tphlogo

Samsun Toprak-Su Araştırma Enstitüsünce Düzenlenen Tarla Günü
19.07.1979

Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı Ali Topuz’un Samsun Toprak-Su Araştırma Enstitüsünce Düzenlenen Tarla Gününde Yaptığı Konuşma

Sevgili Samsunlular

Basın ve TRT’nin Sayın Temsilcileri

Sayın Konuklar,

 

Samsun Toprak-Su Araştırma Enstitüsünün düzenlediği Tarla Gününe hoş geldiniz. Tarla Günleri, Bakanlığımızın tarımsal alt yapının geliştirilmesine ilişkin olarak elde ettiği araştırma bulgularının köylülerimizle tartışıldığı, tevzi ve pratiğin bir araya getirildiği simgesel günlerdir. Böyle bir günde aranızda bulunmaktan mutluluk duyuyorum.

 

Genel olarak sektörlerde gelişmeyi belirleyen en önemli etmenlerden biri de yeni üretim tekniklerinin bulunmasıdır. Doğal koşullarına büyük ölçüde açık olan tarım kesiminde yeni üretim tekniklerinin bulunmasına ilişkin gereksinim bir anlamda, öteki kesimlere göre daha yüksektir. Bu gereksinim, özellikle Türkiye’de olduğu gibi, ekilebilir toprakların sınırına gelmiş olduğu ülkelerde daha da ağırlaşmaktadır. Çünkü bu gibi ülkelerde üretim artışlar, bizim alandan sağlanan ürünün çokluğuna yani verim artışına bağlıdır.

 

Bakanlığımız hem ülkemizin sahip olduğu toprak ve su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi üzerinde çalışmakta, hem de daha verimli faktör bileşimlerinin bulunması, üretim faktörlerinin niteliklerinin iyileştirilmesi, teknik bilgi düzeyinin yükseltilmesi konularında araştırma yaparak köylülerimizin kullanımına sunmaktadır.

 

Kıvançla belirtmek isterim ki, Bakanlığımızın yeni tekniklerin bulunmasına ilişkin üretim gücü ve düzeyi çok yüksektir. Örneğin toprakların rüzgar erozyonuna karşı korunması konusundaki buluşumuz Türk teknolojisi olarak uluslar arası literatüre geçmiştir. Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı çöllere yeniden tarımsal toprak niteliği kazandırmak amacıyla, Libya ve öteki Ortadoğu ülkelerine Türk teknolojisini satmak için girişimlerde bulunmuştur. Daha şimdiden, örneğin Irak ta, bazı müteahhitler Toprak-Su Genel Müdürlüğünden edindikleri deneyime dayalı olarak sipariş almışlardır.

 

Sayın Konuklar,

Samsun Toprak-Su Araştırma Enstitüsünün Bakanlığımız tarımsal altyapıya ilişkin araştırma çalışmaları içinde önemli bir yeri vardır.

 

Enstitümüz bugüne değin 9 araştırma projesini tamamlamıştır. Bu araştırmaların büyük bir bölümü Karadeniz’in en büyük iki ovası olan Bafra ve Çarşamba Ovaları üzerine olmuştur. Her iki ova için hazırlanan Sulama El Kitabının üreticilerimize büyük yararlar sağlayacağına inanıyorum.

 

Enstitümüz şu anda 21 araştırma projesi yürütmektedir. Bunlardan kimileri, sonuç alındığında, Bakanlığımızın öteki Genel Müdürlüklerinin yürüttüğü projeleri de destekleyecektir. Örneğin Enstitümüzün Engiz çevresinde yaptığı “Kumulların Stabilizasyonunda Kullanılacak Çayır-Mera ve Yem Bitkilerinin Saptanması” projesi aynı zamanda Kooperatifler Genel Müdürlüğünün yine Engiz’de kurulmasını desteklediği sütçülük projesinin hayvancılık açısından altyapısını besleyecektir.

 

Samsun Toprak-su Araştırma Enstitüsünün yürütmekte olduğu araştırma projeleri arasında yalnızca bölge açısından değil ülke ölçeğinde de önem taşıyan projeler vardır. Bunlar özellikle ayçiçeği ve soya gibi yağ üretebilecek bitkilerdir.

 

Çok iyi bilindiği gibi ülkemizde yağlı tohumlar üretimi gereksinimimizi karşılayamamakta ve o nedenle de Türkiye bu ekonomik kriz ortamında milyonlarca dolarlık dışalım yapma zorunluluğunda kalmaktadır. Sorun bir yönüyle bugüne değin izlenmiş yanlış fiyat politikasının bir sonucudur. Ancak bunda yağlı tohumlar üretimine ilişkin deneyim yetersizliğinin payı olduğu da açıktır. O nedenle, bu konuda uzmanlığını bildiğim Enstitü Başkanına ve çalışma arkadaşlarıma, huzurunuzda yağlı tohumlarla ilgili mevcut araştırmalarını hızla bitirmelerini ve yeni araştırma projeleri hazırlamalarını hızla bitirmelerini ve yeni araştırma projeleri hazırlamalarını bir direktif olarak veriyorum.

                                 

Sayın Konuklar,

Değerli Arkadaşlarım,

Kuşkusuz yeni teknik bulgular elde edilmesi, yeni teknolojiler üretilmesi yalnız başına bir anlam taşımaz. Önemli olan elde edilen bulguların, üretilen teknolojinin ivedililikle uygulamaya konabilmesidir. Araştırmalarda zaten yapıldığında verimli olabilecektir.

 

Bu olgu bizi tarım kesimindeki toplum yapısının değerlendirmesine götürmektedir. Ekonomik-politik çözümleme şu sonucu vermektedir: Yeni teknoloji önce o teknolojiye çeşitli açılardan ulaşma gücü olan ticari işletmelerce kullanılır. Büyük ölçüde Pazar için üretim yapan ticari kesim birim maliyetleri azaltarak kendine yeni kar olanakları sağlar. Küçük üreticiler ise, hepimizin çok iyi bildiği nedenlerle, genellikle yeni teknolojiye ulaşamaz. Bu nedenler de gelişme sürecinde büyük toprak sahipleri ile küçük işletmeler arasındaki teknolojik açık giderek büyür.

 

Değerli Üretici Arkadaşlarım,

Açıklıkla belirtmek isterim ki demokratik sol öğreti bu tür oluşumlara karşıdır. Demokratik sol düşünüş iki olgunun eş zamanlı olarak gerçekleşmesini istemektedir. Birinci olarak daha çok üretim yapmak istiyoruz. İstiyoruz ki Bafra, Çarşamba Ovalarından Çukurova’ya, Trakya ovalarından Urfa Ovası’na, Ağrı yaylalarına değin yurdumuzun tüm topraklarında bugünkü üretim düzeyini birkaç misliyle katlayalım.

 

İkinci olarak ta bu ürünlerle yaratılan yeni değerleri halkımızın hakça paylaşmasını sağlayalım. Örneğin bir milyon dönüme yaklaşan Çarşamba Ovası’ndaki yeni değerler birkaç ailenin elinde toplanmasın, o topraklarda üretime katılanlar arasında verimliliklerine göre paylaşılsın. Düzen değişikliği dediğimiz şey, Demokratik Solun bu iki seçişin eşzamanlı olarak gerçekleşmesi ile olacaktır.

 

Ülkemizde bugüne değin adı açıkça konmamakla birlikte üretim artışı anlamında bir Tarım Programı izlenegelmiştir. Gerçi yer yer gereksiz stok artışları olmuştur. Alternatif getirisi yüksek topraklarda daha düşük getirili ürünler ekilmiştir. Ya da örneğin yağlı tohumlarda, pirinçte ve bazı hayvansal ürünlerde ülkemiz açıklarla karşı karşıya gelmiştir.

 

Ancak tüm bu sorunlara karşın Türkiye tarımsal üretimde dünyanın önde gelen ülkelerindendir. Tarımımız 410 milyonun üzerindeki ülke halkını beslemekte ve dışsatımla yurdumuza iki milyar dolara yakın döviz kazandırmaktadır.

 

Tarım sektöründeki bu olumlu gelişime karşın, kırsal toplumsal yapı giderek kötüleşmiştir. Köylerimiz Türkiye’de kişi başına gelirin en az olduğu yerleşim kademeleri arasındadır. Belki de bundan daha da kötüsü köylerimizin Türkiye’de yaratılan gelirin en adaletsiz biçimde paylaşılan yerler olmasıdır.

 

Bu nedenlerle Anayasamızın, Hükümet Programımızın ve4.Planımızın gereği olarak üretim ilişkilerinin iyileştirilmesini ön plana almalıyız. Yani “Tarım Programını”, “Köylü Programına” dönüştürmeliyiz. Anadolu insanının mutluluğu ve gönenci buna bağlıdır.


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim