tphlogo

22. Dönem
19.09.2005

Salih Kapusuz'un Konuşmasına Cevaben Konuşma

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz'un ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın Mehmet Ağar'ın söz talepleri vardır; mikrofonları açıktır.
İlk, yerinden konuşmayı Ali Topuz'a veriyorum.
Sayın Topuz, bir açıklama yapacaksınız; buyurun.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.
Biraz evvel, kürsüde konuşan değerli arkadaşım Sayın Salih Kapusuz, konuşması sırasında "demokratik cumhuriyet" kavramıyla ilgili bazı değerlendirmeler yaptı. Bu konuşma tutanaklara geçti. Ben de, bu konuşmadaki yanlışlıkların düzeltilmesi açısından ve bundan böyle, bu kavramın yanlış kullanılmaması açısından, yararlı olur düşüncesiyle, bu kavram hakkında, Anayasamızın ilgili maddesine de bakarak, bir açıklama yapmak istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; "demokratik cumhuriyet" kavramı, ayrılıkçı terör örgütünün ve o örgütün başı olan Apo'nun kullandığı bir kavramdır. Kavramlar, bazen, asıl amaçladıkları hedefle ilgili olmaksızın da birtakım yeni anlamlar kazanırlar. Bir örgüt bir kavramı benimsemiş ve onu slogan haline getirmişse, o kavram, artık, toplumda, o örgütün sesini, düşüncesini yansıtan bir anlayış kazanır. O nedenle, bu kavramları kullanırken çok dikkatli olmak gerekiyor.
Şimdi, Sayın Kapusuz, amacını aşan bir değerlendirme yaptı; ben, onun düşüncelerinin böyle olduğunu katiyen kabul etmiyorum, amacını aşan bir konuşma, değerlendirme yaptı.
Bizim Anayasamızdaki devletimizin ve cumhuriyetimizin tanımıyla ilgili maddeleri çok açıktır. Anayasanın 1 inci maddesi "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" diye başlıyor. 2 nci maddesini aynen okuyorum: "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
Aradaki tanımlamaları çıkarırsak, madde 2'nin başındaki "Türkiye Cumhuriyeti" sözcüğü ile sonu birleştirirsek "Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."
Eğer Sayın Kapusuz'un ifade ettiği gibi Türkiye Cumhuriyetini "bir demokratik cumhuriyet" olarak tanımlamak gerekseydi, Anayasamız "sosyal hukuk devleti, demokratik bir cumhuriyettir" biçiminde yazması gerekirdi. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Bir dakika efendim…
Dolayısıyla, cumhuriyetimizin niteliği değildir, "demokratik cumhuriyet" değildir bizim devletimizin niteliği. Bizim cumhuriyetimiz "demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."
Şimdi, değerli arkadaşlarım, biraz evvel de söyledim, "demokratik cumhuriyet" kavramını mademki bir terör örgütü kullanıyor, siyaset adamlarının bu kavramı özenle dikkate alarak değerlendirmesi gerekir. O nedenle şunu ifade etmek istiyorum: Bu, yanlış bir tanımlamadır, yanlış bir ifadedir. Ne Sayın Başbakan ne Sayın Kapusuz ne de Adalet ve Kalkınma Partili başka sözcüler kendi suçlarına, bu "demokratik cumhuriyet" kavramı etrafında oluşan ve tehlikeli tartışmalara neden olan suçlarına Cumhuriyet Halk Partisini ve Anayasamızı ortak edemezler, etmemelidirler; böyle bir davranış yanlış olur. Bunu tutanaklara geçirmek amacıyla ifade ettim.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dönem: 22, Yasama Yılı: 3, Birleşim: 127

Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim