tphlogo

ALİ TOPUZ'DAN GÜNDEM YARATACAK SÖZLER, "TÜRBAN SİYASETEN KULLANILMAZSA ÇÖZÜLÜR, SÖYLEMİMİZ DEĞİŞECEK, BİZ BİR MÜCADELEYLE GELMEDİK" / HÜR HABER - ŞEBNEM KARAEVLİ
11.06.2010

CHP’de genel başkanlığa Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelmesi sürecinin önemli isimlerinden biri de Ali Topuz’du. CHP geleneğinin içinden gelen deneyimli siyasetçi, bir başka deneyimli isim olan Erol Çevikçe ile birlikte sürecinin başından itibaren sıcak siyasetin içinde yer aldı… Daha önemlisi Önder Sav’ın herkesi şaşırtan çıkışının arkasında bu iki deneyimli ismin ciddi katkısı vardı.

Bir anlamda bu isimlerle özdeşleşen “CHP aklı” devreye girmiş, Kılıçdaroğlu çıkışı planlanmıştı.

Bu nedenle Topuz’un CHP’nin bugününe ve yarınına ilişkin söyledikleri önümüzdeki süreci anlamak açısından önemli…

Topuz’la söyleşimizin ikinci bölümünü de ilgiyle okuyacaksınız.

 Şebnem Karaevli:  “12 Eylül Anayasası ve Ergenekon’un savunuculuğunu yaptığı” eleştirilerine maruz kalan CHP’de söylem değişecek mi?

Ali Topuz: Söylemimiz değişecek. Rejim konularıyla ilgili aşırı reaksiyon gösterdik ama gerçekten iktidar da CHP’yi bu konuda tahrik eden eylemlerde bulundu. Ama asıl önemlisi, toplumun güncel sorunlarıyla ilgili olarak, partinin onları öne alan bir program, bir siyaset yürütmesi. Dikkat ederseniz, Kılıçdaroğlu’nun gelişiyle birlikte, halkın gündemindeki sorunlarla ilgili açıklamalar yapılıyor. Tabii çok geniş bir çalışma yapılıyor yeni söylemin, yeni açılımın çerçevesiyle ilgili. Bunlar sonuçlanmadan bir şey söylemek istemiyorum ama göreceksiniz, siyaset kendi zeminine oturacak. Bir kere üslup daha farklı olacak. Bundan önceki üslubumuz toplumla örtüşmüyordu, birleşmiyordu. Toplum o üslubu algılayamıyordu.

Karaevli:  Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununa dair söyleyecekleri merak ediliyordu. Neden Kurultay’da bu kadar önemli bir sorundan hiç söz etmedi?

Topuz: Her şeyin bir zamanı var. Bakın bundan önceki dönemle şimdiki dönemin en temel farkı, siyasetin yapılış biçimiyle ilgili. Bundan önceki dönemde Sayın Baykal, siyaseti tek başına yürütüyordu. Şimdi kadro halinde çalışılıyor, ortak akıl yürütülüyor, ortak akılla sorunlara çözüm aranıyor. Yani ne tek başına genel başkan, ne tek başına genel sekreter belirleyici olmak istemiyor. Partinin yetkili organları, milletvekilleri, çeşitli organlardaki yöneticileri, derece derece, yeni politikanın biçimlenmesinde rol oynayacak, katkısını ortaya koyacak. Dolayısıyla bu ortak görüşler bir sentezden geçirilip sunulacak hale gelmeden, bunlarla ilgili olarak, genel başkan bile çok fazla yaptırımlara değinmiyor. Bu ortak aklın ortaya çıkaracağı siyasetin belirlenmesini beklemek için yapılıyor. O nedenle bir süre daha sabredilecek, beklenecek. Bu sorunun pek çok boyutu vardır, ekonomik boyutu yoktur denemez. Elbette ki bir takım demokratikleşme talepleri vardır, bir takım kabul edilmesi mümkün olmayan talepler de vardır, bir takım yerine getirilebileceği halde bugüne kadar göz ardı edilmiş şeyler de vardır.

Karaevli:  Mesela yerine getirilmeyenler nedir?

Topuz: Ben ayrıntıya girmek istemiyorum

Karaevli:  Ama bir cümle alabilirim herhalde

Ali Topuz: Net olarak mesele belli olmadan, genel başkanın açıklama yapmadığı yerde benim açıklama yapmam, sadece benim görüşüm olur ve bunu da söylemeye gerek duymuyorum. Ama şunu herkes bilmelidir ki, bu durum, ekonomik, sosyal ve demokratikleşme boyutlarıyla görüşülecek. Benim tahminime göre, konunun tartışılmasında tarafların kullandıkları üslup, birbirini anlamaya yönelik bir ortamda yapılmıyor. Sağırlar diyalogu şeklinde yapılıyor. Bazen aynı şeyler farklı farklı söyleniyor, farklı zannediliyor, ama aslında aynı şey söyleniyor. Zaman içinde üsluba dikkat edilerek ve samimi olarak meseleye içtenlikli biçimde bakarak, birbirine güven veren bir ortamda konuyu tartışarak pek çok şeyin çözülebileceği kanısındayım.

Karaevli:  Kılıçdaroğlu Trakya’da büyük bir ilgi gördü. Ancak “Güneydoğu’ya gitsin de bir görelim” diyenler var. Güneydoğu turu ne zaman?

Topuz: Biz sürpriz olarak bu noktaya geldik, bir mücadeleyle gelmedik. Buna hazır değildik. Şimdi dolaşması gerekiyor. Bir taraftan çalışmalar yapılırken, bir taraftan da sayın genel başkan gidip milletle tanışıyor. Gittiği yerde pek çok şeyi görüyor, onları dinliyor, pek çok şeyi öğreniyor onlardan. Düşüncelerini alıyor, onların bakış açılarını kavramaya çalışıyor. Türkiye’yi dolaşarak Türkiye’yi tanımaya çalışıyor. Tabii ki güneydoğuya, Karadeniz’e, başka yerlere de sıra gelecek. Çalışmalar son şeklini alıncaya kadar, bu çerçevede Türkiye’yi turlama işi bitirilecek. Sonbahara kadar da herhalde tespitler saptanarak, ardından seçime kadar gidecek bir seferberlik başlatılacak.

Karaevli:  CHP’yi güneydoğu kucaklayacak mı?

Topuz: Şimdiden o ışığı alıyoruz. Bakınız biz CHP olarak, doğu da eskiden birinci parti olarak çıkıyorduk.

Karaevli: Biliyorum ama bu çok uzun zaman öncedeydi.

Topuz: Ama niye olmasın? Parti aynı parti, partinin amaçlarında bir değişiklik yok. Partinin sadece yönetim anlayışı bir değişiklik geçirmiş, şimdi onu da görmüş parti özeleştirisini yapıyor. Şunu yanlış yaptık diye kanaat getirdiği şeyler varsa onları değiştiriyor, halkın karşısına samimiyetle çıkıyor. Yani tam olması gerektiği gibi oluyor. Ben bu olayı 40 sene evvel bir daha yaşamıştım.40 sene evvel de parti açılıp gitmişti, 60’lı yıllarda da sol hareketiyle parti ivme kazanmıştı. Bu hareketin başından sonuna kadar bulundum. Şimdiki hareket de bunun bir benzeri. Belki de ondan daha da hızlı cereyan eden bir ivme. Çünkü o dönemde tanıtım ve iletişim imkanları bu kadar yoktu. Şimdi bir yerde yaptığınız şeyi Türkiye’nin her tarafından görmek mümkün oluyor. Bugün dolaşmak daha kolay oluyor. Dolayısıyla o zamankinden daha kısa zamanda halkla CHP’nin buluşması mümkün olacaktır.

Karaevli: Kendi bildiğini okuyan lider dönemi kapandı. Kılıçdaroğlu ile halk buluşması gerçekleşecek mi?

Topuz: Evet, olacak. Olur, da zaten.

Karaevli:  Peki bir gün “hayır bu da böyle olmalı” derse Kılıçdaroğlu  ne olacak? Olamaz mı böyle bir şey?

Ali Topuz: Ben öyle bir şey olmasını beklemiyorum, inşallah da olmaz. Ama eğer umutlarımızı suya düşürecek olumsuz bir şey olursa, merak etmeyin o işe karşı bir adam vardır, karşılarına çıkar. Ben sağsam çıkarım.

Karaevli: 18 yıl sonra mı?

Topuz: Bu sefer 18 yıl beklemeyiz daha önce bu değişimi gerçekleştiririz.

Karaevli:  Ama bakın bu değişimi siz değil, maalesef kaset olayı gerçekleştirdi. Umarım bir daha böyle bir şey olmaz.

Topuz: Her şeyde bir hikmet vardır.

Karaevli:  CHP iktidarda olsaydı Gazze’de yaşanan sorunlar karşısında nasıl bir tutum sergilerdi?

Topuz: Gazze’de bir sorun var, burada yanlış bir olay var, elbette ki bununla ilgili ne gerekiyorsa yapacağız. Ama onu kullanarak, onu iç politikada değerlendirerek siyaset yapmayacağız, yapmadık bu bir. İki, orda ne oldu? Hamas iktidardan uzaklaştı. Neden?

Çünkü Hamas hem Avrupa ülkeleri, hem de Amerika tarafından bir terör örgütü olarak ilan edildi. Şimdi bakın, evet seçimle geldi, fakat onlar kabul etmediği için zorladılar, belki zorla da iktidardan ayrıldı ya da devretti değil mi?

Karaevli: Dini kullanarak siyaset yapmak maalesef zaman zaman kullanılıyor. Bu konuda CHP de eleştirildi çarşaflılara rozet taktığı için, hatta parti içinden de tepki aldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Topuz: Keşke öyle yapılmasaydı. Çarşaflıya saygı duymak veya inancına hiçbir şekilde karışmadan ona artık, o giysisinin geride kaldığını öğretmek gerekirken, terk edilmesi gereken bir şeyi aynen kabul ederek siyaset yapmak yanlış bir şeydir.

Karaevli:  Peki bu Deniz Baykal’ın fikri miydi? Gürsel Tekin ismi orda ön plana çıkmıştı.

Topuz: Benim bildiğim kadarıyla o Mehmet Sevigen’in yaptığı bir düzenlemeydi Gürsel Tekin il başkanı olduğu için o yaptı zannedildi. Hangisinin olursa olsun, o şık bir şey değildi.  O insanlara karşı olduğum için söylemiyorum, benim de annem bir zamanlar kapalıydı.

Karaevli: CHP, bu kesimi nasıl kazanacak?

Topuz: Biz onların kalplerini kazanacağız, onların kafalarını kazanacağız, kendilerini kazanacağız, giysileriyle uğraşmayacağız.

Karaevli: Türban sorununa yeni CHP çözüm bulabilecek mi?

Topuz: Üniversiteye türbanla girmeyi mahkemeler yasak ettiyse yasağı kaldırmanın bir yolu bulunursa oda kalkar. Yani siyaseten kullanılmazsa bu sorun çözülür.

Karaevli: “Medya rüzgarı CHP’yi havalandırdı” dendi. Peki, bu heyecan sürecek mi?

Topuz: Tabii… Bunun süreceğini tahmin ediyorum. Zaten yeni atılımlarımız da bunu hızlandıracak ve daha da büyütecek. Şimdi bu medyadan kaynaklanan bir heyecan mıdır, yoksa alanlarda ortaya çıkan bir heyecanı mı göreceğiz. Ya da medya yansıttığı için mi kartopu gibi büyüdü? Hiçbir şey yapay olarak bu kadar sıcak bir görüntüye dönüştürülemez. Burada halkın içinden gelen sevgi yansıyor meydanlara, oradan da gazetelere yansıyor. Dolayısı ile bu bir karşılıklı etkileşimdir. Şimdiye kadar AKP için işleyen bu süreç, şimdi CHP için işliyor.

Karaevli: Baykal’a danışması faydalı olur mu sizce?

Topuz: Baykal bu partide genel başkanlık yapmış, siyasette çok tecrübeli, çok yetenekli bir insan. Deniz Baykal’ın ayrılmasının sebebi talihsiz bir olaydır. Bu olayın doğru veya yanlış sonuçlanmasından sonra daha da rahat konuşabilir. Sayın Baykal’ın yönetim anlayışı toplumun anlayışıyla, beğenisiyle buluşamamıştır.

Karaevli: Baykal’la Kılıçdaroğlu arasındaki üslup farkını nasıl tanımlarsınız?

Topuz: Kısa cümleler kullanıyor. Ve tartışmada sorunun çözümünü söylüyor. Yani dinleyen insan dakikasında sorunu ve cevabı buluyor. Sayın Baykal’ın konuşma üslubu başkaydı. Daha tiyatral, söylediğini başka şekillerde anlatarak, uzun cümleler kullanarak konuştuğu için, dinleyen insan konuşulanı kavramakta zorluk çekiyordu. Yani cümlenin başıyla sonunu bağlama konusunda. Mesela, şimdi grup toplantıları yarım saat 45 dakikada bitiyor. Deniz Bey 1,5 saatten erken bitirmezdi. Bazen 2 -2,5 saat sürüyordu. Dolayısıyla böyle bir söylem farklılığı toplumun ilgisini çekti.

Yani ısınma turlarıdır bunlar. Birinci konuşma stili ayrıydı, ikincisi ayrı ve giderek daha iyi performans gösterecek. Ben bunları 40 sene evvel Ecevit’le de yaşadığım için ileride ne olacağını az çok kestirebiliyorum.

Karaevli:  Ecevit’le Kılıçdaroğlu benzetmesi çok yapıldı.  Siz de Ecevit’le uzun yıllar beraber politika yaptınız, benzerlik var mı?

Ali Topuz: Tabii ki kişisel özellikleri açısından benzetirsek abartırız. Ama hareketin niteliği bakımından benziyor. Yani 40 yıl önce de, bizim söylemimizle halkla buluşmamız mümkün olmuyordu. Kadrolarımızın eskiliği dolayısıyla biraz zorluk çekiyorduk. Ecevit hareketiyle hem kadrolar yenilendi, hem de halkın beklentilerine karşılık veren bir siyasetçi olarak çıktı ortaya.  Kılıçdaroğlu da halkın beklentilerini seslendiriyor. Dolayısıyla kullandıkları propaganda modeli, karşısındakiyle duygusal olarak bütünleşecek bir üslupta devam ediyor. O bakımdan büyük bir benzerlik var.


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim