tphlogo

İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN’IN ÖLÜMÜ DOLAYISIYLA TBMM GENEL KURULUNDA CHP GRUBU ADINA YAPTIĞI KONUŞMA
01.03.2011

Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Saadet Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın aramızdan ebediyen ayrılmış olması nedeniyle, CHP Grubu adına, derin bir üzüntü içinde, duygularımızı ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerimin başında, merhuma Allahtan rahmet diliyorum. Dualarımız onunla beraberdir, ışıklar içinde yatsın. CHP Grubu olarak; Erbakan ailesine, yakınlarına, Saadet Partisi mensuplarına, bütün milletvekillerimize ve halkımıza baş sağlığı dileklerimizi saygı ile sunuyoruz.

Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Merhum Necmettin Erbakan; mesleğinde ve siyaset yaşamında, büyük başarılar kazanmış; İnançlı, kararlı ve tutarlı bir siyaset adamı ve ömrünü milletine hizmet etmeye adamış, büyük bir devlet adamıydı. Merhum Necmettin Erbakan’ın siyasal görüşlerine ve hedeflerine yandaş olanlar da, karşıt olanlar da, O’nun küresel emperyal güçlere karşı tavır koymuş bir siyasetçi olduğunda sanırım birleşmektedirler. Ulusumuzun bütünlüğüne, kendi gücüne dayanan bir ulusal kalkınma stratejisine ve sosyal devlet anlayışına dayanan, adaletli bir toplumsal düzen özlemlerine sıkı sıkıya bağlı bir siyaset ve devlet adamıydı merhum Necmettin Erbakan. Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Bu acılı günümüzde, yüreğimizin yandığı ve üzüntülerimizin yoğunlaştığı günde; geçmişimizde ve de şimdilerde, hepimizi çok yakından ilgilendiren bazı gerçeklerin ortaya çıkmasına kapı açabilirsek, bir nebze de olsa; demokrasimize, ulusumuza ve ülkemize hizmet etmiş oluruz diye düşünüyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partililer, merhum Necmettin Erbakan’ı ve MSP’li parlamenter arkadaşlarımızı 1973 seçimleri sonrasında, rahmetli Bülent Ecevit’in Başkanlığında kurulan CHP – MSP Koalisyon Hükümeti sırasında, yakından tanıma fırsatını edinmiştik. Kıbrıs Barış Harekâtını birlikte gerçekleştirmiştik. Kıbrıs’ta Türklerin de Rumların da can güvenliğini sağlayarak, soydaşlarımızın ve Kıbrıslı Rumların, barış ve huzur içinde yaşayabilecekleri yeni bir dönemin açılmasını birlikte sağlamıştık. Ülkemizde uzlaşmaya dayanan bir siyaset anlayışını pekiştirerek, ulusumuzu ve ülkemizi refaha ve mutluluğa taşıyabilme fırsatını ve olanağını, birlikte elde etmiştik. Elbette ki bu birlikteliğin yarattığı olumlu ve verimli ortamın yanında büyük zorluklar ve sıkıntılar da vardı. Ancak, bu zorluklara ve sıkıntılara teslim olmadan bu engelleri aşmanın yolunu bulmak da gerekliydi. Bu yapılamadı. CHP – MSP Koalisyon Hükümeti dağıtıldı. Türkiye, çelişkilerle dolu bir belirsizliğe ve kaos ortamına sürüklendi. CHP – MSP Koalisyon Hükümetinin dağıtılması olayı, Demokratik hayatımızı olumsuz yönde etkileyen en önemli dönemeçlerden birisidir. Bu bağlamda, şu sorunların yanıtları aranmalıdır. • Bu gelişmeyi, kendi dinamikleri mi yarattı? Yoksa başka dinamikler mi devreye girdi? • CHP – MSP işbirliği mi, yoksa bu işbirliğinin bozulması mı, “Tarihi Yanılgı” idi? • Bu gelişmede ve bu gelişmeden sonra ülkemizde devam eden siyasal süreçte, ikisi de rahmetli olan Bülent Ecevit’le Necmettin Erbakan’ın ve Demirel’le Alpaslan Türkeş’in rolleri ve sorumlulukları neydi? Öncelikle o dönemin CHP’li, MSP’li, AP’li ve MHP’li siyasetçileri, özeleştiri de yaparak, durumun aydınlanmasına yardımcı olmalıdırlar. Ancak böyle yaparsak, yaşanmış olaylardan dersler çıkararak, günümüzdeki olayları ve gelişmeleri daha doğru tanımlayarak daha anlamlı ve daha gerçekçi değerlendirmeler ve önermeler yapabiliriz. Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Türk demokrasisi, dünyadaki gelişmelere ve oluşan yeni güç dengelerine göre dış odaklı siyaset mimarlarının hep hedefinde olagelmiştir. Onun için, bugün ve bugünden sonra, siyasette söz sahibi olan ve olabilecek her siyasetçinin, yaşadıklarımdan ders çıkartarak, ulusal çıkarlarımızı bu siyaset mimarlarına kurban etmemek sorumluluğunu taşıması gerekir. Bu vesileyle söylemeliyim ki; Siyasetçi olarak içinde yaşadığımız; 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan girişimlerini ve süreçlerini, biraz evvel belirttiğim dış dinamiklerden soyutlamak mümkün değildir. Onun için şimdi aramızda bulunmayan; İsmet İnönü, Celal Bayar, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi siyaset önderlerinin taşıdığı ulusal sorumluluk ve duyarlılıkları göz önünde bulundurmak gereklidir. Bu sorumlulukları ve duyarlılıkları taşımanın doğaldır ki çeşitli bedelleri olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Bazen itibarsızlaştırma, bazen dezenformasyon, bazen yargısal müdahaleler, bazen radyo ve televizyonlardan yapılan bildirimler, bazen tutukluluk, bazen siyasetten yasaklanma ve dışlanma ve de her türlü kabul edilemez tertipler ve oyunlar, bu sorumlulukları ve duyarlılıkları ödünsüz sergileyen siyasetçilerin kötü kaderi olmamalıdır. Emperyalizmin yeniden tanımlanıp biçimlendirildiği günümüzde, hangi siyasi çizgide olursa olsun, demokrasiye, toplumsal barışa ve halkın refahına kendisini adamış olan her siyasetçiye, büyük milletimiz hak ettiği saygıyı, onuru ve sahiplenmeyi gösterecektir. Buna yürekten inanıyorum. Rahmetli Necmettin Erbakan da bu çerçevede hak ettiği saygı ve sevgi seli ile bugün ebediyete uğurlanmaktadır. Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Sözlerimi sonlandırırken, böylesi acılı günlerde hissettiğimiz duyguların geçici değil kalıcı olmasını diliyorum. CHP Grubu adına; bu gün ebediyete uğurladığımız merhum Necmettin Erbakan’ın manevi huzurunda saygı ile eğiliyor ve hepinizi de saygı ile selamlıyorum. - - 0 - -
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim