tphlogo

22. Dönem
12.05.2004

YÖK Yasa Tasarısı hakkındaki konuşma

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum; YÖK Yasasında değişiklik yapılmasına dair tasarının neden gündeme alınmaması gerektiği konusunda düşüncelerimi sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum.

Sayın milletvekilleri, konuşmama başlarken, öncelikle YÖK Yasasının geniş kapsamlı olarak ele alınıp, çağdaş eğitim standartlarına üniversitelerimizi kavuşturabilmek amacına dönük olarak, bir yandan bilimsel özerkliği, idari özerkliği korurken, öte yandan mali özerkliği de üniversitelerimize kazandırmanın gerekli olduğuna inanıyorum. O nedenle, bu yasa üzerinde değişiklik yapılması esas itibariyle doğru bir yaklaşımdır; fakat önümüze getirilen tasarı böyle bir amacı gerçekleştirmek için herhangi bir yenilik ve ileriye doğru atılmış bir adım içermemektedir.

Onyedi aydır, hükümet, bu tasarı üzerinde çalışmaktadır, üniversitelerle bir uzlaşma sağlamaya çalışmaktadır; ama, ne yazık ki, onyedi ayın sonunda, uzlaşmaya dayalı bir metin, dört başı mamur bir metin önümüze getirilememiştir. Önümüze getirilen metin, 11 maddelik bir kısmî değişiklik içermektedir. Demek ki, onyedi ayda bu işi başaramadınız.

Şimdi, üniversitelerle bir uyum sağlayamama noktasında, suçu üniversitelere atarak bu işin altından kalkamazsınız. Onyedi ayda bu konuyu çözüme kavuşturamamak, sizin de, bu konuda sorumlu ve suçlu olduğunuzun bence kanıtıdır. Eğer, bir hükümet, üniversitelerimizle bir uyum sağlayamıyorsa, bunu, başka ne şekilde değerlendirebiliriz acaba?

Siz, üniversitedekileri, oradaki yöneticileri, hep direnen, her haklı şeye karşı direnen kişiler olarak mı tanımlamak istiyorsunuz? Hepinizi yetiştiren insanları Türkiye'nin ulusal çıkarlarına dönük bir noktada ikna edememeyi onların inatçılığına bağlamak, bizzatihi inatçılığın ta kendisidir. İnatçılığı, orada değil kendinizde aramalısınız.

Ben, gerginlikleri artırmaya çaba sarf etmiyorum, gerginlikleri yumuşatmak için konuşmak istiyorum burada. Kendinize dönük eksiklikleri göremezseniz, hep eksiklikleri, kusurları karşınızdakilere yüklemeye kalkışırsanız, başarılı bir sonuca ulaşamazsınız.

Değerli arkadaşlarım, önce şuna bir bakalım: Onyedi ay çalıştıktan sonra, 11 maddelik bir kısmî değişiklik tasarısını Meclise getiriyorsunuz ve Sayın Meclis Başkanımız, bunu, esas komisyon olarak Millî Eğitim Komisyonuna, tali komisyon olarak da Plan ve Bütçe Komisyonuna havale ediyor. Neden Plan ve Bütçe Komisyonuna gidiyor; çünkü, içerisinde, malî konularla ilgili, kadrolarla ilgili düzenlemeler var, onun için. Peki, soruyorum size; Plan ve Bütçe Komisyonu bunu görüştü mü; Plan ve Bütçe Komisyonu bu konulara ilişkin görüşünü esas komisyona bildirdi mi? Hayır; buna imkân vermediniz; çünkü, komisyonlarda konuşulmaya başladığı gün, Millî Eğitim Komisyonunda, bunu, birkaç saatin içerisinde, çabucak çıkardınız.

Değerli arkadaşlarım, her önemli konu, tali komisyonlarda konuşulur, esas komisyonda sonuca bağlanır; ama, bu komisyonların genel kurulunda konuşulmadan önce, önemli konular, alt komisyonlar kurularak, orada konuşulur. Bu tasarı, alt komisyona havale edilmesi gereken en birinci sıradaki tasarı olması gerekir. Neden; çünkü, üniversitelerle hükümet anlaşamamış, uzlaşamamış, karşı görüşleri var; alt komisyonda Parlamentoyu temsil eden milletvekilleri, üniversitelerden, ilgili kurumlardan gelecek temsilcileri de dinleyecek, belki uzlaşmaya, hükümet ile onlar arasında uzlaşmayı sağlamaya dönük bir katkı koyacak; neden bu katkıya gerek duymadınız?! Aceleniz var; bir an evvel bunu Meclisten çıkaralım... Onyedi ay beklemişsiniz, üç beş ay daha bekleseniz ne olurdu?! Ha, söz verdiniz; bu sene, üniversiteye giriş sınavlarını istediğiniz gibi düzenleyeceksiniz; onu sağlayabilmek için, alelacele bunu getiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, böyle bir tutum gerginlik yaratacak, tabiî ki gerginlik yaratacak. Siz, konuları kendi platformlarında tartışmıyorsunuz, olgun davranmıyorsunuz. Bakınız, bu tasarı Meclise gönderildiği gün, hükümet adına, sakın ha, bu tasarıyı imam-hatiplere indirgeyerek değerlendirmeyin... Bunu imam-hatiplere indirgeyen sizsiniz değerli arkadaşlarım, sizin hükümetiniz.

Bu yasanın içinde ne var; iki tane temel konu var: Bir tanesi, YÖK'ün yeniden düzenlenmesi; 22 kişilik YÖK'ü 16 kişilik bir kurula dönüştürüyorsunuz. Çok da önemli değil; bugün değişse ne olacak, üç ay sonra değişse ne olacak; önemli değil; ama, bir tane bu var. Bir de ne var; üniversiteye giriş sınavında puanları değiştirerek, sistemi değiştirerek, meslek okullarının önünü açıyoruz bahanesiyle imam-hatip liselerinin önünü açmaya çalışıyorsunuz. Özünü tartışmıyorum, önünün açılması veya açılmaması üzerinde bir tartışma bu aşamada yapmıyorum; onu arkadaşlarım yapacak; ama, size şunu söylüyorum: Siz, bu tasarıyı imam-hatip liselerinin önünü açmak için getirmediniz mi?! Bu YÖK tasarısını imam-hatip liselerine siz indirgemediniz mi?! Şimdi, hem suçlu hem güçlü, tasarıyı imam-hatip liselerine indirgeyeceksiniz; YÖK'ün çözülmesi gereken çok konuları olmasına rağmen alelacele getireceksiniz, bir imam-hatip lisesi tasarısı haline dönüştüreceksiniz; ondan sonra -yavuz hırsız ev sahibini bastırır- siz bunu imam-hatip liselerine indirgeyemezsiniz suçlamasını yapacaksınız. Bu ayıp olmuyor mu arkadaşlar, ayıp olmuyor mu?! Sıkılmıyor musunuz bundan?

YAHYA BAŞ (İstanbul) - Siz sıkılmıyor musunuz...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bana laf atmayın; ağır cevap veririm. Bildiğiniz bir şey varsa, çıkar, konuşursunuz.

Değerli arkadaşlarım, gerginliği siz yarattınız. Gerginlik nasıl yaratılır; toplumun çok duyarlı olduğu konularla ilgili ortaya bir şey atarsınız, o duyarlılıklar harekete geçer, o harekete geçtikten sonra da siz çıkarsınız, dersiniz ki: "Bakın, nasıl bağırıyorlar, çağırıyorlar."

İDRİS NAİM ŞAHİN (İstanbul) - Ders alın...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz başkalarına tavsiyede bulunmayın, asıl sizin ders almaya ihtiyacınız var.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, siz, bu gerginliğin neden doğduğunu eğer kavrayamazsanız, bu gerginliği de ortadan kaldıramazsınız. (AK Parti sıralarından "gerginlik yok" sesleri) Ne demek gerginlik yok?! Üniversitelerin bütün profesörleri, yöneticileri protestolara giriyorlar. Çeşitli kurumlar, kuruluşlar, herkes bu konudaki tepkisini ortaya koyuyor ve ondan sonra da, siz, yöneticileriniz marifetiyle bize "aman, şu gerginliği hafifletmek için siz de bize yardım edin" diyorsunuz; şimdi de burada "gerginlik yok" diyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun)- Çıkmaz.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Tabiî; niye çıkmasın! Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanının odasına gidebiliyor da, 100 kişiyi dışarıda bırakıp "sizden ancak birkaç kişilik temsilci alırız" deyip üniversite hocalarını kapıda tutarsanız, bizden de, sizin yaptığınız saygısızlığı bekleyemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, buraya kadar gelmiş olan üniversite hocalarını, bu milletin malı olan bu çatının altında dinlemek üzere, ancak sığabilecekleri bir salona almakla görevimizi yaptık. Bundan dolayı bizi suçlayamazsınız.

Değerli arkadaşlarım, gerginliğin asıl nedeni, bu tasarının açıkça Anayasaya aykırılıklar taşımış olmasından kaynaklanmaktadır. Açıkça aykırılık taşımaktadır. Siz, biz iktidarız... Sayın Başbakan dün buyurmuşlar: "Biz seçildik, geldik, bu toplumsal uzlaşmanın temsilcisi biziz." Hayır Sayın Başbakan! Hayır Sayın Başbakan; siz, demokrasiyi daha yeni anlamaya başladınız; çünkü, düne kadar demokrasiyi araç olarak niteliyordunuz; o nedenle demokrasinin zenginliğini, genişliğini, içeriğini kavramakta zorluk çekebilirsiniz; ama, burada...
ALİ TOPUZ (Devamla) - ...toplumsal uzlaşmayı, sadece iktidarı ele geçirmiş bir çoğunluğun temsil ettiğini söylemek, demokrasi adına gerçekten çok yanlış olmuştur. Sayın Genel Başkanın, Sayın Başbakanın, biraz demokrasiyle ilgilenmesi ve demokrasiyi özümsemesi için biraz çaba sarf etmesi gerekiyor. Eğer sadece halkın Meclise gönderdikleri toplumsal uzlaşmanın bir tarafıysa, bu Meclisi oluşturan Anamuhalefet Partisi ile İktidar Partisi neden bu konuda bir uzlaşma arayışı içine girmedi; yani, siz, kayıtlı seçmenin dörtte birinin, seçime katılan seçmenin üçte birinin oyunu alacaksınız, tesadüfen 386 milletvekilli bir grup oluşturacaksınız ve siz bununla...

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - 368.

ALİ TOPUZ (Devamla) - 368, pardon. Siz, tesadüfen bununla... (AK Parti sıralarından alkışlar[!])


ALİ TOPUZ (Devamla) - Neyi alkışlıyorsunuz?!.. Kendi hafifliğinizi alkışlıyorsunuz, kendi cehaletinizi alkışlıyorsunuz. Kürsüde, ben, eğer bir rakamı yanlış söylememiş olsaydım, bunu da yapamayacaktınız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Seçimden yeni çıktık.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Sizin demokrasi anlayışınızın bu olduğunu biliyorum. O nedenle, söyledim size, biraz demokrasi öğrenmeniz lazım.

Değerli arkadaşlarım, şunu size tavsiye etmek istiyorum: Çoğunluk, her şeyi her zaman yapma hakkını herkese vermez. Anayasayı doğruca bir okuyun, çağdaş demokrasinin ne olduğunu öğrenin ve ondan sonra bu konularla ilgili iddia sahibi olun. Size yapabileceğim en iyi arkadaşlık, şu Mecliste oturmanın verdiği imkânla, size yapabileceğim en iyi arkadaşlık, en iyi yardım, bu konulardaki eksikliğinizi, yanlışlığınızı size hatırlatmaktır.

Ben, bu tasarının Meclise gelebilecek kadar olgunlaşmış bir tasarı olduğuna inanmıyorum. Bu, inadın tasarısıdır. İnat, sizi bir yere götürmez. İnat, kötü bir şeydir. Herkesin, inatlarını aşabilecek bir olgunluğa kavuşması gerekir. Bu Meclisin olgun üyelerden oluşması gerekir. İnatçı kişilerin oluşturacağı bir Meclisten Türk Milletinin yararına sonuç çıkarmak o kadar kolay olmayacaktır.

Size, bu konuşmayla, uyarı görevimi yapmış oluyorum. Ne yapacağınızı da biliyorum; ama, tarihî sorumluluğunuzla baş başa bırakarak, hepinizi, yeniden, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.


Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dönem: 22, Yasama Yılı: 2, Birleşim: 88,(12.05.2004).

Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim