tphlogo

20. Dönem
08.01.1997

Katma Değer Vergisi ile ilgili konuşma

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Katma Değer Vergisi Kanununda yapılması öngörülen bazı değişiklerle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun düşüncelerini ve önerilerini sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın üyeler; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, esas itibariyle, iki maddeden oluşuyor: Birincisi, Katma Değer Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında yer alan süreyi öne çekmek; ikincisi, yine, Katma Değer Vergisi Kanununun 60 ıncı maddesine bir fıkra eklemekten ibarettir.
Hükümet, bu kanun tasarısını sunarken, hazırladığı genel gerekçe -biraz evvel Sayın Zekeriya Temizel'in de bu kürsüden ifade ettiği gibi- "ekonomik istikrar politikalarının etkili bir unsuru olan kamu finansman dengesinin sağlanmasında, vergi gelirlerinin bir an önce Hazineye intikal etmesi büyük önem taşımaktadır" cümlesiyle başlıyor.
BAŞKAN - Sayın Topuz, bir dakikanızı rica edeceğim.
Sayın milletvekilleri, lütfen, Meclis çalışmalarında biraz daha çalışma usulüne uygun bir konum içerisinde olalım. Sayın hatibin konuşmasını yapabilmesi dahi, herhalde bir hayli güç oluyor. Lütfen... Özellikle, dikkat ediyorum.
Buyurun Sayın Topuz.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Temizel, bu, birinci satırda ifade edilen konuyu burada çok güzel değerlendirdi. Önem taşıdığı iddia edilen şeyin, haddizatında, hiçbir önem taşımadığını ifade etti. Süreyi beş gün öne çekmenin dengeleri kurmada hiçbir önemli değer taşımadığını çok güzel ifade etti, ben de katılıyorum; ama, bir şey daha eklemek istiyorum. Sanki, bu ülkede, ekonomik istikrar politikaları uygulanıyormuş da, bu istikrar politikalarının gereği olan birtakım başka vecibelerden, başka görevlerden söz ediliyor. Var mı böyle bir istikrar politikası?! Ben, Hükümet üyelerine, Hükümetin bakanlarına soruyorum: Hükümet sözcüleri, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerek Genel Kurulda istikrar politikasına gerek yoktur diye, konuşmadılar mı?! "Ne istikrar programından, politikasından bahsediyorsunuz; böyle bir şeye gerek yoktur" dediler. Siz, şimdi, olmayan bir şeye göre bazı şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Bize göre, bir istikrar politikasına gereksinim vardır; hem de orta vadeli bir istikrar politikasına ve ona dayalı olarak, gerçek bir vergi reformuna gereksinim vardır. Siz, Türkiye'nin vergi meselesiyle ilgili, ekonomi politikasıyla ilgili asıl meselelerle uğraşacağınıza, ufak tefek meseleleri buraya getirerek, onunla, sanki bir iş yapıyormuş gibi bir görüntü vermeye çalışıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, meseleleri ciddiye alalım. Hükümet etme işi ciddî bir iştir ve ciddiyetle yürütülmesi gereken bir iştir. İşi böyle ele almazsanız, önünüze gelen ilk sıkıntı da "hadi bunu değiştirecek bir kanun teklifi, tasarısı hazırlayalım" derseniz, hem sistemi deforme edersiniz hem dengeleri bozarsınız hem de sanki iş yapacakmış gibi bir görüntü verip, umut yaratıp, ondan sonra da, hiçbir şey yapamadan hiçbir sonuç alamadan umutları karartırsınız. Bu kanun tasarısı da böyle bir anlam taşıyor. Önce, bunu ifade etmek istedim. Daha sonra bir şey daha söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, biraz evvel, burada, yine Sayın Temizel, gayet açık bir şekilde ifade etti. Hükümet olarak, beyanname verme süresini 25'inden 15'ine almak istediniz; on gün öne çekmek istediniz; Komisyondaki müzakereler sırasında, bunun yarattığı sıkıntıyı siz de fark ettiniz ve ondan sonra, bunu, 20'sine çektiniz; beş gün; yani, on gün için yapacağınız tasarrufun yahut da finansman imkânının yarısını bıraktınız Komisyonda. Eğer buradan çok önemli bir şey bekliyorsanız, yarısını orada bıraktınız. Öbür yarısını kullanmak -eğer, bu maddeyi geri çekmezseniz- istiyorsunuz. Ben merak ediyorum ve Maliye Bakanından soruyorum, lütfen, Sayın Bakan bize söylesin: Bu beş gün öne çekme, ne kadar bir ferahlık sağlayacakmış ve bununla, biz, neleri kurtaracağız; nasıl bir ferahlık yaratacağız; onu, lütfen, burada teknik olarak anlatsın. Neyi konuşuyoruz; neyin üzerinde tartışıyoruz; bu at mıdır deve midir; nedir bu, görelim bunu... Beş gün öne çekmenin sağlayacağı yararı, Sayın Bakanın, somut olarak buradan açıklamasını istiyorum.
Kaldı ki, yine, Sayın Temizel ifade etti. Beş gün öne çektiğiniz zaman, ilk ay, beş günlük bir ferahlama sağlayacaksınız, ne sağlıyorsanız bir defa. İkinci ay ne olacak; ikinci ay, yine, bir ay sonra gelecek, yine bir ay sonra gelecek. Lütfen, bu hesapları bir daha yapın. Maliyenin çok ciddî bürokratları, teknik adamları var. Onlar bunun hesabını bir yapsınlar, Sayın Maliye Bakanına versinler, Sayın Maliye Bakanı da gelsin, buradan, bu Meclise bir anlatsın. Fuzulî bir işle uğraştığınızı anlayacaksınız ve belki de, bu maddeyi, ya kendiliğinizden veya Sayın Nihat Matkap arkadaşımızın metinden çıkarılmasına ilişkin olarak verdiğini bildiğim bir önergeye uyarak çekeceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, Hükümet, bu maddeyi geri çekeceğini düşünüyorsa, keşke, Maliye Bakanı, bu müzakereler başlamadan, çıkıp, burada "bu 1 inci maddeyi geri çekeceğiz; konuşmalarınızı ona göre yapın" deseydi. Biz, şimdi, çekilmeyeceğini varsayarak konuşma yapmak mecburiyetindeyiz.
Değerli arkadaşlarım, bu taraflarını anlattıktan sonra, 1 inci maddedeki esas mesele nedir; onu anlatmak istiyorum. Katma Değer Vergisiyle ilgili olarak verilen beyannamelerin nasıl bir süreç geçirdiğini ve kimlerin bu işle uğraştığını kısaca gözümüzün önüne getirirsek, şunları görüyoruz: Bu işle ilgili olan vergi mükellefleri var; o vergi mükelleflerinin, bu işleri yapan, meslek mensubu teknik elemanları, muhasebecileri, malî müşavirleri, danışmanları var ve bir de, bu mesele, Hazineyi ilgilendiriyor. Vergi Usul Kanununda, fatura kesme süresi on gün olarak belirlendiğine göre, işlemlerle ilgili bir on günlük süre daha olduğuna göre, siz, onlarda bu süreleri aşağı çekmediğiniz; yani, Vergi Usul Kanunundaki bu süreleri -on günü beş güne, öteki on günü beş güne-indirecek bir tedbir almadığınız takdirde, o zaman, bir kanunla verdiğiniz bir hakkı, bir başka kanunla ondan almak suretiyle, farklı ve hukukî bakımdan çapraşık bir durum yaratıyorsunuz.
Kaldı ki, biz, Türkiye'nin koşullarını biliyoruz. Bir malı satan kişi, o malı, alıcısına -diyelim, İstanbul'dan, Türkiye'nin öbür ucuna- gönderiyor ve 10 gün sonra da faturasını kesiyor. O fatura gittikten sonra kayda geçiriliyor, mizanlar tutturuluyor; ona göre yapılması gereken işlemler yapılacak ve ondan sonra beyanname hazırlanacak ve bütün bunlar da, üç beş gün gibi bir süre içerisinde mutlaka yapılacak. Bunları buraya sıkıştırmaya çalışıyorsunuz; ne gerek var?
Bizim Parti Grubumuza, bu konuyla ilgili, muhasebecilerden, mükelleflerden bini aşkın faks geldi. Öyle tahmin ediyorum ki, Refah Partisi Grubuna da, Doğru Yol Partisi Grubuna da, Anavatan Partisi Grubuna da, DSP Grubuna da bu fakslar çekilmiştir. Mükellef itiraz ediyor, bu işleri yapan teknik elemanlar, muhasebeciler, bu işin tekniğini bilenler, onlar itiraz ediyor, yanlıştır bu diyor; siz, hâlâ, bunda ısrar ediyorsunuz.
Bir de, Refah Partisi gücenmesin değerli arkadaşlarım, siz, Hükümet olmadan önce çeşitli vaatlerde bulundunuz; götürü vergiyi kaldıracaktınız, vergileri aşağı çekecektiniz, bir sürü vergiyle ilgili çok önemli taahhütlerde bulundunuz. Daha onları yapmaya sıra gelmeden, şimdi, mükellefi de, işlemleri yapanları da zor duruma düşürecek tedbirler getiriyorsunuz; bu size yakışmıyor, herhalde bunun farkındasınız.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanımıza -şu anda başka işle meşgul galiba; ama, nasıl olsa, konuları biliyor- bu konunun bütün ayrıntıları, bundan bir süre önce, Grup Başkanvekilimiz Sayın Nihat Matkap tarafından detaylı olarak anlatıldı, niye; biz, bu meseleyi bir siyasî tartışma konusu olarak görmüyoruz; biz, bu meseleyi bir teknik mesele olarak görüp bunu çözmeye çalışıyoruz, yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Sayın Maliye Bakanına bunun yanlışlıkları üzerine ikna edici telkinlerde bulunuldu; ama, her nedense, hâlâ, bu madde, tasarıda muhafaza ediliyor.
Değerli arkadaşlarım, aslında, Katma Değer Vergisi beyannamesi ve muhtasar beyannamenin ayrı ayrı verilmesi de, gerçekten, bir bürokrasi yaratıyor. Yine, demin Sayın Temizel burada söyledi; mükellef, her ay birkaç tane beyanname veriyor, pek çok işleme tabi tutuluyor; bunları hafifletmek, sadeleştirmek gerekir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak öneriyoruz, Katma Değer Vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname bir arada verilebilir, tek beyannameyle olabilir; birkaç hane daha eklenerek, ikisi bir araya getirilerek hem mükellefin işi kolaylaşır hem muhasebe elemanlarının işi kolaylaşır hem de bunu tetkik eden maliyecilerin işi kolaylaşmış olur.
Son olarak, sözlerimi tamamlarken, Türkiye'nin orta vadeli bir ekonomik istikrar programına şiddetle ihtiyacı vardır, böyle bir programa dayalı olarak yeni bir vergi reformuna ihtiyaç vardır. Bu ufak tefek işleri bir tarafa bırakınız ve Hükümet olarak bu konulara yoğunlaşın ve biz de, muhalefet olarak, bu konularda size katkı yapmaya çalışalım. Türkiye'nin temel sorunu, devletin sağlıklı gelirlere kavuşturulması sorunudur. Türkiye'nin temel sorunu, kayıtdışına çıkmış olan ekonominin, gerçek ekonominin yarısından fazlasını kayıt içine almaktır. Türkiye'nin temel sorunu, kayıt içine alınmış ekonomideki verginin adaletli olarak uygulanmasını sağlamaktır ve böylece, gelir dağılımını düzeltmeye dönük yeni politikaların sağlıklı bir platform üzerine oturtulması mümkündür. Biz, Hükümetten bunları bekliyoruz.
Birkaç milyarlık veya birkaç trilyonluk, bir defaya mahsus olmak üzere, bir yarar sağlama uğruna büyük bir karışıklık yaratmaya gerek yoktur. O nedenle, bu tasarının 1 inci maddesinin mutlaka geri çekilmesi gerekir. 2 nci madde için ısrarınızı sürdürüyorsanız; onun da bazı mahzurları olmakla beraber, onu bir ölçüde mazur görebileceğimizi buradan ifade ederek sözlerimi tamamlamış oluyorum.
Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar

Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 2. Yasama Yılı 43. Birleşim 08/Ocak /1997 Çarşamba
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim