tphlogo

20. Dönem
17.12.1996

1997 malî yılı bütçesi çerçevesinde Gelir Bütçesi üzerinde konuşma

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1997 malî yılı bütçesi çerçevesinde, Gelir Bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi en içten duygularımla saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bütçe görüşmelerinin çok büyük bir anlamı vardır. Anayasamız, 4 maddeyle, bütçeyle ilgili düzenlemeler getirmiştir. Bütçe hakkını kullanmak temel görevlerden birisidir; ama, ne yazıktır ki, bütçeyle ilgili olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri ya da o üyelerden oluşan Plan ve Bütçe Komisyonunun bütçelere katkısı, son yıllarda büyük ölçüde azaltılmıştır. İktidar partileri öylesine bir tutum içerisinde davranmaktadırlar ki, muhalefetten gelen önerilerin hiçbirisini dikkate almamaktadırlar;
ama, ondan sonra, buraya çıkıp -Refah Partisinin üçüncü sözcüsünün yaptığı gibi- "ne önerdiniz, ne düşünüyorsunuz" gibi suçlamalara da yönelebilmektedirler.
Değerli arkadaşlarım, muhalefetin sesine, milletvekilinin sesine kulak tıkayan iktidarların, kendilerini kötürümlüğe terk etmiş olduklarının farkına varmaları gerekir. Bir sayın sözcü -bana göre- kendi boyundan daha büyük işlere karışarak, Cumhuriyet Halk Partisi tarihini de, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanını da suçlayacak biçimde, burada haksız eleştirilerde bulunmuştur (CHP sıralarından alkışlar) ve Sayın Erbakan'a özenmekle suçlamıştır. Bu sevgili arkadaşıma buradan ifade ediyorum: Sayın Baykal ve Cumhuriyet Halk Partililerin pek çoğu, o sayın arkadaşımızdan daha önceki yıllardan beri Sayın Erbakan'ı yakından tanır...
ALİ DİNÇER (Ankara) - Ne olduğunu bilir...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Üstelik, sayın sözcü gibi, Erbakan'a tabi olarak değil, Erbakan'ı objektif olarak değerlendirecek bir pozisyonda onu tanır; 1974'ten beri tanır; özenilir mi, özenilmez mi, onu, biz biliriz. Bir saygısızlık yapmak istemiyorum; herkes kendine göre politikacıdır; ama, Sayın Erbakan, hükümet kurma girişimlerine başladığı zaman, Sayın Baykal'ı ve Cumhuriyet Halk Partisini, o hükümetin içerisine çekmek için çok çaba sarf etti, adamakıllı çaba sarf etti; ama -biraz evvel konuşan arkadaşımın söylediği gibi- bizim böyle bir hükümet içerisinde görev almamız söz konusu olamazdı.
O nedenle, böyle, özenmek gibi birtakım sözlerle partiyi küçük düşürmeye çalışmak -demin de söylediğim gibi- kimsenin haddi değildir; herkes boyu kadar konuşsun diyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Eğer, muhalefetin söylediklerine dudak bükecekseniz; orta vadeli bir istikrar programı yapılması gereklidir diyen, vergi reformu yapılması gereklidir diyen, şöyle şöyle tedbirler almalısınız diyen muhalefeti buradan suçlayacaksanız, biz burada niçin tartışıyoruz, neyi tartışıyoruz. Bize, nasıl, katkıda bulunmadınız diyebilirsiniz. Konuşmamın sonuç bölümünde nasıl katkıda bulunmak istediğimizi birkaç örnekle ortaya koymaya çalışacağım; ama, izin verirseniz değerli milletvekilleri, gelir bütçesinin tartışmasıyla ilgili olarak düşüncelerimi anlatmadan önce, Sayın Hacaloğlu arkadaşımın belirttiği, bütçenin genel dengeleriyle ilgili bir iki noktaya da ben işaret etmek istiyorum. Onun söylediklerini tekrarlamayacağım; onlara ben işaret etmek istiyorum.
Bir kere, ekonomimizin en önemli sorunlarından birisi, herkesin söylediği gibi, iç ve dışborç stokunun yüksek düzeylere varmış olmasıdır ve borç stokunun, giderek azalması değil, bir yükselme trendi göstermiş olmasıdır. Peki, nasıl olmuş bu: 1995 yılı sonu itibariyle içborç stokumuz 1,3 katrilyon civarındayken ve bu, bu yılın ilk altı ayı sonunda 2,2 katrilyon liraya yükselmişken, altı aylık Refahyol Hükümeti döneminde 1,3 katrilyon daha borçlanılarak, borç stoku, aşağı yukarı 3,5 katrilyon düzeyine çıkarılmıştır. Refahyol Hükümeti yapmıştır bu borcu; yani, Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi Hükümeti yapmıştır. Biz, Refah Partisini, geçmiş dönemin politikalarıyla ilgili suçlamak istemiyoruz, eleştirmek istemiyoruz; ama, siz, o kötü ekonomi politikasının yeni uygulayıcıları olarak, hem de çok hevesli uygulayıcıları olarak ortaya çıkarsanız, siz de, o politikalarla ilgili eleştiriye hak kazanırsınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Borçlanmaya karşıydınız, niye borçlandınız?.. Şimdi "borçlanmayacağız" diyorsunuz, onu da göreceğiz. Saç kesilecek, kel görülecek; üç ay sonra görülecek, beş ay sonra görülecek, Eğer, Hükümet olarak ömrünüz yeterse, gelecek sene bütçe görüşmeleri sırasında göreceğiz.
MUSTAFA YILDIZ (Erzincan) - Şimdiden görüldü... Şimdiden...
ALİ DİNÇER (Ankara) - Saç olmadığına göre şimdiden görüldü.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu genel göstergelerin içerisinde en önemlilerinden biri de, izlenen politikaların sosyal yansımalarıdır. Türkiye'nin en üst düzey gelir dilimi içerisinde olan yüzde 20'nin millî gelirden aldığı pay yüzde 54, en düşük düzeydeki yüzde 20'nin millî gelirden aldığı pay yüzde 4,9'dur; gelir dağılımı ne hale gelmiş; bölgelerarası adaletsizlik ne hale gelmiş; Marmara Bölgesi, millî gelirden yüzde 37 pay alırken, Güneydoğu Anadolu yüzde 4 pay alabiliyor. Tabiî, bunun, çok büyük olumsuz yansımaları var.
Türkiye bu noktaya nasıl geldi: Arkadaşlarımın söylediği gibi, yıllardır izlenen aynı çerçevedeki bir ekonomi politikasıyla. Özellikle, son onbeş yılda da, vergi yerine borçlanma tercih edildi; üretim ekonomisi yerine rant ekonomisi tercih edilidi; kayıtdışı ekonomi âdeta teşvik edildi; yüksek enflasyon bir politika haline getirildi ve yürütme, onun arkasına sığınarak, ondan yararlanarak görevini yapmaya çalıştı. Şimdi, Refah Partisi aynı politikaları uyguluyor.
Değerli arkadaşlarım, bütün bunlardan sonra çıkıyorsunuz ve diyorsunuz ki "biz, denk bütçe yaptık." Sayın Çiller, bir ekonomi profesörü ve son beş yılın ekonomiden sorumlu önemli bir yöneticisi. Göreve başladığı zaman, UDİDEM diye bir iddiayla başlamıştı: Ulusal Dinamik Denge... O nasılsa, hem dinamik hem denge, onu bilemiyorum; ama, böyle bir modelle ortaya çıkmıştı. Bu, o modelin sonucu mudur; onu öğrenmek istiyorum.
Bir başka şey daha öğrenmek istiyorum. Doğru Yol Partisi, kırkaltı yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyerek, Demokrat Parti ile arasında bir bağ kurmaya çalışır. Kırkaltı yıldan bu yana, hem bu Türk demokrasisi içerisinde önemli yer tutmuş olan siyasî hareket hem de ekonomi profesörü Sayın Çiller -son beş yılında- kağıt üzerinde denk bütçe yapma fikrini aklına getirememişler, böyle bir buluş sahibi olamamışlar; şimdi, Hükümet ortağı oldukları Refah Partisinin Sayın Genel Başkanının hayallerine ses çıkaramadıkları için, sırf iktidarda kalabilmek için "biz, denk bütçe yaptık" demekten sıkılmamaktadır. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Çiller'in, bundan sıkılması gerekir; bunu söylerken, yüzünün kızarması gerekir. Ben, zaten, konuşmalarından görüyorum; bu sözler söylenildiği zaman nasıl davrandığını görüyorum, hangi kaygı içinde olduğunu hissediyorum. Onun için, kendi Bakanlığının bütçesinin
görüşülmesi sırasında bile, bunlar kendisine söylenecek diye, ne Mecliste ne Komisyonda bulunmuyor. Ama, yarın, burada olacak... Ama, hepimizden sonra konuşacağı için, kendisini, orada kurtaracağını zannediyor.
A. TURAN BİLGE (Konya) - Belli olmaz, yine de gelmeyebilir...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, denk bütçe nedir?
Değerli arkadaşlarım, evvela, bir şeyin altını çizelim. Ben ve bizim gibi konuşanlar, muhalefetteki milletvekili arkadaşlarımız, denk bütçe fikrine karşı değiller ki, siz, bize "niye denk bütçeye karşısınız" diyorsunuz. Denk bütçe kavramı, çok saygıdeğer bir kavramdır. Denk bütçe kavramı, bütçenin samimiyetliği ilkesine dayandırılan, gerçek gelirler ve gerçek giderler anlamında bir kavramdır. Biz, denk bütçe olmadığını bile bile, bizi kandıracağınızı zannederek "bu, denk bütçedir" demiş olmanızdan dolayı, sizin bu eyleminize karşı tavır koyuyoruz. Biz, denk bütçe kavramına değil, siz, gerçekleri saptırarak...
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Enayi yerine koyuyorlar.
ALİ TOPUZ (Devamla) - ...hayallerinizi bize kabul ettirmek istediğiniz için, size karşı uyarı görevimizi yapıyoruz.
ALİ DİNÇER (Ankara) - Milleti enayi sanıyorlar.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Masalcı hocanın hayallerine onlar da inanıyorlar.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, eğer, ekonomisi 75 milyar dolar dışborç, aşağı yukarı 35 milyar dolar içborç ve toplam 110 milyar dolarlık bir borç stoku ile karşı karşıya ise ve bu borç stoku azalmıyor, giderek artıyorsa, o ülkede, denk bütçe yapmak, hangi sihirbaz maliyecinin işidir; ben, bunu, 25 günlük Plan ve Bütçe Komisyonu tartışmalarında göremedim.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Sihirbaz değil, marifetli...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, marifetli diyelim.
Değerli arkadaşlarım, 1997 malî yılı bütçesi, arkadaşlarımın da söylediği gibi, bir tarafı şişirilmiş bir tarafı bastırılmış bir bütçedir; yani, gelirlerde yüzde 136'lık bir artış öngörüyorsunuz -deflatör yüzde 65- ama, giderlerde yüzde 58,5'lik bir artış... Sizin, marifetiniz bu mudur, Refah Partisinin sayın maliyecileri veya bütçe uzmanları?!.. Yani, bunun böyle olamayacağını, bunun mümkün olmadığını, bunun yanlış olduğunu hiç kimse söylemedi mi size?.. Vergi gelirlerinde yüzde 98,5 artış öngörüyorsunuz; peki, vergi toplamayla ilgili hangi girişiminiz var sizin?.. Vergi geliri, bugün karar verdim, yarın kasaya girecek bir gelir değildir. Vergi geliri bir düzenleme ister; vergi kanunu yapacaksın, bir düzenleme yapacaksın, bir model koyacaksın ortaya; onu, yürürlüğe sokacaksın, ona göre ekonomi harekete geçecek, bir sene sonra, iki sene sonra, üç sene sonra onun gelirleri bütçeye akmaya başlayacak. Siz, hiçbir değişiklik yapmadan, üstelik vergi almayacağım diyerek, bu vergi gelirlerini nasıl yüzde 98,5 artıracaksınız?!..
ALİ DİNÇER (Ankara) - Sülün Osman gibi, Parsadan gibi...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, vergidışı normal gelirler yüzde 416 artırılmış...
ALİ DİNÇERLER (Ankara) - Borçları Mercümek ödeyecek...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ama ne deniyor: "Telekom'u satacağım, Telekom'un lisansını satacağım, arsa satacağım, lojman satacağım, bu parayı temin edeceğim..." Canım, siz, eğer, giderler bölümünü 1 katrilyon daha fazla yapmak zorunda kalsaydınız, o zaman, bu vergidışı normal gelirleri 1,4 katrilyon değil 2,4 katrilyon diye yazacaktınız. Ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sayın Maliye Bakanından sordum, şu hesapların ayrıntısını bir versenize, neye göre bunları tespit ettiniz diye; yuvarlak cevaplar birkaç gün sonra geldi; hiçbir anlam taşımayan cevaplar; yani, cevapsız kaldı bu sorular. Şimdi, burada soruyorum: Siz, bu rakamları nasıl buldunuz; ayrıntısını verebilir misiniz?
Gelir kısmı böyleyken, gider kısmında, faiz ödemelerine genel faiz ödemeleri içerisinde 1,8 katrilyonluk bir ödenek koymuşsunuz; 1,5 katrilyonu içborç faizleri için konulmuş. İçborç stoku, yıl sonunda 3,5 katrilyon. Yeniden borçlanmadığınızı düşünelim, stoku aynen muhafaza ettiğinizi düşünelim; 3,5 katrilyonluk içborç stokunu 1,5 katrilyonluk faizle nasıl çevireceksiniz? Buradaki marifetiniz nedir Sayın Refah Partisinin değerli düşünürleri?
REFİK ARAS (İstanbul) - Çevirmeyecekler.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ne yapacaksınız, nasıl çevireceksiniz; bir sihirli değnek mi var elinizde?!.
Peki, bu böyledir de, denk bütçedir de, geliri gideri denktir, faizler düşük olacaktır, gelirler yüksek olacaktır da, niçin, bütçenin son günü Plan ve Bütçe Komisyonunda, bütçenin üçte biri kadar borçlanma yetkisini ısrarla istediniz ve aldınız?!.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) - Okuyup üflemek için...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Peki, bu böyledir, denk bütçedir, bunları istiyorsunuz ve yeni kaynak paketleri ortaya koyuyorsunuz; bununla ne demek istiyorsunuz? Sizin iddianıza göre, kaynak paketlerinden gelir gelirse ekbütçe yapacağız, yatırım yapacağız. Hayır... Ben, buradan ilan ediyorum, sizin kaynak paketi hikâyenizin ne kadar hayalci olduğunu biraz sonra söyleyeceğim; ama, gerçek bile olsa, o, bütçenin gelirlerindeki eksikliği gidermeye dönük, yedek bir hareket olarak orada duruyor. Yani, bütçenin başlangıcında oraya koyduğunuz rakamlar samimî değil, gerçekçi değil, bunu biliyorsunuz; onu kurtarabilmek için de "ne satarım, ne savarım, ne elde ederim, yıl içinde belki bunları karşılarım" diye can simidi olarak oraya sarılmış bulunuyorsunuz.
ALİ DİNÇER (Ankara) - Yaza arpa bitecek.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bu bütçe, gelirleriyle ve giderleriyle en az 1'er katrilyon, belki de daha fazlası, eksik gerçekleşecektir. Dolayısıyla, bu bütçe, 2 katrilyonun üzerinde, 2,5 katrilyonun üzerinde açık vermeye mahkûmdur.
Sayın Refah Partililere sesleniyorum: Siz mecbur muydunuz bu gerçekleri saklamaya? Geçmişe ait bir sorumluluğunuz mu vardı? Niye saklıyorsunuz? Sizden, ille denk bütçe iddiasıyla gelin diye bir beklenti mi vardı; hayır, yok. Niye getiriyorsunuz; dikkatleri başka yere çekmeye çalışıyorsunuz. Biraz sonra niye getirdiğinizi ayrıca söyleyeceğim.
NİHAT MATKAP (Hatay) - Yalnız, vakit kalmadı.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Öyle mi efendim?
BAŞKAN - 4 dakikanız var efendim. Süre uzatmıyorum.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, kaynak paketlerinin hayal paketleri olduğunu ve çok balonlar içerdiğini gördük. Sayın Genel Başkanımız, bütçenin açılışında yaptığı konuşmada, o balonları sıraladı burada.
Kaynak paketleriyle ilgili olarak gerçeği topluma söylemiyorsunuz; ortak havuzda topladığınız paralarla ilgili, zaten var olan bazı şeyleri bir daha söylüyorsunuz; alacağınız borçları kaynak diye gösteriyorsunuz. Bütçe kaynağı, güvenilir kaynaktır; yani, bir defa için değil, sürekliliği olan bir kaynaktır; yani, geri iade etmek için değil, kullanılmak için alınan kaynaktır. Bunun dışındaki her şey; ister borç alarak, ister şu veya bu şeyi haraç mezat satarak elde edilen gelirler bütçenin gerçek gelirleri olarak sayılamaz. Bunların birkısmı zaman içerisinde gelip giden gelirlerdir; borçlar ise ekonomiye sürekli yük getiren gelirlerdir; onlara gelir demek doğru değildir.
Değerli arkadaşlarım, paketlerle ilgili söyleyecek fazla bir lafım yok; fakat bir şeyi söyleyip geçmek istiyorum. Eğer, siz, gerçek bir paket oluşturmak istiyorsanız, bir tanesini size söyleyeyim: -22 yıldır ben bunu söylüyorum. 1974 yılında hükümet ortaklığı yaptığımız Refah Partililer de bunu bilirler- Türkiye'nin kullanabileceği ve sürekliliği olan en önemli kaynaklarından bir tanesi, ahlaklı ve rasyonel kaynağı, kentleşmede oluşan ranta el koyabilmektir. Öyle, sizin, büyükşehir belediyelerine birtakım yetkiler vererek, Arsa Ofisine birtakım yetkiler vererek, hazine arazilerini, sözde, değerlendirme politikanız palyatif bir politikadır; Erbakan'ın tabiriyle bir pansuman tedavisidir. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Topuz, 2 dakika süreniz kaldı.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, sonuç olarak şunları söylemek istiyorum:
Türkiye'nin temel sorunu, enflasyondur.
Türkiye'nin temel sorunu, borçların, uygun ve üretken alanlarda kullanılmamış olması nedeniyle giderek artmış olmasıdır.
Türkiye'nin temel sorunu, kayıtdışı ekonomiyi -ki, normal ekonomi kadar büyümüştür- kayıt içine almaktır; vergi reformudur; Algan Hacaloğlu'nun söylediği gibi, çeşitli diğer reformlardır.
Ben, şunları söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum. Bütçe rakamlarıyla oynanarak ne denklik kurulabilir ne vergi gelirleri artırılabilir. Bunlar ciddî iştir, plan işidir, program işidir, yeni düzenleme işidir, kurum kurma işidir ve uygulamaya koyma işidir.
Ben, Refah Partisinin iş yapma niyetinde olduğu kanısında değilim. Refah Partisi, kendi ideolojik tercihi doğrultusunda sistemi çürütmek için, bütün bunlara sebep olmayı bir sorumluluk olarak görmemektedir...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Yok; bu bir iftira oldu... Olmadı.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) - Onu siz yeterince yapıyorsunuz, bizim çürütmemize gerek yok.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, benim kanaatim budur; sistemi çürütmek istiyorsunuz siz; bu şekilde de çürütmek istiyorsunuz. Ben, buna DYP'nin nasıl kandığına şaşırıyorum; iktidar uğruna bu kadar şeylere katlanılır mı diye, onlar adına hayıflanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, toplumda büyük beklentiler yaratmaya çalışıyorsunuz, kendi tabirinizle çıtayı yükseğe çıkarıyorsunuz. Yükseğe çıtayı koyuyorsunuz, onu aşacaksınız; ama, ben size söylüyorum; ne Sayın Erbakan ne Sayın Çiller aşacak o çıtayı, o çıtaya ayakları takılacak. Onu bildikleri için, çıtanın altından geçmeyi uygun görecekler; ama, çıtanın altından geçmek de zordur...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, konuşma süreniz bitti efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ben öneriyorum: Sayın Erbakan'la Sayın Çiller, limbo dansını öğrensinler, çıtanın altından ancak öyle geçebilirler. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Topuz.

Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 2. Yasama Yılı 36. Birleşim 17/Aralık /1996
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim