tphlogo

İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ’UN Basın Açıklaması
07.04.2010

Anayasa değişikliği sürecinde ortaya çıkacak önemli bazı sorunları kamuoyunun bilgisine ve dikkatine sunmak amacıyla düzenlediğim bu basın toplantısına katıldığınız için sizlere teşekkür ediyor ve hepinizi saygı ile selamlıyorum. Bilindiği gibi Anayasa değişiklikleri, TBMM’de 2/3 çoğunlukla, yani 367 oy’la kabul edilmesi halinde Cumhurbaşkanı’nın onayı ve resmi gazete’de ilanı ile hemen yürürlüğe giriyor. Ya da TBMM’de 3/5 çoğunluğu geçerek, yani 330 la 367 arasında oy alabilen değişiklikler halkoylamasına sunularak, kabul görmesi halinde yürürlüğe giriyor.

Anayasa değişikliği önerileri üç şekilde sonuçlanmaktadır. Birincisi, 2/3 çoğunluğun sağlanması ve böylece geniş kapsamlı bir uzlaşma ile anayasa değişikliğinin kabul edilmesidir. İkincisi ise, anayasa değişikliği önerisinin gerekli oyu, yani en az 330 oyu sağlayamaması nedeniyle TBMM Genel Kurulunda reddedilmiş sayılmasıdır. Bu iki durumda da bir kısım vatandaşlarımızın beklentilerinin yerine gelmemiş olmasından kaynaklanan bir hayal kırıklığı olabilirse de bu durum toplumsal açıdan sıkıntı yaratacak bir çekişme ve kutuplaşma nedeni olamaz. Ama üçüncü şekil yani anayasa değişikliği önerisinin halkoyuna sunulması söz konusu olursa, teklifin kabul edilmesi için bir alt limit belirtilmemiş olduğundan, büyük çelişkilerin, çekişmelerin ve tehlikeli kutuplaşmaların ortaya çıkması olasılığı çok yüksektir. 

 

Anayasa değişikliklerinde 2/3 çoğunluk aranması, partiler ve milletvekilleri arasında, geniş tabanlı bir uzlaşma sağlama amacından kaynaklanmaktadır. Böylece, milletimizin büyük bir bölümü tarafından benimsenebilecek bir Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu öngörü çok anlamlıdır, çok yararlıdır ve de çok gereklidir. Çünkü Anayasa, toplum düzenini ve millet hayatını düzenleyen temel sözleşmedir. Bu temel sözleşmenin geniş bir mutabakata dayanması Anayasa’ya duyulan güveni arttırdığı gibi, vatandaşların barış, adalet ve hakkaniyet içinde yaşamalarını güvence altına almayı da güçlü bir şekilde sağlamış olmaktadır.

 

Bir büyük sorun:

 

Ancak, anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulması halinde, geniş tabanlı uzlaşma anlayışı büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. 

 

Bu durumda, nitelikli çoğunluk aranmaksızın, kabul oylarının bir adet fazla olması bile anayasa değişiklik önerisinin kabul edilmesini sağlayabileceği için, büyük olasılıkla, 2/3 ve 3/5 oranlarının çok altında, belki de seçmen sayısının yarısının bile altında bir oy’la anayasa değişikliği önerisi kabul edilmiş olabilecektir. Bu azınlığın çoğunluk için anayasa yapması, bir başka deyişle, azınlığın çoğunluğa tahakküm etmesi demektir. Bu büyük bir tehlikedir.

 

Anayasa değişikliği için TBMM’de 2/3 çoğunluk aranırken, halkoylamasında 2/3 ya da 3/5 çoğunluğu aramamak açık ve tehlikeli bir çelişkidir. Bu yanlıştır.

 

Ayrıca, bu durumun anayasaya aykırılık yaratıp yaratmadığı da düşünülüp tartışılmalıdır. Çünkü 3/5 çoğunluktan daha düşük bir çoğunluğun örneğin % 51 oranındaki bir çoğunluğun anayasa değişikliği için yeterli sayılması kabul edilebilir sayılsaydı, TBMM de ikinci tur oylama öngörülerek, örneğin % 51 oy alan değişiklik önerilerinin kabul edilmiş sayılması biçiminde bir düzenlemeye anayasa’da yer verilirdi. Anayasa’da böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olması tartışılması gereken bir durumdur.     

 

Şu anda bile, anayasa değişiklik önerisi daha TBMM’de görüşülmeye başlanmadan, toplumun ikiye ayrılarak kutuplaştığı dikkate alınacak olursa, halkoylaması sonunda ortaya çıkacak çekişme ve kutuplaşmanın ne denli büyük sorunlar yaratacağını tahmin etmek zor değildir.

 

Ayrıca, birbiriyle ilgisi olmayan farklı konuların bir paket halinde halkoyuna sunulması da çağdaş demokrasi anlayışıyla asla bağdaşmayacak bir durum yaratacaktır. 

 

Başta siyasi partilerimizin sayın genel başkanları olmak üzere, bütün milletvekillerimizi ve anayasa hukukçularımızı bu sorun yaratacak çelişkili durumu ortadan kaldıracak bir çözümü bulmaya çağırıyorum. Basınımızın ve düşünürlerimizin bu konuyu kamuoyu önünde değerlendireceklerini ve tartışacaklarını umuyorum. Bu konuda oluşturulacak çözüme, işlerlik kazandırmak; çoğumuz umudumuzu kesmiş bile olsak, yine de Siyasi Partiler arasında uzlaşma sağlamakla bulunabilir.

 

Ben 60 yıldan beri siyasetin içindeyim ve 37 yıldan bu yana da aralıklı olarak bu mecliste bulunuyorum. Bir anlamda bu meclisin en kıdemli siyasetçilerinden birisiyim. Askeri müdahale dâhil pek çok bunalımlı dönem yaşadım. Siyasi Partiler arasındaki gerginliklerin ve kutuplaşmaların, partilerimize de ülkemize de ne denli olumsuzluklar getirdiğini gördüm. Gerginliklerden ve kutuplaşmadan yarardan çok zarar görüldüğüne tanık oldum. Evet, ben bir CHP’liyim ve bundan daima gurur duydum ve duymaktayım. Ama parlamenter demokratik sistemimiz içinde yer almış bulunan bütün siyasi partilerimize de saygı duyan bir siyasetçi olarak, açık yüreklilikle ve iyi niyetle, bütün siyasi partilerimize bir uzlaşma yöntemi önermek istiyorum.

 

Bir çözüm önerisi:

 

Anayasa değişikliği girişimleri, büyük bir gerginlik ve kutuplaşma yaratmıştır. AKP’li milletvekili arkadaşlarımızın imzalarıyla TBMM’ye sunulan Anayasa değişikliği önerisi, bir dayatma izlenimi vermektedir. Anayasa değişikliği için; AKP yönetimi, ön yargısız ve dayatmasız samimi bir uzlaşma arayışı sergileyememiştir. Öteki partilerimiz de uzlaşma ortamı yaratılması konusunda belki de yeterli bir çaba sarf etmemiş olabilirler. Ama vatandaşlarımız arasında, kurumlarımız arasında ve hatta kurumlarımızın içinde giderek artan bir biçimde oluşan çelişkiler çatışmalar ve kutuplaşmalar tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Bu olumsuz gelişmelere seyirci kalınamaz. Siyasi partilerimiz bir uzlaşma ortamı yaratmak zorundadırlar.

 

Gerçek uzlaşma, tarafların birbirine güven duyabilecekleri bir ortamda sağlanabilir. Uzlaşma sağlayacak partiler, müzakere masasına eşit haklarla ve eşit koşullarla oturmalıdır. Mutabakat sağlanacak konuların dışında kalan öteki konuların TBMM’ye sunulmayacağı konusunda iktidar partisi, muhalefet partilerine güvence vermelidir. Böyle davranılırsa, inanıyorum ki, siyasi partilerimiz anayasa değişikliği için; ön yargısız, dayatmasız bir uzlaşma sağlamak için bir araya gelebilirler. Bir araya gelinmelidir. Bunu başaramazsak, korkarım büyük sorunlar yaşanacak ve daha sonra pişmanlık fayda getirmeyecektir.

 

Unutulmamalıdır ki, yakın geçmişimizde, TBMM’de partiler arasında uzlaşma sağlanarak çok önemli konular, bu arada kapsamlı anayasa değişiklikleri başarılabilmiştir. Bu çerçevede yeni başarılar kazanılması da bence mümkündür.

 

Öteki öneriler:

 

Anayasa değişikliği için yapılacak halkoylaması ve partiler arası uzlaşma çabalarına ilişkin öteki önerilerimi de hepinizin dikkatine ve değerlendirmesine sunmak istiyorum: 

 

Anayasa değişiklik önerisi bir demokratikleşme projesi olarak gündeme getirilmiştir. Gerçek bir demokratik açılım, yani demokratikleşme; öncelikle siyaset yapılanmasının demokratikleşmesiyle olanaklıdır. Bunun için de öncelikle;

 

1-      Seçimlerde temsilde adaleti önleyen % 10 baraj, mutlak surette makul bir düzeye, örneğin % 5’e indirilmeli ve bu durum anayasal güvenceye dayandırılmalıdır. Yönetimde istikrar sağlamak amacıyla temsilde adalet feda edilmemelidir.

 

2-      Siyasi partilerimizin iç işleyişlerinin mutlak surette demokratikleştirilmesi gerekir. Partilerde yönetim yetkilerinin merkezde toplanması ve hatta bu yetkilerin Liderde yoğunlaştırılması eğilimlerinin önlenebilmesi için anayasal güvenceler oluşturulmalı ve etkin bir yargısal denetim sağlanmalıdır.    Unutulmamalıdır ki Siyasi Partiler; kendi içine doğru demokratik açılım yapmadan, ülkede demokratik açılım yapacağına kimseyi inandıramazlar. Ülkede demokratikleşmeyi sağlamanın yolu, parti içinde demokrasiyi sağlamaktan geçer.

 

3-      Milletvekillerinin her türlü baskıdan ve etkiden korunması çok önemlidir. Milletvekilleri seçildikleri seçim bölgesinin değil, Türkiye’nin Milletvekili sayılmaktadırlar. Bunun nedeni, Milletvekillerine, kendilerini seçenlerin bile baskı uygulamasını önlemektir. Bu nedenledir ki; Milletvekili adayları, istisnai haller dışında, ilke olarak seçim bölgelerindeki partililer tarafından ve seçmen tercihine de dayanan bir yöntemle belirlenmelidir. TBMM genel kurulunun ve parti gruplarının; yüksek düzeyde etkinlik, yaratıcılık ve verimlilik kazanması buna bağlıdır. Parti tüzüğü ve programı çerçevesinde milletvekillerinin özgürleştirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz bu durumun anayasal güvenceye bağlanması temel bir ihtiyaçtır.

 

4-      Milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması, partilerin finansmanı ve siyasal etik gibi önemli konular, çağdaş normlarda düzenlenmelidir.

 

Hepinizi yeniden saygılarımla selamlıyorum.


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim