burasında şunu ifade edeyim ki, konu halkın Cumhurbaşkanı’nı seçip seçmemesi tartışması değildir. Halkın seçip seçmemesi bir sistem meselesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu sistem dahil Cumhurbaşkanlığı ile ilgili başka bazı düzenlemeler dahil hepsini normal bir ortamda her biçimiyle, her yönüyle, her boyutuyla tartışmaya hazırdır. Bunları ancak yasama görevi devam eden bir Meclis’te yapılması anlamında yararlıdır. Şurada 2 aydan daha az bir zaman kalmış ve seçim propagandasının başlamasına da çok kısa bir süre kalmış bir dönemde, bu konuların tartışılarak bu konuda doğru bir karara varılmasının mümkün olmadığını herkes bilmektedir. Biz diyoruz ki, 22 Temmuz’da oluşacak yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi, halktan aldığı milli irade desteğini arkasında görerek, ilk görevi olarak Anayasa değişikliklerini, hatta Anayasa’yı tümünden ele alan değişiklikleri, o arada Cumhurbaşkanlığı makamı ve sistemiyle ilgili tartışmaları, geniş bir zaman dilimi içerisinde, bütün sivil toplum örgütünün katılımı, bütün siyasi hareketlerin katılımı ve halkın her platformda katılabileceği tartışmaları yaygınlaştırarak, çok doğru ve halkın benimseyebileceği bir noktaya taşıyabilir ve böylece o sistem meselesi de demokratik bir kararla çözülebilir. Ama arkadaşlarımız öyle demiyor, biz Cumhurbaşkanlığını seçemedik, bir kişiyi seçtirmek için dayattık, siz onu kabul etmediniz, tıkandı, seçim oluyor, biz şimdi milletin kafasını karıştırmak için ne yapabiliriz, şunu yaparız, bunu yaparız, o arada işte bu halkoylamasıyla ilgili yasayı da gündeme getirir ve bu meseleyi yozlaştırırız. Bu propaganda dönemini etkisiz ve Türkiye’yi kaosa sokacak bir noktaya getiririz diye düşünüyorlar.

 

Şimdi her şeyden önce bu yasa bir seçim yasasıdır ve bu yasa parlamentodan geçse bile ki parlamentodan geçme süresi, önce parlamentoda konuşulacak, komisyonda, Genel Kurul’da. Sayın Cumhurbaşkanı’na gidecek, Cumhurbaşkanı belki geri gönderme hakkını kullanıp tekrar müzakeresi yapılacak ve ondan sonra da Cumhuriyet Halk Partisi’nin, eğer bu yasa yanlış biçimde ortaya konulduğu gibi getirilirse, bunun Anayasa’ya aykırılıkları ortaya konulup Anayasa Mahkemesi’ne taşınacak ve bu yasa zaten seçime kadar işlem görebilecek bir noktaya kolay kolay gelemeyecektir. Ama bütün buna rağmen, bu konuda ısrar etmelerinin nedeni, sonunda işi yargı yoluyla bizim önümüzü kestiler, halk iradesine karşı tavır koydular yalanını söyleyerek, kendilerini toplumda savunmaya çalışacaklardır. Ben, başta Sayın Başbakan olmak üzere, bütün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yöneticilerine buradan sesleniyorum, yeter artık diyorum. Parlamentoyla oynamayın, hukuka karşı koymayın, toplumun huzurunu bozmayın, salimen bir seçim kampanyası yürütebilecek ortamı bozmayın, Türkiye’de gerginlik yaratmaya devam etmeyin, demokrasimizi koruyabilmek, onu savunabilmek ve geliştirebilmek için bizim 22 Temmuz’da seçime, sandığa ulaşmamız lazım. Sandığa giden yolda birtakım mayınlar döşemeyin. O sandığa vatandaşın gitmesine engel olabilecek gelişmelere neden olmayın. Bugüne kadar Türkiye’yi gerdiniz, yeter artık, bu gerginliğe son verelim ve siz de şu parlamentonun adabına uymaya kendinizi hazırlayın, bu parlamentoda muhalefet partisi olmaya kendinizi hazırlayın. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir arkadaşlar. Sorunuz olursa yanıtlayacağım, gerekirse arkadaşlarımla…

 

Basın Mensubu – Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak için neden Cumhurbaşkanı’nın kararını beklemiyorsunuz. Daha önceki başvurularda hep Cumhurbaşkanı’nın kararını beklemiştiniz.

 

Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Şimdi Anayasa Mahkemesi’ne gitmek için, bir yasanın Anayasa’ya aykırılığı iddia edilebilir ki o yürürlüğe girdikten sonra yapılması gereken bir iştir. Bir de, yasanın oluşturulması aşamasında Anayasa’ya aykırılıklar söz konusu olabilir ki bu elimizdeki örnekte yasama çalışmaları sırasında yasalaşmaya dönük süreç işlerken ortaya konulan tüzük ihlalleri, bizim bu aşamada da Anayasa Mahkemesi’ne gitmemizi zorunlu kılıyor. Elbette ki daha sonra eğer yasalaşacak olursa yapacaklarımız olabilir. Ama bu aşamada süreci, Anayasa Mahkemesi’nin takdirine bırakıyoruz. Çünkü çok ciddi Anayasa’ya aykırılıklar söz konusudur ve biz de parlamentomuzun tarihine kötü birtakım örneklerin yerleşmesini istemiyoruz. Kötü geleneklere kapı açılsın istemiyoruz. Bulduğumuz pek çok kural hatası vardır. Bu kural hatalarının bir kısmı, yasanın yasalaşmasına etkili değildir, yani o kural hataları yasa ihlali için bir gerekçe değildir. Biz, onların da Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olmasını istiyoruz. Çünkü o kural hataları, ileride de kural hatası olarak parlamentonun karşısına çıkabilir. Hem onları ortadan kaldırmak için gideceğiz, hem bu yasayı doğrudan ilgilendiren, son oylamayı da ilgilendiren, yasanın tümünü ilgilendiren kural hataları ve İçtüzük hataları vardır, onları getireceğiz. Bu bakımdan içeriği zengin ve değişik konuları bünyesinde barındıran bir başvuru hazırlığı içindeyiz. Onun için çalışmalarımız hafta sonu da devam edecek ve hafta başında Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalacağız.

 

Basın Mensubu – Efendim 1. maddeyi de içerecek mi?

 

Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Tümü dahil, maddeleri dahil, çeşitli unsurları içerecektir.

 

Basın Mensubu – Oylamanın tümünün iptali için.

 

Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Tabi, o da dahil olmak üzere.

 

Basın Mensubu – Seçime kadar, yani 22 Temmuz’a kadar, öyle bir endişeniz var. Halkoylaması değişikliği gerçekleşirse eğer, herhangi bir müdahale düşünceniz mi var?

 

Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Hayır. Şunu söylemeye çalışıyoruz. Bu tartışmalar, bu seçim propaganda döneminde bu siyasi tartışmaların sebep olabileceği toplumsal kargaşaya dikkati çekmeye çalışıyoruz. Yani, normal tartışmanın kimseyi tedirgin eden bir tarafı olmaz. Ama siz her adımda Anayasa’yı ihlal etmeye ve bir olay çıkartmaya dönük, birilerini tahrik etmeye dönük, mahkemelere yönelik birtakım asılsız suçlamalar yapmaya yönelik gerginliklere sebep olursanız, korkarım bu seçim süreci, seçim süreci olmaktan çıkar ve toplumsal kargaşa dönemine dönüşür. Oysa vatandaşlarımızın serinkanlı bir şekilde değerlendirme yapmalarını sağlayacak bir olgunluk içinde bu sürecin işletilmesi lazım. Şimdi, her gün bir sürprizle karşı karşıya gelirseniz, bunu ne amaçla yaptığınızdan benim kuşku duymam doğal olarak hakkımdır. Yani, hiçbir şekilde yürürlük kazanamayacak ve hiçbir şekilde eğer halkoylaması söz konusu olursa devreye giremeyecek, girmesi mümkün olmayan bir yasal düzenlemeyi ısrarla yapmaya teşebbüs etmek nedir? Ne amaçla yapılır? Kanun bir seçim kanunu. Siz bunu süreleri kısaltamazsınız, kısaltırsınız ama bu önümüzdeki halkoylamasında bu kısaltılmış süreler uygulanamaz, bunu biliyorsunuz, buna rağmen bunu niye getiriyorsunuz? Bununla ne yapmak istiyorsunuz? Eğer Türkiye’de bir hukuk anarşisi, Türkiye’de bir siyasi anarşi, Türkiye’de bir Meclis anarşisi, şu anda Meclis’in çalışması bir anarşi ortamında yürütülmektedir. İki haftadan beri sabah saat 11’den, gece saat 24’e kadar bu Meclis çalıştırılmak isteniyor. Neredeydi aklınız şimdiye kadar? Neden şimdiye kadar doğru dürüst bir program yapmadınız. Her gün gündem değiştiriliyor. Bu günde gündeme yeniden zaten gündemde var olan 10 – 15 tane maddeye ilaveten 3 – 4 tane daha madde ilave ettiler, yarın ne yapacaklarını bilmiyoruz. Meclis Başkanı, dönemin sona ermesi dolayısıyla bir kokteyl verdi, Pazar akşamı çalışmalara ara verileceği söyleniyor, ama öbür yandan 15 Haziran’da Meclis’in olağanüstü toplantıya çağırılabileceği söyleniyor. 15 Haziran, seçimin ortası. Görevi bitmiş bir Meclis, kendisinden sonraki dönemle ilgili olarak, kendisinden sonra gelecek olan parlamentonun yapacağı işlerle ilgili olarak, onların görevlerine bugünden tasarrut ederek kanun çıkartmaya kalkışması, efendim İçtüzük değişikliği yaparak, hangi kanunlar kadük olur, hangileri olmaz diye birtakım yeni usuller ihdas etmeye kalkışırlarsa, biz onlara siz anarşi mi yaratmak istiyorsunuz sorusunu haklı olarak sorarız. Evet, Adalet ve Kalkınma Partisi mağlubiyetini gizleyebilmek için, başarısızlığını gizleyebilmek için toplumda anarşi yaratmaya çalışıyor. Tahrik ediyor bütün toplumu ve olmadık yöntemler ve usullerle yasama meclisini tıkamaktadırlar, milletvekillerinin özgür iradelerine televizyonların önünde, 70 milyon insanın önünde tasarrut etmektedirler. Daha nasıl tarif edelim biz bunu. Gerçekten arkadaşlar, son derece tehlikeli bir dönemecin içindeyiz. Ben, yarım asrı geçen siyasi yaşamın içerisinde böylesine bir ortam yaşamadım, böylesine rezalet diyebileceğim tutumlarla karşı karşıya kalmadım, hayretler içindeyim. Böyle bir şeyi yaşamış olmaktan dolayı çok mutsuzluk içindeyim. Ama ne yazık ki söylediklerim doğrudur ve ne yazık ki bunları hep beraber aşmak gibi çok önemli bir görevimiz vardır. Var mı efendim soru? Teşekkür ederim.


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim