tphlogo

20. Dönem
30.07.1996

Çokuluslu Güç'ün görev süresinin 31 Temmuz 1996 tarihinden başlayarak, 5 ay daha uzatılması istemi ile ilgili konuşma

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.
Bugün, yeni Hükümetimiz tarafından, Huzur Harekâtı çerçevesinde ülkemizde konuşlandırılmış bulunan Çokuluslu Güç'ün görev süresinin 31 Temmuz 1996 tarihinden başlayarak, 5 ay daha uzatılması istenmektedir; bugün, bunu konuşuyoruz.
Sözlerime başlarken, bundan yıllar önce, 26 Haziran 1992 günü, bu konunun ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisinde uzatılması konuşulurken, şimdiki Sayın Başbakanımızın bu kürsüden söylediği bazı konuları, bazı iddiaları size hatırlatmak istiyorum; çünkü, Sayın Erbakan, o tarihten bu yana, sürekli olarak, o başlangıçta yaptığı konuşmanın çerçevesi içerisinde ve orada belirttiği konularda görüşlerini hep ifade eder oldu. O tarihte başlattığı hareketi, Hükümet oluncaya kadar da devam ettirdi.
Şimdi, bakınız, Sayın Necmettin Erbakan neler söylemiş; buradan Hükümete doğru dönmüş ve demiş ki: "Muhterem arkadaşlarım, bakınız, şu Hükümet sıralarında oturan arkadaşlarım var ya, biraz sonra söyleyeceğim, geçen sene neler konuşmuşlardı; şimdi, başka bir posta bürünmüşler, bütün söylediklerinin aksini gelip burada ortaya koymaya çalışıyorlar" Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra, Sayın Erbakan'a bu kürsüden bir sözcünün bunları hatırlatmasının, Sayın Erbakan için talihsiz bir gelişme olduğunu söylemek, herhalde yeter diye düşünüyorum.
Yine, Sayın Erbakan bu kürsüden, kendisinden önce konuşan Sosyaldemokrat Halkçı Parti Sözcüsü Sayın Ali Dinçer'in konuşmasına atıfta bulunarak şunları söylemişti: "Benden önce konuşan kıymetli arkadaşlarım, bilhassa SHP Sözcüsü Ali Dinçer Bey kardeşim de, konunun bu büyük ehemmiyetini belirtti; ancak, kendilerinden bahsederken hemen şunu ifade etmek istiyorum ki, deminki konuşmalarını dikkatle dinledim; âdeta bir ip üzerindeki cambaz gibi çok zahmet çekti -Refah sıralarından alkışlar olmuş- Arif olan, ne demek istediğini çok iyi anlar; biz anladık, merak etmeyin; konuşmanızın sonunda işi, Türkiye'de çoğulcu demokrasi ve özgürlüğe bağlamanız çok manidar; çünkü, demek istiyorsunuz ki: Ah, ben serbest olsam neler konuşacağım; ama, ne yapalım ki, paçamızı bunlara kaptırmışız da, istediklerimizi konuşamıyoruz."
Şimdi, ben, yine bu kürsüden, aradan geçen bu zaman içerisinde Sayın Erbakan'ın geldiği bu noktada, Ali Dinçer arkadaşımızın sözlerini kendisine burada hatırlatıyorum ve Sayın Erbakan'ın da paçasını kimlere kaptırdığını buradan açıklamasını istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Demek ki, Sayın Erbakan da paçasını birilerine kaptırmış...
İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Kime kaptırmış?..
ALİ TOPUZ (Devamla) - ... ve bugün burada, asıl içinden geçen, olmasını istediği şeyleri ifade edemiyor, öneremiyor, paçasını kaptırmış, onlara mahkûm bir vaziyette önümüze gelmiş.
Konuşmamın ileriki bölümlerinde bu konulara ilişkin başka değerlendirmeler de yapacağım.
Şimdi, Sayın Erbakan, çok yakın bir tarihte, birkaç gün önce şunları söylemişler: "Beş yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi 'evet-hayır' demekten başka bir şey yapmadı, aritmetik çoğunlukla Çekiç Güç'ün süresi uzatıldı." Sayın Erbakan böyle söylemişler. Başka bir şey daha söylemişler, belki bugün de söyleyecekler: "Ama, şimdi iş değişti, bir değişim yaşıyoruz, büyük bir değişim yaşıyoruz."
Şimdi, gerçekten -konuyu, tartıştıktan sonra oylayacağız- ya Hükümetin önerdiği kabul edilecek, süre uzatılacak ya da Hükümetin önerisi reddilecek, süre uzatılmayacak. Bence, bunların ikisi de çok önemli değişim ifade etmektir. Birincisi, Hükümetin önerisi eğer kabul edilecek olur ise, o zaman Sayın Erbakan'ın ve Refah Partisinin çok büyük bir değişim geçirdiğine kanaat getirmiş olacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Refah Partisinin ve Sayın Erbakan'ın gerçekten bir değişim geçirdiğine, siyasetini değiştirdiğine, U dönüşü yaptığına herkes tanık olacak ya da Çekiç Güç'ün süresinin uzatılmasıyla ilgili öneri reddedilecek; o zaman, Hükümete, Refah Partisine ve Sayın Erbakan'a rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda gerçek değişimi burada sağlamış olacak. İkisi de bir değişimdir; ama, ne yazık ki, bu iki değişimin ikisi de Sayın Erbakan için talihsizliktir.
Değerli milletvekilleri, son uzatma kararını 18 Haziran 1996'da almıştık. O zamanki Hükümet Başkanı Sayın Yılmaz, Çekiç Güç ile ilgili Amerika Birleşik Devletleriyle yapılan müzakerelerin devam etmekte olduğunu, bazı konularda belli aşamalara gelindiğini,
daha ileri aşamalara götürmenin mümkün olabileceğini, daha evvel, gerçekleştirecekleri bu işler için üç ayın yeterli olabileceğini ifade etmişlerdi; ama, üç aya sığmadı bu; bir ay daha bir uzatma verilecek olursa, sonuca ulaşma imkânının olabileceğini söylemişlerdi...
A. MESUT YILMAZ (Rize) - Hayır... İptal kararından sonra...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Daha önce, üç ay uzatma yapıldığı zaman, üç ay içerisinde Türkiye'nin Çekiç Güç ile ilgili yeni düzenlemede istediklerinin Amerika Birleşik Devletleriyle bir uzlaşmaya vardırılabilmesi için üç ayın yeterli olabileceğini bu kürsüden iki kez Sayın Yılmaz söyledi. Üç aya yetişmedi...
LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) - Anayasa Mahkemesi...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, Anayasa Mahkemesinin kararını biliyorum. Süreye on gün kala; yani, 2 ay 20 günde yetişmedi...
A. MESUT YILMAZ (Rize) - 1 ay 20 gün...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Affedersiniz.
...ve ondan sonra, Temmuzun 31'ine kadar uzatılırsa, bu süre içinde olabileceği ümidini taşıyordu -samimiyetle belki, kuşkusuz- o iradeyle Meclisten bir aylık bir süre istediler; iki ay istemediler, üç ay istemediler, beş ay istemediler şimdiki gibi, bir aylık bir uzatma daha istediler. Daha evvel alınan kararı bir ay daha uzatmış oldular.
Demokratik Sol Parti de bu uzatma teklifine destek verdi, onun da umutları vardı; çünkü, daha evvel, Demokratik Sol Partinin ciddî iddiaları vardı. Amerika Birleşik Devletlerinin, Türkiye'den öneri beklediğini, fakat, hiçbir hükümetin öneri vermediğini, bu konuyu konuşmadığını, oysa bu yeni Hükümetin, bazı konularda Amerikalılara bazı öneriler götürebildiğini, kendilerinin de bu konuda planlarının olduğunu, dolayısıyla, bu süreç içerisinde, bunları konuşma imkânı vardır ve belki de, Amerikalıları belli bir noktada ikna etme imkânı vardır diye, o nedenle, bir aylık uzatmaya çekimser kalarak destek verdiler.
Keşke, Sayın Yılmaz'ın ve Demokratik Sol Partinin o beklentisi gerçekleşmiş olsaydı. Keşke, bu uzlaşma olsaydı; herkes buna sevinecekti. Ya da, bunun olmayacağı görülüyordu, herkes görüyordu, kendileri de farkındaydı, biz, herkesten önce bunun farkındaydık ya da o tarihte, yani, 40 gün önce, buradan bir sonuç çıkmayacağı kanaatine varılarak, mesele orada kesilip atılmış olsaydı, belki, o günden bu yana gelecek dönem içerisinde, Çekiç Güç'ün burada üstlenmiş olduğu görevle ilgili olarak, bölgede sağlayacağı yeni durumla ilgili olarak, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri ve onun yandaşları arasında bir uzlaşma noktasına, böyle bir gücün görevinin devam etmediği bir dönemde, daha objektif ve Türkiye'nin çıkarlarına daha uygun bir sonuca varılabilirdi; maalesef, bu öngörü gerçekleşmedi, bu siyaset sonuç vermedi.
Şimdi, Sayın milletvekilleri, günümüzde, yeni Hükümetimiz, konuyu, Türkiye Büyük Millet Meclisine farklı bir üslupla getirmeye yöneldi. Kendileri de, değişim olarak, zannediyorum, bunu ifade etmeye çalışıyorlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, konuyu karara bağlayacağı tarihten önce, başka birtakım düzenlemelerle, konuyu kendi arasında görüşün, yabancı ülkelerin elçilerini de komisyonlara çağırsın, onların da fikrini alsın; hatta, bu konuda hükümetlere öneri hazırlayan, altyapı hazırlayan devlet kurumlarına Meclisin eğilimi yansıtılsın ve onlar, Meclisin eğilimlerini bile bile, buraya öneride bulunsun diye düşündüler. Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Hükümetten önce konuya el atması gerektiğini, böylece, daha kişilikli, kimlikli bir noktaya varılabileceğini ifade etmeye çalıştılar; ama, değerli milletvekilleri, bu süreci, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılmasını reddetmek için değil, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılması konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sayın milletvekillerinin, bürokratlar ve de yabancı misyon şefleri vasıtasıyla ikna edilmelerini sağlamak için işlettiler. Türkiye Büyük Millet Meclisini, hükümetlerin görüşleri karşısında Türkiye'nin çıkarlarını koruyan bir çerçevede, bir düzeyde ortaya koymak için değil, daha evvel savundukları fikrin tersine, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılması konusunda Meclisi ikna edebilmek için, demokrasi dışı, Anayasa dışı uygulamalara teşebbüs ederek, tevessül ederek, bu Meclisi, bu taktiklere alet etmeye yöneldiler. Bundan dolayı, Hükümeti ve Hükümette görev alan siyasî partileri ve onların yönetim kadrolarını, bu kürsüden kınamayı, demokrasi adına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin haysiyeti adına bir görev telakki ediyorum, onun için kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Ayıp oluyor ama...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakınız, masumane bir ifadeyle "canım bunda ne var, oturacağız hep beraber konuşacağız" deniliyor. Kiminle?.. "Millî Güvenlik Kuruluyla konuşacağız, elçilerle konuşacağız, olayı bir noktaya getireceğiz, oluşturacağız."
Değerli arkadaşlarım, demokrasi bir sistemdir; demokrasi, kurumlarla yönetilir. Karar verenler ayrıdır, karar verenlere öneri hazırlayanlar ayrıdır, o önerinin altyapısını hazırlayanlar ayrıdır. Siz, bunların hepsini birbirine karıştırırsanız, demokrasiyi de birbirine karıştırırsınız. Bu devletin, çeşitli organları, anayasal kuruluşları vardır; hükümete bağlı, icraya bağlı, yürütmeye bağlı kuruluşlar vardır. O kuruluşların görevi, kendi sorumluluk alanlarında, en doğru öneriyi, en haklı öneriyi hükümete getirmektir. Onları, bir başkasının iradesine bağlı olarak, nabza göre şerbet veren kurumlar haline getirirseniz, ta o noktada demokrasiyi yok edersiniz.
Millî Güvenlik Kurulu bir kurumdur; hükümete bağlı görev yapan bir kurumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin eğilimine göre karar verir hale gelirse, ona gerek yoktur o zaman; öteki kurumlara da gerek olmaz. Bu sistemi tersine çalıştırmaya yönelmek, aslında, fevkalade büyük bir yanlışlık olmuştur; bunun, bile bile yapıldığı kanısındayım; bunun, böyle olduğunu bilmektedirler; ama, yine de yapmaktadırlar. Neden? Çünkü, onların, siyasetlerinde bir değişiklik yapmaları gerekiyor; kendi tabirleriyle "büyük bir değişim"
yapmaları gerekiyor; daha evvel söylediklerinin tersini yapmaları gerekiyor; onun için, birtakım mazeretler bulmaları lazım, birtakım sebepler bulmaları lazım; ondan böyle hareket ediyorlar. Nitekim, bugün Meclise gönderilen süre uzatma yazısında da bu mantığın izleri görülmektedir. Burada, 6 madde halinde bazı iddialar ortaya konulmuştur; "uzatılsın" diyor, "uzatma süresi içerisinde şunların şunların sağlanması, şu edilmesi, bu edilmesi konularında da yetki verelim hükümete; bunlar olmazsa, süreyi uzatmaktan vazgeçebilir; bu yetkiyi de hükümete verelim" diyorlar. Kendileri de biliyor ki, burada yazılanların hiçbirisinin, hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur; bunlar, zaten, her zaman talep edilmiş olan şeylerdir. Her defasında da, siyasî amaçla, yumuşak üsluplarla, bunların olabileceği izlenimini, Amerika Birleşik Devletleri, bize vermiştir; şimdi de vermektedir; ama, bunları yapmamaktadır; çünkü, onun amacı başkadır.
Şimdi, ben, buradan, Sayın Erbakan Hocamıza soruyorum: -Daha evvel pek çok şeyler söyledi; mesela, "Çekiç Güç, işgal gücüdür" dedi, "PKK'nın destekçisidir" dedi, "Müslümanı Müslümana kırdırmak amacındadır" dedi, "ikinci Sevr gücüdür, Türkiye'yi bölmek istemektedirler, bir Kürt devleti kurdurmak istemektedirler"... Bunlar iddiaları, bunların çoğu doğru, bunların çoğuna ben de katılıyorum, bunlar doğru. "Büyük İsrail ve büyük Ermenistan'ı kurdurmak istiyorlar" dedi, "askerî faaliyet dışında, bölgede, birtakım sivil kuruluşlar, birtakım faaliyetler yapıyor, ajanlar çalışıyor, bunlar yanlıştır" dedi.- Bu yanlıştır dediklerinizden, hangisini, burada yazdığınız 6 maddeden herhangi birisi, nasıl düzeltecek; o konularda ileriye doğru nasıl bir adım atacak? Siz, bu kadar ucuz, bu kadar hafif birtakım sözde tavizlere, yıllardır sürdürdüğünüz mücadeleyi nasıl kurban ettiniz? Ve Refah Grubu bu kurban edişe nasıl seyirci kalıyor? Bunu merak ediyorum, bunu merak ediyorum... (CHP sıralarından alkışlar) Kurban ettiniz kendi politikanızı, kurban ettiniz...
Bakınız, ne yaptınız siz: Bunu kabul etmekle, Çekiç Güç'ün süresini uzatmakla, bunca iddialarınıza rağmen bu noktaya gelmekle, Sayın Erbakan, Batı kulübüne girmeye çalışıyor. Batı kulübünün içerisine tam girse, bir itirazım olmayacak, Batı kulübünün kapısındaki kabadayılara teslim oluyor önce, Batı kulübünün kabadayılarına teslim oluyor ve onlardan, kendisini, Batı kulübünün içerisine sokmasını istiyor. Sayın Erbakan'ı bu noktada görmek, ona saygı duyan bir insan olarak, beni, çok müteessir etmiştir; bunu, buradan söylemeden geçemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Topuz, 2 dakikanız var efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, burada, yazdınız, bu 6 tane maddeyi. Beş ay içerisinde göreceğiz; bakalım, ne zaman "Çekiç Güç'ün süresine son verdik" diye buraya geleceksiniz?! Gelirseniz, sizi alkışlayacağız. Bakalım, ne zaman, şartları, Türkiye'nin lehine çevireceksiniz? Her çevirdiğinizde sizi alkışlayacağız; ama, bunları yapamazsanız, buraya, Hükümet olarak bir daha gelmeyin lütfen. Çünkü, bu Meclis, bunları yapamadığınız takdirde, sizi, bir daha, burada, Hükümet olarak dinlemeye, sanıyorum ki hiç de hazır olmayacaktır.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, esasıyla ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. Bir kere, Çekiç Güç, gerçekten bir uluslararası hukuk faciasıdır. Çekiç Güç'ün arkasında bir uluslararası hukuk desteği yoktur. Çekiç Güç'ün arkasında Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, İtalya ve Hollanda'dan başka bir devlet yoktur; bir de, Türkiye'yi, dayatmayla buna ortak etmişlerdir; Birleşmiş Milletlerin bir öngörüsü değildir. Çekiç Güç, Amerika'nın ve yandaşlarının, bölgedeki kendi çıkarlarına dönük olarak kullandıkları bir mekanizmadır. Aslında, Amerika Birleşik Devletleri, Körfez Savaşından alınamayan sonucu, başka yollardan sağlamaya çalışıyor. Körfez Savaşındaki amacı, Ortadoğu'da silahlanmış olan Irak'ı devre dışına çıkarmak, onun lideri Saddam'ı ortadan kaldırmak ve Irak'ta, Amerika ile iyi geçinebilecek yumuşak bir hükümet kurabilmekti; Körfez Savaşında bunu sağlayamadı; bunu sağlayamayınca başka yollar denedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, size de 2 dakika ek süre veriyorum; lütfen konuşmanızı toparlayın.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Amerika için Kürt devletinin kurulması belki de o kadar önemli olmayabilir -eğer ihtiyacı varsa kurdurur, yoksa kurdurmaz- bizim de, Kürt devletiyle ilgilenmemiz başka bir düzeyde değerlendirilebilir; ama, orada bir Kürt devletinin kurulması, eğer, orada bağımsızlık mücadelesi veren bir ırkın, tıpkı, İstiklal Savaşında Atatürk'ün önderliğinde Türklerin yaptığı gibi bağımsızlık savaşı vererek, bir bağımsız devlet kurmaya yönelik olsa, bunun karşısına kimse çıkamaz; ama, Amerika Birleşik Devletleri, tıpkı, Birinci Cihan Harbinden sonra Ortadoğu'da olduğu gibi, masa başında birtakım uydu devletler oluşturarak kendi çıkarları için belli bir süre onları kullanma amacını taşımaktadır ve bunun için de, yerine göre, konjonktüre göre değişik politikalar izlemektedir.
Bu nedenle, bu bölgede yeni bir siyasî yapılanmaya ihtiyaç vardır, yeni bir siyaset oluşturmaya ihtiyaç vardır ve onun altyapısını oluşturmaya ihtiyaç vardır. Bölgenin sorunları vardır, bölgenin olanakları vardır; dünyanın gözü bu bölgededir ve iki süper güç geçmişte bu bölge için birbiriyle savaşmıştır, bu bölge için kendi arasında büyük mücadele vermiştir. Bugün, Amerika, tek taraflı bir tabanca olarak, bu bölgeyi kendi çıkarlarına kullanmak istemektedir.
Bu bölgede huzuru sağlayabilmek, bu bölgede bulunan ülkelerin bağımsızlığını koruyabilmek, barışı sağlayabilmek için yeni bir siyasî yapının altyapısını oluşturmak gerekir; bunu da, Ortadoğu'ya yabancı olan ülkeler yapamazlar. Amerika Birleşik Devletleri ve yandaşlarının, müttefiklerinin, bu konuda, bizim kadar geçerli ve başarılı iş yapması mümkün değildir. Türkiye, bu konuda gerçekten devreye girmesi halinde ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, lütfen son cümlenizi söyler misiniz.
Buyurun.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Türkiye'nin öncülüğünde, önderliğinde, bölgeyi bilen ve ilişkileri bilen bir ülkenin önderliğinde, ağırlığının hissedildiği bir yapılanma içerisinde, bölgede, önce, Irak'ta mevcut yönetimle, ona muhalif olanlar dahil hepsiyle, yeni bir ortam hazırlamak ve ona dayandırılarak Ortadoğu'da yeni bir barış planı, projesi oluşturmak ve öylece bu sorunları çözmek mümkündür. Yoksa, Türkiye'yi, Batı'nın çıkarlarını koruyan, ne verirlerse onunla yetinen bir devlet haline getirmemek gerekir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz böyle düşünüyoruz. Bu düşünceyle, Çekiç Güç'ün süre uzatımına bu sefer de karşı oy vereceğiz. Zaten, gerek SHP döneminde gerekse CHP döneminde, hiçbir zaman bizim Grubumuz, Çekiç Güç'ün sorumluluğunu üstlenen bir tavır almadı, hiçbir zaman bu konuyu Grup kararına bağlamadı ve çoğunlukla da mevcudunun çok büyük bir bölümü de hep ret oyu kullandı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal da sürekli ret oyu kullananlardan birisidir.
Biz, ret oyu kullanacağız ve Refah Partisinin daha evvelki tutumunu gözden geçirip daha evvelki tutumuna dönerek çıkış yolunun redden geçeceğini anlayacağını ümit ediyoruz. Bu ümitle, hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Topuz.

Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 1. Yasama Yılı 84. Birleşim 30/Temmuz /1996 Salı
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim