tphlogo

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK’İN AÇIKLAMALARINA YANIT
27.04.2006

CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN; 27.04.2006 TARİHİNDE YAPTIĞI “ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK’İN AÇIKLAMALARI” KONULU BASIN TOPLANTISI METNİ

Değerli basın mensupları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde komisyonlarda görüşmeye başlanmış, tartışılmaya başlanmış olan Terörle Mücadele Yasası üzerinde, Niğde Milletvekili Sayın Orhan ERASLAN ve Konya Milletvekili Sayın Atilla KART’la birlikte bazı bölümleriyle açıklama yapma ihtiyacını duyduk.

 

Bilindiği gibi bu sabah saatlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, yani Ana muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Deniz BAYKAL, Terörle Mücadele Yasası konusunda toplumu bilgilendirmek ve ilgilileri uyarmak amacıyla bir basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda, Terörle Mücadele Yasası ile ilgili değerlendirmelerini sundu, daha sonra da Sayın Adalet Bakanı, Sayın Deniz BAYKAL’ın açıklamalarına yanıtlar verdi. Bu çerçevede, bazı konuların bizim tarafımızdan da açıklanması gereği doğdu.

 

Bir kere şu gerçeği açıkça ifade etmek istiyoruz. Yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmadan önce ya da sunulduktan sonra bu aşamaya kadar hiçbir aşamada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bilgilendirilmesi konusunda bir çaba sarf etmedi hükümet. Yani, bu yasanın hazırlık aşamasında ve Meclis’e sunulduğu aşamada, Cumhuriyet Halk Partisi ile hiç görüşülmedi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin fikri alınmadı, Cumhuriyet Halk Partisi’nden katkı istenmedi. Kimlerle beraber hazırladılar? Devletin çeşitli kurumlarının terörle mücadele konusunda, çok haklı nedenlere dayalı olarak bazı talepleri olduğunu biliyoruz. Terörle Mücadele Yasası’yla ilgili bir yeni düzenlemenin yapılması ve terörü daha etkin bir şekilde, ama demokratik hakları koruyarak, fakat terörü de önlemeye dönük, daha hızlı hareket etmeye dönük bütün engelleri ortadan kaldıracak bir yasanın gelmesine ihtiyaç vardı, ama böyle bir yasanın içerisine terörle mücadeleyle ilgisi olmayan başka konuların da alınmış olmasını görmek, doğrusu bizi derinden üzmüştür. Terörle mücadele için gerekli önlemler konusunda, ilgili güvenlik kuruluşlarımızın – kurumlarımızın taleplerinin ne kadarı buraya yansıdı, ne kadarı yansımadı onu da bilmiyoruz. Biz bu durum karşısında, konuyu en geniş bir şekilde inceleme ihtiyacını duyduk. Sayın Genel Başkan başta olmak üzere, partinin bu işle ilgili bütün kurumları biraraya gelerek değerlendirme yaptılar. Partimizin dışındaki uzman çevrelerden, adalet kurumlarının önemli görevler üstlenmiş kişilerden bu konuyla ilgili değerlendirmeler aldılar, üniversitelerimizin değerli öğretim üyelerinden bu konuyla ilgili değerlendirmeler alındı ve Sayın Genel Başkan, bütün bunların sonunda çok kaygı verici bir durumun, çok ciddiye alınması gereken bir durumun söz konusu olduğu kanaatine vardı ve bunu açıkladı. Sayın Genel Başkan’ın bu açıklamasına karşı, Sayın Adalet Bakanı’nın bugün yaptığı, verdiği cevaplarda, maalesef konuyu bir polemik konusu haline dönüştürmeye dönük, Sayın Genel Başkan’ın bu açıklamayı hangi haleti ruhiye içinde yaptığına, ne amaçla yaptığına ilişkin birtakım saçmasapan iddialarda bulunarak, suçlayıcı birtakım ifadeler kullanarak, güvenlik güçlerinin moralini bozmaya dönük bir çaba olarak Sayın Genel Başkan’ın girişimini açıklamaya varan birtakım sorumsuzca davranışlar içerisinde, sorumsuzca açıklamalar içinde bulundu. Bunu, bir bakanın ciddiyetiyle ve serinkanlılığıyla bağdaştıramadığımızı söylemekle yetiniyorum. Bu konulara daha fazla bir cevap vermeyi gereksiz buluyorum.

 

Hiç unutulmamalıdır ki, Ana muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı’dır Sayın Deniz BAYKAL. Ana muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı önemli sorumluluklar taşımaktadır, iktidarın başı kadar sorumluluk taşımaktadır. Ne yapmıştır Ana muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı? Duyduğu endişeyi – kaygıyı kamuoyuyla paylaşmıştır, bütün hukuk çevrelerinin bu tartışmanın içine girmesini sağlamıştır, yaratılan bu tartışma ortamı içerisinde gerçeklerin ortaya çıkmasına hizmet etmiştir, yani görev yapmıştır. Belki hükümet de, yanlışını anlayarak dönme şansını yakalayabileceği bir ortam yakalamıştır. Bundan memnun olunacağı yerde bundan şikayet etmek ve bunu bir siyasi polemik konusu haline getirmek doğrusu yanlıştır. Biz, bir konuyu çok merak ediyoruz. Bu kadar önemli bir yasada -ki nerelerden katkı alındı bilmiyoruz- sadece güvenlik güçlerinin taleplerini mi yansıtıyor, yoksa içeriden – dışarıdan birtakım çevrelerin hükümetten istediklerini mi yansıtıyor? Gerekçelerde, bazı isteklerin de bu vesileyle karşılaştığına ilişkin kapalı bir hüküm var. Biz, Abdullah ÖCALAN’ın durumuyla ilgili olarak dış çevrelerin de hükümetten birtakım talepleri olduğunu biliyoruz, bizim bildiğimiz gibi kamuoyu da biliyor bunu. Acaba bu talepler ne kadar bu yasanın içerisine girdi – çıktı, onu bilmiyoruz.

 

Bakanlar Kurulu, çok ciddi bir makamdır, Sayın Başbakan’ın başkanlığında bir heyettir. Hadi birinin gözünden kaçtı, başkaları nasıl göremedi bu açıklıkları? Acaba Bakanlar Kurulu’nda bu tasarı dolayısıyla, bu tasarı yasalaştığı zaman doğabilecek bir olumsuz durum var mıdır, yok mudur kaygısı düşünülebildi mi? Acaba, terör örgütünün başıyla ilgili ilk defa bu yasalara giren bir hüküm, herhangi bir bakanın dikkatini çekerek, “bunu bir inceleyelim” diyecek bir hassasiyet doğurdu mu, doğurmadı mı bilmiyoruz. Çünkü bugüne kadar çıkan pişmanlık yasalarının hepsinde, terör örgütünün başı ve onun baştaki yöneticileri, daima o kanunların kapsamı dışında tutulmuştur. İlk defa terör örgütünün başı ve onun yakın mesai arkadaşları, böyle bir pişmanlığın kapsamı içine alınıyor. Bu, Bakanlar Kurulu üyelerinin dikkatini acaba hiç çekmedi mi? Yoksa Sayın Bakanlar Kurulu üyeleri, önlerine gelen tasarıyı genel bir tartışmadan sonra, “uygun gördük” deyip geçirdiler mi? Bu da bizim çok dikkatimizi çekiyor. Ama bir noktada, biz olumlu sinyal almış sayıyoruz kendimizi. Çünkü Sayın Adalet Bakanı’nın, bu yasayı tümüyle takabbül ettiği ve bu yasanın arkasında durduğu izlenimini verdiğine tanık olamadık. Bir ölçüde, belki düzeltilebilir, varsa bir yanlışlık onu düzeltebiliriz anlayışı kendisinde hakim olabilir diye düşünüyoruz. Sayın Adalet Bakanı’nın bizim bu konuda kaygılı olduğumuzu, sadece Genel Başkanımızın yaptığı açıklamadan duyduğunu sanmıyorum. Çünkü Sayın Adalet Bakanı, dün akşam saatlerinde, dün öğleden sonraki saatlerde, bizim yetkili arkadaşlarımızdan bazılarının kendisine yaptığı açıklamalarda ifade edilmiştir ki, biz bu yasadan endişe duyuyoruz. Aradan 12 saate yakın bir zaman geçmiştir, bu endişelerimizle ilgili herhangi bir ikinci endişe duyup, “acaba ne endişesi duyuyorsunuz, bir de ben şunlara bir konuşalım” deme ihtiyacını da, Sayın Genel Başkan açıklama yapıncaya kadar, şu saate kadar Sayın Adalet Bakanı bizden sormamıştır. Dolayısıyla, çok ciddi bir durum vardır. Ben daha fazla bu konu üzerinde bir değerlendirme yapmadan, sadece pişmanlık yasalarında ilk kez terör örgütü liderinin de bu yasayla kapsam içine alındığını söylüyorum ve bunun doğuracağı büyük sakıncalar olduğunu ifade ediyorum. Teknik olarak da, önce Sayın Orhan ERASLAN, gerek görülürse Sayın Atilla KART, sorularınız olursa bunları yanıtlamak üzere açıklamalarımıza devam ediyorum. Ben şimdi sözü Sayın Orhan ERASLAN’a bırakıyorum.

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Sayın basın mensupları, Sayın Genel Başkanımızın sabahleyin yaptığı basın toplantısında, Terörle Mücadele Yasası’nın 6 ncı maddesinin son fıkrasında Türk Ceza Yasası’na yapılan bir yollamayla, terörist başı Abdullah ÖCALAN’a af benzeri ceza indirimi ya da af gibi bir yolun açılabildiği konusundaki duyarlılığımızı yansıtmamızdan sonra, anlatmamızdan sonra Sayın Adalet Bakanı, Sayın Grup Başkanvekilimin de açıkladığı gibi bir basın toplantısı yaptı. Ben dikkatle izledim basın toplantısını, “böyle bir şey yoktur” diyemedi, “vardır, önlemini alacağız” da diyemedi. Çok enteresan, “yoktur” diye bir net ifade kullanamadı. Daha sonra kimi çevrelerden, kimi hukukçular buna katkıda bulundular, işte olurdu – olmazdı tartışması başladı.

 

Değerli arkadaşlar, bizim temennimiz uygulanması değildir, biz mahkeme değiliz. Bu tabi ki mahkemeye başvurularak, mahkemenin karar altına alacağı bir husustur. Ama böyle bir yolun açık olduğuna dikkat çekiyoruz, bu düzenlemeyle böyle bir yol açılmıştır diyoruz. Şimdi, açık değildir diyenlerin görüşleri 3 noktada toplanıyor. Birincisi, deniliyor ki Abdullah ÖCALAN’a ilişkin hüküm kesinleşmiştir, kesin hüküm bu yasa kapsamında değerlendirilemez, birincisi bu.

 

Değerli arkadaşlarım, infaz yasalarında birçok değişiklikler yapıldı, birçok yasalarda değişiklikler yapıldı. Hatta işlediği suçtan dolayı cezası kesinleşmiştir, o ceza maddesi değiştirildi, en son işte gaspla ilgili konularda değişiklik yapıldı eskiye oranla, 21 yıla varan gasplar 10 yıla kadar düşürüldü -hatırlatmak için-, onların da hepsi cezası kesinleşmişti. Ama Ceza Kanunu’nun uygulanmasıyla ilişkin yasanın 9 uncu maddesinde de açıkça yazıldığı gibi, ayrıca evrensel bir ceza kuralı olan, lehe hüküm daima uygulanır, lehe hüküm uygulanır ceza hukukunda. Cezanız kesinleşsin – kesinleşmesin, lehe bir hüküm hangi yasada ne nam altında getirirseniz getirin, getirdiğiniz kişinin lehine oluyorsa, onu engelleyen bir hüküm yoksa lehe hüküm uygulanır, bu evrensel kural. Bir defa hüküm kesinleşmiştir, bu buna uygulanmaz, uygulanamaz diye bir şey doğru değildir, hiçbir hukukçu yasanın hiçbir yerinde buna dair tek satır bir şey gösteremez, birincisi bu.

 

İkincisi, değerli arkadaşlarım deniliyor ki, Abdullah ÖCALAN 125 inci maddeden hüküm aldı. Yani, Terörle Mücadele Yasası’ndan mahkum olmadı ki deniliyor. Şimdi, 6 ncı maddeyle, tasarının 6 ncı maddesiyle 7 nci maddede bir değişiklik yapılıyor. Deniliyor ki, “1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik suç işlemek üzere terör örgütü kuranlar”, 1 inci madde ne Terörle Mücadele Yasası’nın bir bakalım? “Terör, cebir şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biri ile Anayasada belirtilen Cumhuriyetlerin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek”, uzayıp gidiyor, yani, 125 inci maddeyi de kapsayacak şekilde bir atıf yapılan 1 inci maddede hüküm var. Ayrıca, bu yasa özel bir yasa, Terörle Mücadele Yasası, 3 üncü maddesinde terör suçlarını saymış, 125 inci maddede bunlardan, -eski 125, şimdi 302- bunlardan bir tanesi, yani bu yasanın kapsamında bir suç, bu yasaya yabancı bir suç değil. Dolayısıyla, burada yapılacak lehe hüküm doğrudan doğruya orada uygulanacaktır, uygulanmayacağını söylemek doğru değildir.

 

Şimdi, bir üçüncü yanlışlık da şu değerli arkadaşlarım. Deniliyor ki, “işte Abdullah ÖCALAN, yani ne gibi bir pişmanlık gösterebilir, işte etkin pişmanlıkta, işte örgütü yakalattırmak bir şey, bu tür şeyler gerekir, yani sonuç aldırmak gerekir”. Bu da doğru bir tespit değildir, çünkü 221 inci madde aslında silahlı örgütlerle ilgili bir düzenleme değildi, herhangi bir örgütle ilgili bir düzenlemeydi, onun etkin pişmanlığıydı. Terörle Mücadele Yasası oraya atıfta bulunduğu için, bakınız ben orayı okuyayım şimdi size, burada yani kimseyi ele geçirttirme mecburiyeti yok, örgütü çökerttirme mecburiyeti yok, bakın dikkatinizi çekiyorum, bu tür açıklamalar yapılıyor. Biraz önce çeşitli hukukçuları, eski bakanları falan dinledim, tabi yasayı bilmedikleri için öyle bir şey var zannediyorlar, 221 inci madde dördüncü fıkrasına girer düşüncesindeyiz, orayı okuyorum, “suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen”, -Cemil ÇİÇEK diyordu ki “suç işlemeden önce olacak-, bakın “suç işleyen” de diyor, “suç işleyen veya örgüte bilerek, isteyerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçundan dolayı ceza hükmü olunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır”. Şimdi burada, örgütü çökertmek diye bir şey yok, örgütü çökertecek bilgi vermek diye bir şey yok, ne var? Örgüt hakkında bilgi vermek, faaliyetinde, örgütün faaliyeti, işlediği suçlar ve örgüt hakkında bilgi vermek. Şimdi yargılama safhasını hatırlayın Öcalan’ın. Örgüt hakkında bilgi verdi mi arkadaşlar? Kim derki vermedi, çok açık. Faaliyetleri hakkında da bilgi verdi. Yani, o geçmişte kaldıydı, o zaman vermediydi değil, hayır. Denilecek laf şudur, temennimiz değildir bu bizim, arzumuz değildir, bir tehlikeye dikkat çekiyoruz, biz de arzu etmiyoruz. Denilecek laf şudur, “ben atıf yaptığınız şeyleri yargılama safahatında yaptım, örgüt hakkında bilgi verdim”, işlediği suçlar hakkında bilgi verdi, “ve siz bu suçu terör suçu kapsamında değerlendiriyorsunuz ve bu yasanın 7 nci maddesine, 6 ncı maddeyle, tasarının 6 ncı maddesiyle 7 nci maddesine son fıkra düzenliyorsunuz, etkin pişmanlık, ben bundan yararlanmadım, yeni geldi, lehime bir yasadır, özel bir yasadır” demesi ve bunun mahkemede tartışılması ortamını doğuruyor. Mahkeme buna karar verir – vermez bu ayrı bir süreç. O yargının yerine kendimizi koymayız, ama böyle bir yolun açıldığını söylüyoruz.

 

Şimdi bu yasa özel bir yasadır. Özel yasayla genel yasa arasında ihtilaf olursa, özel yasa nazar itibar alınır. Bu yasa sonraki tarihli bir yasadır, sonraki tarihli bir yasayla, önceki tarihli yasa arasında ihtilaf olursa, sonraki tarihli yasa nazara alınır. Bu yasa lehe bir yasadır, lehe bir yasayla lehe olmayan yasa arasında ihtilaf olursa, lehe yasa nazar itibar alınır. Bu açıklamalar çerçevesinde, böyle bir ihtimalin çok ciddi bir biçimde varolduğunu ifade etmek durumundayız. Buna mahkeme karar verir – vermez, o ayrı bir süreçtir. Yani söylenen şeyler, bunu engelleyen açıklamalar değildir, net olarak bunu ifade etmek istiyorum.

 

Öte yandan bir konuyu daha söyleyeceğim. Şimdiye kadar çeşitli kereler değerli arkadaşlarım, isimleri farklı Pişmanlık Yasası, Topluma Kazandırma Yasası, Eve Dönüş Yasası, bilmem ne yasası adı altında yasalar çıkarıldı, bunlardan bir koleksiyon bende var, bir koleksiyon var. En sonda bu hükümet döneminde, Topluma Kazandırma Yasası adı altında çıkartıldı, yine hafızası güçlü olanlar hatırlayacaktır, bu yasanın Hizbullah katillerine de yaradığını ben o zaman da ifade etmiştim, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu o zaman da ifade etmişti. Tutanaklara bakarsanız, o zaman ilgili Sayın Bakan böyle bir şeyin olmadığını söylemişti, ama uygulamada gördük ki bal gibi yararlandılar. Ama o yasadan bile şimdiki düzenleme daha kötü bir düzenlemedir, o yasada bakın şu kaygı duyulmuş, şunlar yararlanamaz demişler, “her ne ad altında olursa olsun, en üst seviyedeki yönetim biriminde yer almış olup, tamamı üzerinde etkili olacak şekilde terör örgütünü sevk ve idare edenler”, bunların yararlanamayacağı açıkça sayılmış, terörist başlarının, kimlerin. İlk defa böyle bir şey sayılmıyor. Bakın arkadaşlar, bu bu yasa. Bazı suç failleri ile ilgili 4450 sayılı yasada benzer yaklaşım vardır, 4085’te benzer yaklaşımlar var, 3853’te benzer yaklaşımlar var, 3618’te var, 3419’da var ve 3216 sayılı yasalarda var. Bunların önemli bir bölümünde çerçeveler çizilmiş, denilmiş ki “şunlar yararlanır, şunlar yararlanmaz, yararlanmak için örgütü çökerttirmek lazım”. Bunda böyle bir şey yok, demin okudum maddeyi, örgütün çökertileceğine dair nerede hüküm var. Yani kanun olmadan, kendi kendimize, “e ben öyle niyet ettiydim”, öyle niyet olmaz, bizim niyet okuma özelliğimiz yoktur, Sayın Bakan “niyet mi okudular” diyor, tam tersine kendisi niyetini söylüyor. Ama niyet değil, biz yazılı şeylere bakıyoruz, bu doğru değildir. Bu itibarla, bu yasa çok vahim bir düzenlemedir, vahim neticelere yol açabilir. Temennimiz değildir, arzumuz değildir.

 

Şimdi, sadece Apo’ya da münhasır değildir. İş birazcık Apo’yla tartışılıyor ama bu yasa yine terörün başlarından olan Murat KARAYILAN’ından Osman ÖCALAN’ına kadar, bu terör örgütünü sevk ve idare eden herkes için geçerlidir. Daha vahimini söyleyeyim, süresizdir. Şu yasaların hepsi sürelidir, 3 ay süreli, 5 ay süreli, 6 ay süreli, 1 yıl süreli, 2 yıl süreli, bu süresizdir. 7 yıl eşkıyalık yap, 7 yıl sonra “örgüt hakkında bilgi verdim, teslim oluyorum” de, yararlan, böyle bir şey olamaz. Bu asıl, Sayın Bakan diyor ki, “terörle mücadelede Sayın Baykal’ın açıklamaları zafiyet yaratır” diyor, asıl böyle bir düzenleme zafiyet yaratır. Terörle mücadele yapan devletin birimleri, siyasi iradenin kendi arkalarında olmadığını, ayak sürüme peşinde olduğunu görmeleri asıl terörle mücadelede zafiyet yaratacaktır.

 

Şimdi, burada ilk defa bir şeye de tanık oluyoruz. Sayın Bakan’ın açıklamalarını hayretle izledim, yani, devletin çeşitli kademelerinden bürokrasi, hükümetin verdiği – çizdiği siyasi çerçeve içerisinde iş yapar. Ola ki, onların hatası bile olsa bunun sorumlusu siyasi sorumlulardır. Yani biz, burada bir kusur doğduğunda yargılanacak olan, oraya teknik düzeyde katkıda bulunan herhangi bir memur mudur, Adalet Bakanı mıdır? Yani, hükümet midir sorumlusu? Kimi sorumlu tutacağız? Buna imzayı koyan kimdir? Yani, teknisyen düzeyde onunla çalış, bununla çalış, orası beni ilgilendirmiyor. Yani bizim, devletin herhangi bir organına karşı, yönelik bir şeyimiz yok. Bu bir siyasi irade meselesidir, siyasi irade ne yazık ki terörle mücadele konusunda ayak sürümüştür ve bu şekilde tezahür etmiştir. Bu tartışmanın doğamayacağı, uygulanamayacağı şeyleri tamamıyla gerçek dışıdır, katılabilmek mümkün değildir. Zaten bir grup hukukçuların böyle söyleyip, bir grubunun farklı söylemesi bile bu konunun tartışılır halde olduğunun açık bir delilidir diyorum, saygılar sunuyorum.

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Teşekkür ederim, Atilla Bey.

 

Konya Milletvekili Atilla KART – Değerli arkadaşlarım, ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hemen ifade etmek istiyorum, biz burada bir yargılama mercii değiliz, teknik anlamda bir yargılama faaliyeti yapmıyoruz. Ama yasama görevimizin gereği olarak, uyarı ve denetim görevi kapsamında kuşkularımızı, endişelerimizi, bunları dile getirmek durumundayız. Bu çerçevede olayı değerlendirdiğimizin bilinmesini istiyorum.

 

Şimdi, eski Ceza Kanunu’nun 2 nci maddesi, yeni Ceza Kanunu’nun da 7 nci maddesi, bu ceza hükümlerinin zaman bakımından düzenlenmesini gösteren bir madde. O 2 nci maddedeki hükümler – esaslar, gerek Yargıtay kararlarına göre, gerek doktrin görüşlerine göre 7 nci madde için de söz konusu olacak. Bakıyoruz o zaman, doktrine bakıyoruz, yargı kararlarına bakıyoruz, elimde bu konunun Türkiye’deki gerçekten saygıdeğer uzmanlarından birisi olan rahmetli Sulhi DÖNMEZER’in değerlendirmelerine dayanarak ifade ediyorum, ki bu değerlendirmeler hem doktrin görüşlerini içeriyor, hem yargı kararlarını, Yargıtay içtihatlarını içeriyor, ne diyor burada? 2 nci maddenin kapsamından söz ediyor Sayın Dönmezer, aynen okuyorum, kitabından aynen okuyorum, “bir fiili suç olmaktan çıkaran veya failin lehinde olan kanun, geçmişe yönelmiş olarak uygulanır. Bu gibi kanunlar, daha önce işlenen suçlar hakkında kovuşturma yapılarak hüküm verilmiş ve hüküm kesinleşmiş olsa bile yine uygulanırlar. Böylece 2 nci madde, failin lehinde olan kanunun kesin hükme etkisini de kabul etmiş olunur.” Bu 7 nci madde için de, şu andaki yürürlükte olan 7 nci madde için de söz konusu. Zaten, olayımızda ve bizim endişelerimizin doğmasına sebep olan bu süreçte, suç işleme tarihinin de çok eski tarihler olduğu göz önüne alındığı zaman, bu anlamda da 2 nci maddenin yine lehe olan hükümlerin uygulanması söz konusu olacak.

 

Burada tabi şu tartışma yapılacak sonuç olarak, olay yargılama mercii aşamasına intikal ettiği takdirde, şu düzenlemeler esas alınıp yasalaşma aşamasına vardığı takdirde, mahkemeler yeniden yargılama sürecini başlatmak durumunda. Bu tartışmayı, bu hukuki tartışmayı yasal zemin içinde, yasal prosedür içinde, yasal hiyerarşi içinde bunu başlatmak durumundalar, bunu engelleyemezsiniz. Bu süreç ister istemez, kaçınılmaz olarak başlayacaktır. Bu konudaki kuşkularımızı, bu konudaki endişelerimizi, bunu dile getirmek istiyoruz. Hükümetin bu yönde bir çalışması olacaksa, bunu da açıkça ortaya koyması gerekir. Ama hayır böyle bir çalışma yok. O zaman böyle bir düzenleme yapmanın anlamı nedir? Bu diğer bütün eleştirileri, bütün değerlendirmeleri bir tarafa bırakarak ifade ediyorum, bu tasarı diğer bütün hükümler, bütün eleştiriler bir tarafa bırakarak ifade ediyorum, terörle mücadele konusunda bu hükümetin kararlı ve tutarlı bir programının ve iradesinin olmadığını göstermektedir. Bu konuda hükümetin zafiyet içinde olduğunu gösteren bir ibret vesikasıdır. Bu aşamada, tartışılması ve değerlendirilmesi gereken olay budur diye düşünüyorum.

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Değerli basın mensupları, açıklamalarımızı bu noktada bitirirken son bir cümleyi de şöyle ifade etmek istiyorum. İlk defa pişmanlık yasası niteliğindeki bir yasada, bugüne kadar çok sayıdaki yasada olmayan bir hüküm yer almıştır. Terör örgütünün lideri ve lider kadrosunun da kapsam içine alınmış olması...

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Gerekçesi de bu zaten maddenin.

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Şimdi soruyorum, soruyoruz biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Bu ihtiyaç hangi noktadan doğmuştur? Şimdiye kadar terör örgütü liderlerini dışta tutan anlayış, şimdi niye değişmiştir? Neden böyle terör örgütü liderlerinin de kapsam içine alınmasına karar verilmiştir, birincisi bu? İkincisi, acaba hükümet, ilgililer, bu konuyla ilgilenenler bütün bu tartışmalara, bu hukuki tartışmalara biraz geniş zaman içerisinde ne kadar bir fırsat verecektir ve bu tartışma, hukuk çevreleri ve hukuk adamları arasında, siyasetçiler arasında yürüyerek, acaba bunun sonunda hükümet gerçeği görüp, bu yasanın ilgili maddesini geri alacak mıdır, almayacak mıdır? Merak ettiğimiz konular bunlardır, bizi dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz. Sorunuz varsa yanıtlayabiliriz. Buyurun efendim.

 

Basın Mensubu – Adalet Bakanı’nın açıklamaları içinde, bu anlattıklarınızın dışında kalan bir nokta vardı, oraya galiba değinilmedi. Bu etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, kendiliğinden teslim olmak gibi bir şart konulduğundan, ama Abdullah ÖCALAN’ın bir operasyon sonucu elde edildiğinden bahsetti, dolayısıyla bu hükümlerin o nedenle de uygulanamayacağını söyledi.

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Evet, Orhan Bey kısa bir şey söylesin.

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Şimdi, 221 inci maddeyi bir kez daha okuyalım. Bir defa Sayın Bakan, burada ifadesi çok doğru değil. Burada kendiliğinden teslim olma şartı diye bir şey yok, dördüncü fıkrayı okuyalım. Şimdi, bizim dayandığımız fıkrayı değil, ilgisiz yeri okuyor Sayın Bakan, bir, iki, üçüncü fıkraları okuyor, dördüncü fıkranın ikinci cümlesine gelince orayı atlıyor, ben orayı okuyayım müsaade ederseniz, “kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra, yakalandıktan sonra vermesi, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır”, yakalandıktan sonra diyor, birincisi bu. İkincisi, tabi biz bunu bir argüman olarak düşünmeyiz, yakalanıp – yakalanmadığı, teslim olup – olmadığı tartışılan bir husus hukuk açısından da, o çerçeveyi de düşünmek lazım. Ama, yakalandıktan sonra dahi ceza indiriminden dörtte üçüne kadar, Sayın Genel Başkanımızın açıklaması da oydu, 36 yıldan hesap edilirse dörtte üçü gider, geriye 9 yılı kalır hesabıydı...

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Onun yedisini de kullanmış...

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Yedisini de kullanmış, 2 senesi diye söyleniyor. Yani burada Sayın Bakan okuyor, okuyor, teslim olmalarla ilgili bölümleri, suç işlemeden önceki bölümleri, suç işlendikten sonraki kısmıyla ilgili kısma gelince orayı atlıyor, ben izledim basın toplantısını, canlı olarak televizyondan yayınlandı, dikkatle izledim. Bakalım ne yapacak? Nerede deformasyon yapacak diye, orada orayı görmezden geliyor. Herhalde o anda dikkati dağılıyor, fark edemedi.

 

Basın Mensubu – Sayın Eraslan, burada bir eleştiri de var. Terörle Mücadele Kanunu Tasarısı yeni bir düzenleme getiriyor, ... bu düzenleme birkaç aydan beri yürürlükte. Abdullah ÖCALAN … Neden bu düzenlemeden yararlanmamıştır …?

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Şimdi değerli arkadaşlarım, sorunun cevabı, -çok güzel bir soru, çok teşekkür ediyorum önce- benim açıklamalarımda var. 221 inci madde terör örgütüyle ilgili bir madde değildir, 221 inci madde terör örgütüyle ilgili bir madde değildir. Terör örgütüyle ilgili madde 314 üncü maddedir Ceza Kanunu’nda ve onun etkin pişmanlığı yoktur, 314 üncü maddenin etkin pişmanlığı yoktur. Şimdi, Terörle Mücadele Yasası çerçevesi içerisinde, etkin pişmanlığı 221 inki uygulanır deyince, terör örgütü mensuplarına ve yöneticilerine etkin pişmanlık hakkı tanımış oluyorsunuz. Abdullah ÖCALAN yararlanamazdı 1 Haziran’dan bu yana, çünkü 314’dü terör örgütü, silahlı örgüt, 314 üncü madde, bu 220 nci maddenin etkin pişmanlığıdır, 220 nci madde suç işlemek için örgüt kurmak, silahlı örgüt değil, eskiden çete deniliyordu, çete teşkili…

 

Aynen bu son fıkranın gerekçesini okuyorum, maddenin son fıkrasında “suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin, terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyeleri hakkında da uygulanabileceği kabul edilmiştir. Böylece, terör örgütleriyle ilgili olarak zaman zaman pişmanlık yasası adıyla, özel kanuni düzenlemeler yapılmasına duyulan ihtiyaç karşılanmış olmaktadır. Ancak, bu hükme göre terör örgütünün kurucusu, yöneticisi veya üyesi konumundaki kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilecektir” hükmetmiştir. Şimdi çok açık, bu hükümet tasarısının gerekçesi ibretliktir. Burada bir Abdullah ÖCALAN’ın fotoğrafı yok, açık söylüyorum. İhtiyaç olmasın bir dahaya, biz pişmanlık yasasına zorluk çekmeyelim, devamlı olsun diye. Şu tehlikeyi görmüyorlar arkadaşlar, “yani terör örgütünün mensupları ya da Abdullah ÖCALAN dışındaki yöneticileri, siz devam edin teröre, bırakmayın, e sıkıştığınız zaman gelip teslim olup, buradan yararlanabilirsiniz” mesajını içerdiğini görmüyorlar ya da...

 

Basın Mensubu – Öcalan 221’den yararlanır mı, onu mu demek istiyorsunuz?

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Şimdi yararlanır, bu şekilde çıkarsa yararlanır, önceki halde yararlanamaz...

 

Konya Milletvekili Atilla KART – Bu tasarı olmasaydı yararlanamazdı...

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Bu Terörle Mücadele Yasası kapsamında yollama yapılmasaydı oraya yararlanamazdı, onda bir kuşku yok. Yani yararlanabilsin diye zaten, madde gerekçesi de bu...

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ – Zaten yararlanabilsin diye...

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Maddenin gerekçesi de açık. Yani bunu anlamak için alim olmaya gerek yok, çok net...

 

Konya Milletvekili Atilla KART – Gerekçe çok net tabi, çok net gerekçe...

 

Basın Mensubu – Bu daha önce çıkan yasalar periyodik suçlu ve yöneticileri kapsamıyordu, bunu bilerek söylüyorlardı, neler için geçerli pişmanlık yasaları…

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Bir tanesini okuyayım isterseniz...

 

Basın Mensubu – Yok, yok, şunu sormak istiyorum? Elinizde, hükmü kesinleşmiş olduğu halde terör üyesi ve örgüt üyesi olmaktan dolayı hükmü kesinleşmiş olduğu halde, pişmanlık yasası çıktıktan sonra serbest bırakılanlarla ilgili bir istatistik var mı?

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Elimizde bir istatistik son şeyle var, tam rakamları bilemiyorum. Ben o konuda bir soru önergesi de vermiştim, ama şu anda yanımda değil, onu isteyen arkadaşlara dağıttırabilirim...

 

Basın Mensubu – Ama oldu değil mi, serbest bırakılanlar oldu?

 

Niğde Milletvekili Orhan ERASLAN – Oldu, tabi ki, tabi ki. Yani daha önce de mahkumiyeti kesinleşenlerin de, Topluma Kazandırma Yasası adı altında ya da Eve Dönüş Yasası adı altında çıkarılan yasada kesinleşmiş hükümlerden de faydalananlar oldu. Bu konuda herhangi bir duraksama yok, çabamız o yani. Yani elbette yargı karar verecek.


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim