tphlogo

YOLSUZLUKLAR VE MECLİSİN İŞLEYİŞİ
02.11.2006

GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN 02.11.2006 TARİHİNDE YAPTIĞI “YOLSUZLUKLAR VE MECLİSİN İŞLEYİŞİ” KONULU BASIN TOPLANTISI METNİ

Değerli basın mensupları, hepinizi selamlıyorum. Son günlerde, son haftalarda iktidar muhalefet ilişkilerinde oldukça gergin gelişmeler yaşıyoruz. Son zamanlarda özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin kamuoyu araştırmalarında yükselişte olduğunu gösteren haberler ve arkasından Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, çeşitli konularda yolsuzluklarla ilgili AKP’yi ilgilendiren yolsuzluklarla ilgili haberlerin yaygınlaşması gündemi geniş ölçüde işgal etmiş olması özellikle hükümet çevrelerinde Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi çevrelerinde büyük bir telaş yaratmış olsa gerek ki üzerimize çok ağır baskılarla gelmeye başladılar. Bilindiği gibi son haftalarda gümrüklerde meydana gelen yolsuzluklarla ilgili çok önemli gelişmeler oldu. insanları gerçekten hayrete düşürecek iddialar, olaylar kamuoyunun önüne serildi. Yıllardan beri yurtdışında kutsal inancımızı istismar ederek camilerde, cami çevrelerinde Almanya’da vatandaşlarımızın paralarını yatırırıma yönlendireceğiz diye ellerinden alıp, daha sonra onları hiç edenleri, yok edenlerin kamuoyuna yansıyan bir takım gelişmeleri oldu ve bütün bu işlerin AKP ile ilişkilerinin basında yer almaya başladığı bir ortamda yolsuzlukların üzerine yönelen Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünü kesmek için parlamentoda akıl almaz yöntemler uygulamaya başladılar. Şimdi bir kere parlamento çalışmaları genelde daha etkin hale getirmek için harekete geçen Cumhuriyet Halk Partisi’nin önüne bir takım usul engelleri çıkarıyorlardı. Ne gibi usul engelleri çıkarıyorlardı? Diyelim kanunlar görüşülürken söz isteme ve önerge vermek için prosedür vardır İçtüzükte belirtilmiş. İlgili kanunun sıra sayısı alıp Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünün önüne gelmiş olması sırasında partiler o andan itibaren önerge verebiliyorlar, söz alabiliyorlar. Şimdi son zamanlarda bu konuda yaptıkları uygulama şu. Biz zamanından önce hazırlanıyoruz, söz sırası için hazırladığımız önergeleri ve ayrıca yasanın maddeleri üzerindeki değişiklik önergelerimizi, gece sabahlara kadar çalışarak vaktinden önce, daha sıra sayısı işlem görmeden önce hazırlamış oluyoruz, gidiyoruz bazen orada günlerce, saatlerce Kanunlar Kararlarda bekliyoruz, sıra sayısı alınsın da hemen o önergeleri verelim, öncelik kazanalım, bunlar Mecliste görüşülsün diye. O arada, Kanunlar Kararlar henüz sıra sayısı verilmedi diyerek bizi bekletiyor. Öte yandan, Adalet ve Kalkınma Partisi ne zaman kendi önergelerini hazırlamış ise o saate göre ayarlayıp, matbaayı da ona göre çalıştırıp, hep iki partinin de aynı anda önergeleri vermesini sağlamak suretiyle, bize karşı bir engelleme yapmaya çalışıyorlar. Geçenlerde, bunu niye yaptıklarını sorduğumda, matbaaya verilen talimatın kim tarafından verildiğini sorduğumda, çok ilginç bir cevap aldım. Kanun yazılsın diye, basılsın diye matbaaya gittiği halde, aradan 1 – 2 gün geçtiği halde basılmamış olmasının sebebini sorduğumda, Meclis Genel Sekreterliği’nden durdurulduğunu ifade ettiler. Meclis Genel Sekreteri ile konuştuğumda, siz kendi başınıza böyle bir şeyi nasıl yapıyorsunuz dediğimde, bana konuşması sırasında Meclis Başkanı’nın eğiliminden söz etti. Yani Meclis Başkanı Meclis Genel Sekreteri’ne, Genel Sekreter’de Meclis’te çalışanlara talimat vermiş. Şimdi, tabi bunların hesabını zamanı geldiğinde soracağız ve bu sorumluluğun altından öyle kolay kalkamayacaklar. Meclisi kendi çiftlikleri gibi kullanamayacaklar. Kullansalar bile bunun sorumluluğu kendi dönemlerinden sonra sorulacak onlardan. Buraya Cumhuriyet Halk Partili bir Meclis Başkanı tarafsız bir Meclis Başkanı yönetimi geldiği zaman geçmiş dönemde yapılan yanlışlıklarla ilgili herhalde o sorumlulukların hesabı ilgililerden sorulacak. Bu vesileyle ben buradan ifade etmek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çalışan herkes Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin memurudur. Hiçbir partinin emrinde değildir. Hükümet partisinin yöneticilerinin Meclis’te görev yapan matbaadan Kanunlar Kararlara kadar görev yapan insanlar üzerinde herhangi bir baskı yapmaya hakkı yoktur. Onları sindirmeye hakları yoktur. Bu tip şikayetler bize gelmektedir. Biz bunların hesabını sırası geldiği zaman soracağız. Bu vesileyle bu sefer burada bu kadıyla keseyim bu konuyu. Ama bu konuda görev yapan memurların da teslim olmamaları gerektiğini, teslim olmanın da onlar için bir bedel ödemeyi gerektireceğini bugünden hatırlatmak istiyorum. Şimdi, çeşitli şekilde bize engelleme yapıyorlar. Bakınız, bir süreden beri gündem hazırlanırken Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri eskiden bir iki gün öncesinden bize haber verirlerdi. Şunları konuşalım, bizimde taleplerimiz olurdu, ortak bir gündem yaratmaya çalışırdık. Fakat artık bir süreden beri Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri pazartesi günü öğleden sonra bizi arıyorlar, Salı günü Mecliste ne görüşüleceğini tespit etmek için. Bizi aradıkları sırada Gruplarından yayınlanan kağıtlarda görüyoruz ki onlar muhtemel gündemi tespit etmişler. Bizi arıyorlar biz böyle bir gündem öneriyoruz ne dersiniz? Bizim o saatten sonra evet demekten başka bir şeyimiz kalmıyor. Evet demeyince de itirazımızı da ayrı Danışma Kurulu önerileri getirmekten başka bir çaremiz kalmıyor. Kalmıyor. Kabul etmiyoruz önerilerini ama biz de ayrı bir öneri getirmek durumunda kalıyoruz. Öneriler Mecliste oy çokluğu ile kararlaştırıldığı için parmak hesabıyla bizim denetleme görevimiz, gündem oluşturma görevimiz engelleniyor bir bu. İki, bir süreden beri çeşitli bahanelerle sözlü soruların görüşülmemesine karar veriliyor. Sözlü soru sistemi çabuk haberleşme, çabuk bilgi toplama ve o bilgilere göre sorunların üzerine yürüme olanağını verir milletvekillerine. Bir kere süresi içinde cevap verilmiyor. Hadi ondan vazgeçtik, Salı ve Çarşamba günleri gündemin başında bunlara belli bir saatin ayrılması gerekirken bu da ortadan kaldırılıyor. Üç, Meclisin denetleme olanaklarını kullanabilmek için gündemde sıra bekleyen çok sayıda Meclis Araştırması, Genel Görüşme Önergelerimiz var. Kanun Tekliflerimiz var. bunların gündeme gelmesi için Grupların öneri yapma hakkı vardır. Bunu kullanmaya çalışıyoruz. Efendim şu Araştırma Komisyonunu kuralım. Bu Genel Görüşmeyi yapalım diyoruz. Fakat onlar Genel Kurulda bu konuda olumsuz tavır takınarak hiç birisinin gündeme gelmesini sağlamıyorlar. Bakınız dün,çok önemli bir şey oldu. biz bu yılın başında gümrüklerde meydana gelen yolsuzluklarla ilgili olarak bir Araştırma Önergesi verdik 03 Ocak 2006. Geçen yılın onikinci ayında Edirne Gümrüklerinde meydana gelen yolsuzlarıyla ilgili olarak kamuoyu büyük bir paniğe kapılmıştı, büyük tartışmalar yapılıyordu, biz bu konunun gündeme getirilerek bir Araştırma Komisyonu kurulmak suretiyle Gümrüklerdeki olayların Meclis tarafından araştırılmasını, bilgilerin toplanmasını ve o bilgilere dayanılarak ta hükümetin alması gereken tedbirleri almasına katkıda bulunmak istedik. Fakat bu önergemizi sümenin altına attılar. Dün bu önergemizi biz tekrar gündeme taşıdık. Danışma Kurulunda uzlaşma olmadığı için Cumhuriyet Halk Partisi önerisi olarak Meclise bunu sunduk. Gümrüklerle ilgili bir komisyon kuralım, araştırma komisyonu zaten şu sırada başka yolsuzluklarda ortaya çıktı. Akaryakıt, yakıt yolsuzluğundan tutun otomobil kaçakçılığına kadar, çok sayıda çok derin, çok yoğun ve büyük ölçüde bürokrasiyi de ilgilendiren hatta bu işin başında bulunan Bakanı töhmet altında bırakan büyük iddialar ortaya atıldı. Bunlar tartışılsın, bunlarla ilgili bilgi toplansın gereği yapılsın istedik. Fakat dün onu da red ettiler. Gerekçe olarak ta şunu söylüyorlar. Efendim Mecliste çok önemli kanunlar var, Vakıflar Yasası (nereden önemliyse Avrupa Birliği istedi diye) bu yasa varken bunun için niye vakit kaybedelim. Böyle bir önergenin gündeme alınmasıyla ilgili mutabakat varsa hiç vakit kaybedilmez. Hemen kabul edilir. Komisyon kurulması için ertesi hafta partiler komisyona üyelerini verirler. Bir dahaki hafta komisyon çalışmaya başlar. Onun çalışması hiçbir şeyi engellemez. Ama engellediler. Dün konuyla ilgili olan Bakan böyle biraz Mecliste alışılmamış bir üslupla, külhanbeyi tavrıyla Meclis üyelerine karşı zaman zaman güç gösterisi anlamına gelebilecek çocukça tavırlar içerisinde mecliste bir konuşma yaparak kendisinin gümrüklerinde hiçbir olayın olmadığını o nedenle araştırmaya da gerek olmadığını söyledi. Halbuki, gümrüklerinde hiçbir olayın olmadığını o nedenle araştırma ya gerek olmadığını söyledi. Halbuki Müsteşarının hesap vermesi için tahkikatın devam edebilmesi için Teftiş Kurulu Raporuna uygun olarak yargının önüne gitsin demesi gerektiği hayır gitmesin diyen Bakan ona değil, Teftiş kuruluna değil bana inanın diyerek Meclisten Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin alkışları arasında bu önerge red edildi. Yani Araştırma Komisyonu kurulmasına gerek yoktur dediler. Çünkü bu iddiaların kendilerine ne kadar sıçrayacağını ve ne kadar zor durumda kalacaklarını görmüş olsalar gerek ki bunu örtbas etmeye çalışıyorlar. Kendine güvenen bir insan, kendine güvenen bir parti böyle bir iddia varsa araştırılsın, varsa bir sorun onun cezasını çekerim diyecek kadar yüreği olmayanlar böyle bir komisyonun kurulmamasını sağlayarak kafalarını kuma sokarak kendilerini kurtaracaklarını zannediyorlar. Burada bitmiyor bu iş değerli arkadaşlar. Bugün bu toplantıyı yapmamızın sebeplerinden bir tanesi de şu. Bugün gündemde gündem dışı konuşmalar arasında Sayın Atilla KART’ın yine Gümrükteki yolsuzluklarla ilgili gündem dışı konuşması vardı. Bu konuşma bu hafta Meclisi yöneten Sayın Başkanvekili İsmail Alptekin ile mutabakata varılarak saptanmıştı. Dün ve evvelsi gün bu saptamaya uygun olarak birer arkadaşımız gündem dışı konuşmuştu. Bugün de üçüncü gün olarak Sayın Atilla Kart’ın gümrüklerdeki yolsuzluklarla ilgili gündem dışı konuşması yapılacaktı. Biraz evvel öğrendik ki, bugünkü gündem dışı konuşmalar tümden iptal edilmiş. Meclis Başkanvekili gündem dışı konuşmalarla ilgili 59. maddeyi yanlış yorumlayarak bu sözü vermeyeceğini bizim Grubumuza bildirmiş. Kendisini aradım. Şu ana kadar ulaşılamadı. İçtüzüğün 59. maddesi Sayın Başkana böyle bir yetki vermemektedir. İçtüzüğün 59. maddesi Başbakana sadece 3 kişiyi aşmayacak ölçüde her oturumda söz verebileceğini öngörüyor. Bu 3 kişiyi aşmayacak, yani en fazla 3 kişi gündem dışı konuşacak. Hiç kimse konuşmayacak hakkını bize göre vermemektedir. Böyle bir taktir vermiyor. Kaldı ki, kendisi böyle bir sözün bugün kullanılacağını daha evvel kabul etmiş. Şimdi onu kaldırıyor. Meclis açıldığı zaman bu konuda usul tartışması yapacağız. Bunu engellemeye çalışıyorlar. Niye? Çünkü Sayın Atilla Kart dün meclis toplantısına katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin’e yolsuzluklarla ilgili çok önemli, can acıtıcı sorular sormuştur, rahatsız edici sorular sormuştur. Onlara cevap vermediler. Sayın Atilla Kart bugün de konuşacak. Bunu önlemek lazım diye düşünmüş olsalar gerek ki, kişiye göre veya konuşmasına göre önceden tedbir almaya çalışıyorlar. Biz kamuoyuna bunları anlatmaya çalışıyoruz. Bu iktidar son yılında her türlü yanlışı yapmaya kararlı bir iktidar görünümüne girmiştir. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi’nin muhalefet olarak, Meclisteki etkin muhalefetini kırabilmek için her türlü çareye başvuracağı anlaşılıyor. Her türlü engellemeye başvuracağı anlaşılıyor. Ama tabi ki buna karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin izleyeceği yeni parlamento mücadele yöntemlerinin ne olduğunu henüz bilmiyorlar. Biz muhalefetimizin şiddetini daha da yükselteceğiz. Meclisteki bütün denetim organ imkanlarını kullanacağız. Eğer, gündeme denetim konularını almamakta ısrar ederlerse, araştırma komisyonunun kurulmasının hatta kurulmasıyla ilgili konuşulmasına bile fırsat vermeyecek tedbirler, sözlü soruları ortadan kaldırarak gündem dışı konuşmaları ortadan kaldırarak ne kadar bizi engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar başka yöntemlerle biz bu meclisi etkin bir muhalefet sergileyecek hale yine getireceğiz. Bunu unutmasınlar. Ama tabi burada sorumlulukları olanlarla ilgili bir iki cümle daha söylemek istiyorum. Bütün meclis çalışmalarının bu hale gelmesinin başlıca sorumlusunun Meclis Başkanı olduğu kanısındayız. Meclis Başkanı aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yakışan bir başkanlık yapmamaktadır. Meclis Başkanı tarafsız bir Meclis Başkanı değildir. oysa Meclis Başkanı Anayasamıza göre tarafsız olması gerekir. Meclis Başkanı Adalet ve Kalkınma Partisine mensubiyetini bile bu göreve seçildiği anda dondurmuş durumdadır yasaya göre. Meclis başkanları niye partileriyle ilişiğini keserler? Çünkü partiler üstü olmak zorundadırlar. Çünkü bu meclis sadece AKP’nin değildir. üçte ikiye yakın çoğunluğu AKP’li olsa bile bu mecliste başka partiler de vardır. her partiye eşit muamele etmesi gerekir. Eşit mesafede durması gerekir. oysa bu Meclis Başkanı böyle bir Meclis Başkanı değildir. bu Meclis Başkanı bazen kendisini Başbakan zanneder. Bazen kendisini Cumhurbaşkanı hayal eder, bazen kendisini belki de başka şeyler hayal edebilir. Bu Meclis Başkanı bizce kendine dönük beklentilerine mahkum olmuş, onlara esir olmuş bir konumdadır ve Meclis Başkanı niteliğini bence yitirmiştir. Kendisine bu bakımdan saygı duyabilecek hiçbir nokta bırakmamıştır. Hele bir tanesini söyleyeceğim şimdi. Bu her şeyin üzerine tüy dikmiştir. Bir Meclisin Başkanı gerçek dışı konuşamaz. Yalan bilgi veremez. Bir Meclis Başkanı içindeki kini bir şekilde açığa vurma hakkına sahip değildir. Sayın Meclis Başkanı sayın da dememek lazım. Bay Meclis Başkanı 26 Ekim tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma günü olmasına rağmen toplanamamasından Cumhuriyet Halk Partisi’ni sorumlu tutmuştur ve dün İstanbul’da yaptığı bir açıklamada Cumhuriyet Halk Partili katip üyenin katılmaması sebebiyle Başkanlık Divanında teşekkül edemediği için Meclis Birleşimi açılamamıştır diyor. Sayın Meclis başkanı, Bay Meclis başkanı böyle söylüyor. Oysa, Bay Meclis Başkanının daha evvel görev Genel Kurul Başkanlık Divanı Nöbet Çizelgesi olarak yayınladığı çizelgede 26 Ekim 2006 tarihinde Başkan Vekili Ali Dinçer o gün orada var. Hazır gelmiş bekliyor. Katip üyeler Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinden Ahmet Gökhan Sarıçam ve Bayram Özçelik bunlar gelmediği için Meclis toplantısı Başkanlık Divanı oluşamamış. Ali Dinçer’de oturumu açamamıştır. Bizim Baş Meclis Başkanımız bunu Cumhuriyet Halk Partili Divan Üyesi gelmediği için Meclis açılamamıştır diyecek kadar kendi kişiliğini yere sermektedir, imzası da burada. Bu görevlendirmeyi yapan Meclis Başkanının imzası Bülent Arınç. Bundan bile haberdar olmayan Meclis Başkanına ne denilebilir. Kendi görev çizelgesini unutan, görevlendirme yazısını unutan, imzasını unutan demek ki hayalinde, kafasında, ruhunda öylesine bir CHP düşmanlığı var ki, öylesine taraflı bir hale gelmiş ki, bunları yapabiliyor. Ben Bay Meclis Başkanının derhal bu hatasını gördüğünü kamuoyuna açıklamasını ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden kamuoyu önünde özür dilemesini istiyorum ve bekliyorum. Bunu yapmadığı taktirde müşteri bir adamın hangi derecede değerlendirilmesi gerekiyorsa o derecede değerlendirileceğini ifade ediyorum. Bir Meclis Başkanına yakışmayan tavırdan kurtulmasını bekliyorum ve bütün Mecliste cereyan edecek bundan sonra bu ve buna benzer olaylar karşısında cereyan edecek olaylardan sayın Meclis Başkanını, Bay Meclis Başkanını sorumlu tutacağımızı ilan ediyorum. Hiç kimsenin gücü Cumhuriyet Halk Partisi’nin ne etkin muhalefetini önlemeye yeter, ne onun toplumdaki yükselişine yeter. Bütün bunlar berhuda gayretlerdir. Önümüzdeki ilk seçimde halkımız umut ediyorum bu durumu bir noktaya bir kara bağlayacaktır ve AKP’nin yolsuzluklarla iç içe gelmiş kadrolarının ve kendi partilerinin çıkarından başka bir şeyi düşünmeyerek her türlü baskıyı, yetkilerini kötüye kullanan bu kadrodan Türkiye’nin kurtulmasını sağlayacaktır. Sayın Başbakan sık sık biz geldik. Efendim, yolsuzlukları önledik, damardan girdik gibi ifadelerle kendi yaptıklarını anlatmaya çalıştılar. Şimdi aslında geçen zaman içerisinde pek çok yere daha hortum bağlandığını görüyoruz. işte, Meclis devreye girmezse bu hortumların nereye aktığını ispat etmek zorlaşır. Görev TBMM’nindir. Hükümetindir. Araştırma yapalım. Konuları yargıya teslim edelim, yargının önünü açalım, yeni hortumların nereye aktığını görelim. Ha, birileri bu yeni hortumların nereye aktığı konusunda eğer korkuya kapılıyorsa onun çaresi yoktur. o bugün olmazsa yarın nereye aktığı belli olacaktır. Dolayısıyla mesele yeni hortumların nerelere takıldığını ve bu hortumların nereye aktığını ortaya çıkaracak bir sürecin işlemesi lazım. Bu süreç de hukuk sistemi içerisinde işlemesi lazım. Bunun önünü de hükümetin açması lazım. Meclisin de bu yapılmıyorsa hükümeti bu açıdan denetlemesi lazım. Bizim savunduğumuz şey budur. Yapmak istediğimiz budur. Bize karşı baskılar da bunu önlemeye dönük baskılar. Bütün meseleyi sanıyorum ki bu son sözlerim ifade edecek durumdadır. Teşekkür ederim.
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim