tphlogo

YARGITAY, DANIŞTAY VE SAYIŞTAY ÜYELERİNİN SEÇİM SÜRECİ
21.03.2007

İSTANBUL MİLLETVEKİLİ VE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ALİ TOPUZ’UN 21.03.2007 TARİHİNDE YARGITAY, DANIŞTAY VE SAYIŞTAY ÜYELERİNİN SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI

            Aylardır Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplanamamaktadır.

Anayasa’nın 138’nci maddesine göre yargının ve yargıcın bağımsızlığı söz konusudur. Anayasaya göre hiçbir organ makam, merci veya kişi hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Anayasa’nın 159. maddesine göre, Hakimler ve savcılar yüksek kurulu bir anayasal kuruluştur ve temel görevi mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik  teminatı esaslarına göre  görev yapmasıdır.

Bu bağlamda, Anayasa hakim ve savcıların atanmasını, Yargıtay’a ve Danıştay’a üye seçimini hakimlik mesleğinin bir teminatı olarak kurula bırakmıştır.

Adalet bakanı’nın görevi bu kurulun Anayasa’nın ruhuna ve felsefesine uygun olarak çalıştırmaktır.

Bakınız; Yargıtay Kanununun “Yargıtay Üyelerinin nitelikleri ve seçimi” başlıklı 29. maddesinde açıkça:

             “Boş olan üyelik sayısı en çok onu bulunca onuncu üyeliğin boşaldığı tarihten başlamak üzere en geç iki ay içinde seçim yapılması zorunludur.”

hükmü yer almaktadır. Sayın Adalet Bakanı ve onun Müsteşarı her halde bu düzenlemeyi çok iyi biliyorlardır. Ama, bugün görüyoruz ki, Sayın Adalet Bakanı kurulu çalıştırmak bir yana hakim ve savcıların atanma ve seçilmelerine doğrudan müdahale etmektedir.

Yargıtay ve Danıştay üye seçimlerinin gecikmesi yargının bir anlamda görevinin engellenmesi demektir. Adalet Bakanı herhalde Başbakan Recep Tayip Erdoğan’dan da aldığı bir talimatın gereği olarak kurulu çalıştırmamakta ve yargının görevini yapmasını açıkça engellemektedir.

Yargıtay’ın 23, Danıştay’ın da 6 boş üyeliğine aylardır atama yapılmamasının tek sorumlusu Adalet Bakanı ve onun Müsteşarıdır… Her ortamda yargının bağımsızlığından söz eden Adalet Bakanı acaba niçin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu çalıştırmamaktadır. Kurul üyelerinin toplantı salonu ile Sayın Bakanın makamı arasındaki mesafe 100 metreyi geçmemektedir. Sayın Bakan maraton koşmayacaktır 100 metre yürüyecek ve kurula başkanlık yapacaktır. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Bakanın 100 metre yürüyecek takati kalmamıştır.100 metre yürüyecek takati kalkmayan bir bakana tavsiyemiz derhal görevi bırakmasıdır. Çünkü, bu makamlar devlet görevidir uzun soluk ister ve çok daha önemlisi bir Adalet Bakanı’nın temel görevi hukuku egemen kılmak için çaba harcamasıdır.  Sayın Adalet Bakanı hukuku egemen kılmak bir yana siyaseti hukuka egemen kılmayı görev addetmiş konumdadır. Bakana yapacağımız en sağlıklı öneri hukukun temeline dinamit koymaktan vazgeçmesidir. Ve doğal olarak derhal istifa etmesidir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu işlemez konuma getiren ve kasıtlı olarak kurulun görev yapmasını engelleyen Adalet Bakanlığı müsteşarı hakkında görevi kötüye kullanmaktan derhal soruşturma açılması gerekmektedir. Yetkililerin bu konudaki duyarlılığı yargıya saygınlık kazandıracaktır.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda yaşanan siyasal müdahalenin bir benzerini Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Sayıştay için görmekteyiz. 1 yılı aşkın bir süredir Sayıştay üyelikleri için kasıtlı olarak seçim yapılmamaktadır.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev yapan CHP Milletvekilleri  bugün Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Sayın Sait Açba’ya bir dilekçe vererek  Sayıştay seçimlerinin bir an önce yapılmasını isteyeceklerdir.Bu yapılmadığı takdirde bütün komisyonlardaki çalışmalar tıkanacaktır .

Parlamentoyu  AKP’nin bir yan kuruluşu gibi  gören anlayışı şiddetle red ediyoruz .  Sayıştay seçimlerinin engellemesi demokrasiden nasibini almayan bir düşüncenin ürünüdür. CHP, sabırla  komisyonların görev yapmasını bekledi  ama  öyle anlaşılıyor ki, iyi niyetli beklentilerimiz  AKP tarafından istismar edilmektedir. Çünkü, Recep Tayip Erdoğan’ın da dediği gibi, onlar için demokrasi bir amaç değil  gerçek amaçlarına ulaşmak için bir araçtır . Şimdi yargı üzerinde oynadıkları oyunla gerçek amaçlarını ortaya koymaktadırlar. .Bugün AKP’nin bu maskesini bir kez daha indiriyor ve gerçek yüzlerini kamuoyuna sergiliyoruz.  

            Türkiye’de yargı bağımsızlığı konusunu olaylar bazında çok tartıştık. Yücel Aşkın olayı, Şemdinli olayı, Ağca olayı, 301 yargılamalarının sonunda hükümet üyelerinin yaptığı açıklamalar hep zihnimizde…

Avrupa Birliği sürecinde yayımlanan ilerleme raporları ve yargıya özel raporlarda da yargı bağımsızlığı konusunda Türkiye’nin yapması gerekli olan değişikliklerin altı çizilmiştir. Ancak geldiğimiz noktada yargı bağımsızlığı adına bir adım atılmadığı gibi kuşatmasının daha da yoğunlaştığına tanık oluyoruz. Şuanda Adalet Komisyonu gündeminde olan Yargıtay Kanunu ile YARSAV’ın kapatılmasına ilişkin kanun tasarıları bunun en iyi örneğidir. Bu tasarıların yasalaşmaması için CHP her türlü engellemeyi yapacaktır.

Burada yaşananlar noktasında bazı siyasi parti ve basın organlarının takındığı ikiyüzlü tavrı da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Avrupa Birliği sürecinde yargı bağımsızlığının sağlanması bir hedef değil midir? Peki, hala niye susuyorsunuz? Niye tavır göstermekten çekiniyorsunuz? Sizler için sadece ödün niteliğinde olan talepler mi Avrupa Birliği sürecinde yerine getirilmesi gerekli taleplerdir?

Buradan bütün aydınlara, bütün yurttaşlarımıza sesleniyorum: Eğer hepimiz bu zihniyete dur demezsek, ortada ne demokrasi ne Cumhuriyet kalacaktır. Bütün yurttaşlarımızı göreve çağırıyoruz.

 


Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim