tphlogo

20. Dönem
02.12.1997

Denizli Milletvekili Kemal Aykurt ve 54 arkadaşının verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması ile ilgili konuşma

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Denizli Milletvekili Kemal Aykurt ve 54 arkadaşının verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, konuştuğumuz, tartıştığımız konu, bir gensoru; yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetleme konusunda en önemli sayılabilecek bir usulünü kullanarak bir konuya açıklık getirmeye çalışıyoruz. Önce, bu gensorunun hangi iddiaları taşıdığına kısaca bakmakta yarar vardır.
Gensoru önergesini hazırlayan arkadaşlarımızın biraz aceleye getirilmiş bir hazırlık içinde oldukları anlaşılıyor. Metinlerden doğru dürüst bir anlam çıkarmakta bazen güçlük çektiğimizi burada anımsatmak isterim; ama, özetleyecek olursak, "30 Eylül, 1 Ekim ve 2 Ekim tarihlerinde, Karayolları Genel Müdürlüğünün Karadeniz sahil yoluyla ilgili olarak yaptığı 6 ihaleye fesat karıştırılmıştır ve bu ihaleler dolayısıyla, devlet, zarara sokulmuştur" deniliyor. Bunları kanıtlayan belgeler olarak da, Sayın Hasan Ekinci'nin, Ankara 7 nci Noterine bir müracaat yaparak orada onaylattığı bir tespit tutanağı gösteriliyor ve daha sonra da, o tespit tutanağında ifade edilen görüşlerin, iddiaların ihale sonrasında kanıtlanmış olduğu söyleniyor. İddia bu.
Doğrusu, bu iddianın, bu müzakereler sırasında daha ciddî temellere dayandırılmasını bekliyorduk. Böyle bir iddiayı, sadece bu gensoru önergesinde ifadesini bulan açıklamalarla yetinerek gündeme getirmeyi, çok ciddî bir yaklaşım olarak değerlendirmediğimizi açıklıkla ifade etmek istiyorum; çünkü, gensoru, hafife alınacak bir olay değildir; gensoru, ciddiyeti olan bir davranıştır. Bu önergenin, daha sağlıklı delillere ve gerçeklere dayalı olması gerekirdi ya da bu önerge burada açıklanırken, yeni birtakım unsurların, bu önergeyi destekleyen gerekçeler olarak, gerçekler olarak ortaya konulması gerekirdi. Maalesef, bunları yeter düzeyde göremedik; ama, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, gensoru konusu işle ilgili, arkadaşlarımızın burada ifade etmediği bazı kaygıları ve bu ihaleler sırasında usullere, geleneklere ve yasalara aykırı sayılabilen ne gibi gelişmelerin olduğuna ilişkin bazı bulguları, bazı değerlendirmeleri Meclisimizin takdirine sunacağız.
Değerli arkadaşlarım, gerek burada yapılan tartışmalar gerek buraya gelinceye kadar yapılan tartışmalarda, Hükümet kanadının meseleye bakışı ile muhalefet partilerinden Refah Partisi ve Doğru Yol Partisinin meseleye bakışı arasında ciddî bir farklılık var. Tabiî, bizim bakış açımız ile diğer partilerin bakış açısı arasında da başka bir farklılık var. Nedir bu; bir kere, iddia sahipleri, önerge sahipleri, bir ihale sürecinin yasalara aykırı gelişmelerini ele alıyorlar, onlara objektifi tutmaya çalışıyorlar, buradan bir siyasal sonuca varmaya çalışıyorlar ve "böyle bir işi yapan hükümetin bakanı görevde kalmaz" diyorlar; onu düşürmeye dönük bir eylemi başlatmış oluyorlar. Eğer, konuyu Hükümet üzerine alırsa, Hükümete dönük de bir güvensizlik vermeyi önceden düşünmüş olarak bu işe girişiyorlar.
Hükümete gelince... Hükümet de, bu ihale sürecinin içinde, acaba, yasalara, geleneklere ters bir şey var mıdır, yok mudur hassasiyetini göstermeden; acaba, burada bir yanlışlık var mıdır deyip, içeride bir araştırma, inceleme yapma, idare içinde bir araştırma, inceleme yapma yoluna yönelmeden, onlar da, bu meseleyi, Karadenize bir yol yapılıp yapılmaması konusunda bir tartışma noktasına çekmeye çalışıyorlar ve siyasî bir değerlendirmeye taşımaya çalışıyorlar. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işte bu noktada, her iki gruptan da farklı düşünüyoruz.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Ne yapmak lazım?
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bu olayın, ihale süreciyle ilgili irdelenmesi gereken noktaları vardır; bu olayın, siyasal sonuçlarıyla ilgili değerlendirilmesi gereken noktaları vardır. Biz, bunların tümüne birden bakarak düşüncelerimizi ifade etmeye çalışıyoruz ve ona göre hareket etmeye çalışıyoruz.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, tabiî, burada yapılan tartışmalar sırasında Cumhuriyet Halk Partisine de haksız birtakım eleştirilerde bulunuldu; yeri geldikçe onları da söyleyeceğim; ama, önce, isterseniz, bu gensoruya konu olan ihalelerin teknik olarak, bize göre, eksik olan ve kaygı uyandıran, kafamızı bulandıran tarafları nelerdir; ona bakalım.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bir kere, şartnameyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığımız için, ihalenin içeriğine dönük eksiklikleri tam tespit etme imkânımız yok; ama, Bakanlar Kurulu kararıyla, davet yoluyla ve dış krediyi müteahhitlerin sağlaması koşuluyla ihaleye çıkarılmış olması karşısında, bazı noktaların önem kazandığını düşünerek, onlarla ilgili bilgi almaya ihtiyacımız vardır.
Şimdi, bir kere, dış krediyi müteahhitler sağlayacaksa ve Hazine garantisiyle bu dış kredi gelecekse, şunların bilinmesi lazım: Türkiye, dış krediyi libor+1,5 faizle ancak uygun görmektedir ve Hazine, bunu tescil etmektedir. Demek ki, libor+1,5'ten daha farklı bir kredi gelecektir Türkiye'ye. Anavatan Partisi grup sözcüsü arkadaşımız, bana göre yanlış bir ifade kullandı "yüzde 10 daha, bunun üzerine, ödeyebileceğini varsayarak tenzilatları değerlendirmek lazımdır" dedi; yani, bu hesaba göre, dış kredinin libor + 10 veya 11 olarak alınması düşünülüyormuş gibi bir izlenim verdi. Bu, kredi değildir; bu, tefeciliktir. Bunu, Türkiye kabul edemez ve bunu, Türkiye karşılayamaz, isterse müteahhit olsun isterse devlet olsun. (CHP sıralarından alkışlar, DYP ve RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Mutlaka, bu, böyle değildir. Olsa olsa, libor + 4, libor + 5 civarında bir kredi sağlanabilir; 2,5-3,5 dolayında bir ilave maliyeti, müteahhitlerin yüklenmesi düşünülebilir; ama, o zaman da şu soruların cevabını vermek lazım: Bu iş nasıl muhasebeleştirilecektir; yani, bu kredinin faizinin şu kadarı Hazine tarafından, şu kadarı falan adam tarafından ödenecek hususu nasıl garantiye alınacaktır? Bir arkadaşımızın söylediği gibi, ileride, müteahhit firmayla ilgili bir olumsuzluk ortaya çıktığı zaman, o müteahhit firma ortada kalmadığı zaman, bu borcu kim ödeyecektir? Bunların öğrenilmesine ihtiyaç vardır. Ayrıca, bu kredi, gerçekten sağlanmış mıdır sağlanmamış mıdır? Yani, Karadeniz’de bir beklenti yaratıyorsunuz, 720 milyon dolar tutan ihale bedellerine karşılık kredi sağlandığını söylüyorsunuz; ama, ortada böyle bir şeyin olduğunu açıkça da ifade edebilecek misiniz; bilemiyorum; Sayın Bakan, konuşmasında, herhalde bunu da söyleyecek. Nereden alınmıştır bu kredi; hangi faizle alınmıştır; geri ödemesi hangi süreler içinde, hangi koşullarla olacaktır; bu kredi, tümü için bir kalemde mi alınmıştır; yoksa bu kredi her ihale için ayrı ayrı mı alınmıştır; muhataplar kimlerdir; bunların bilinmesi lazım.
Değerli arkadaşlarım, bunların ötesinde, söylenilmesi gereken önemli konu şudur, kaygıya, kuşkuya sebep olan konu şudur: Bu ihale için 17 firmaya davet yapılmıştır. Bu firmalardan biri bu davete katılmayacağını söylemiş, ayrılmıştır. Geriye kalan 16 firma, ihalenin başından sonuna kadar, üç gün boyunca, sabah bir ihale, öğleden sonra bir ihale, ertesi sabah bir ihale, öğleden sonra bir ihale olmak üzere bu ihalelere girmiş çıkmıştır ve bunlardan bir tanesi -ENKA Firması- hiçbir işi alamamıştır veya almamıştır; ama, geri kalan 15 firma, aralarında ikili ya da üçlü gruplar halinde bu ihaleleri almışlardır. Yani, ihaleye katılanların hepsi -ENKA hariç- birer iş sahibi olmuşlardır.
Şimdi, tabiî, bu, her zaman karşılaşılacak bir durum değildir. Bu, nasıl olmuş acaba diye insan düşünüyor ve şöyle bir baktığınız zaman şunları görüyorsunuz: Şimdi, bakınız efendim, en ilginç olan örneği vereyim; vaktim fazla kalmadı; Başkan, sonra, beni susturabilir...
BAŞKAN - Aman Sayın Topuz, ben kimseyi susturmam efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Haklı olarak efendim...
Şimdi, iki firma -isimlerini vermeye gerek yok- birinci ihaleye ayrı ayrı girmiş, ikinci ihaleye ayrı ayrı girmiş, üçüncü ihaleye sıra geldiği zaman, ortaklık halinde girmişler ve işi almışlar.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Allah'ın işi!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ondan sonra, bu firmalardan bir tanesi öbür ihalelere teşekkür zarfı atmış, ötekisi ise başka bir şey yapmış. Ötekisi, bu ortağıyla beraber işi aldıktan sonra o ortağını bırakmış, başka bir ortakla işbirliği yaparak, dördüncü ve beşinci ihalelere zarf atmış; alamamış. Altıncı ihaleye sıra geldiği zaman, bunlardan bir tanesi, bu sefer ortağını değiştirerek, başka iki müteahhitle ortak olmuş, üçlü bir grup olarak altıncı ihaleyi almış.
Değerli arkadaşlarım, bu işin içine girip çıkmış olanlar, teknik insanlar bunu bilirler; firmaların bir araya gelip, konsorsiyum yapmaları veya ortak girişim oluşturmaları kolay bir iş değildir. Sabahki ihalede başkalarıyla ihaleye gireceksin, akşamki ihalede başkalarıyla gireceksin. Sen, akşamki ihaleye vereceğin tenzilatı da biliyorsun, sabahki ihaleye verdiğin tenzilatı da biliyorsun; ortaklarından birine ya da öbürüne ya yalan söylüyorsun veya onların da bilgisi dahilinde bunu veriyorsun. İşte, bu, bu ihalede, idarenin bilgisi dahilinde, önceden, müteahhitler arasında işi bölmeye dönük bir anlaşma yapıldığının kesin delilidir. (CHP, RP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Usulsüz_
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, iş bununla bitmiyor, yapılan altı ihale, halen o bölgede iş yapmakta olan herhangi bir müteahhidin, bitişiğindeki kısmı, yanına aldığı ortaklarıyla beraber bu ihalede de kazanmış olduğunu görüyoruz; yani, A firması 1 numaralı bölgede iş yapıyor, o bölgede işi tamamlamaya dönük bir ihale var, o iş, onu tamamlamaya dönük iş, orada komşu olan, halen iş yapmakta olan firmaya veriliyor; ama, senin buna cüssen yetmez, dış kredi bulamazsın, başka zorlukların var; sen şunlarla beraber ol veya birilerini bul, bunu onlarla beraber al deniliyor, tavsiye ediliyor ki, bu iş böyle oluyor. Nitekim, ilginç bir olay; iki firma, birinci, ikinci ve üçüncü ihalelere ortak olarak zarf atıyor; alamıyor. Aynı ihalelere, başka bir firma, teşekkür zarfı, teşekkür zarfı, teşekkür zarfı atıyor, sıra dördüncü ihaleye geldiği zaman, bu ikili ile o teşekkür zarfı atan ve halen de orada iş yapmakta olan müteahhit birleşince, üçlü bir grup oluyorlar ve işi alabiliyorlar.
Şimdi, daha fazlasını anlatmaya gerek yok. Bunları, Sayın Bakanın, kendisine bağlı kurumlarda ihale yapılırken nasıl bir durumun ortaya çıktığını görmesi ve alması gereken tedbirler varsa, bunları da alması için bu kürsüde ifade etmeye çalışıyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, işin teknik tarafını böyle gördük, aksak taraflarını gördük.
SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Karadenize gel...
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Hasan Saka...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz bu meseleye nasıl bakıyoruz...
Değerli arkadaşlarım, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Karadenize yol yapılmasını istiyoruz; ama, yolsuzluk yapılmasını istemiyoruz. (CHP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bizim, Karadenize yol yapmak istediğimizi kanıtlamak için fazla bir şey söylememize gerek yok; çünkü, bizim tarihimizde bunun örnekleri var. Yani, eğer çok gerilere gidecek olursak, ta Hasan Saka döneminde Karadenizle ilgili rüyalar başlamıştır. Rahmetli Hasan Saka'nın rüyası, Samsun-Trabzon-Batum demiryolu, Trabzon-Erzurum-Diyarbakır-Musul demiryolu, Trabzon-Erzurum-Halep demiryolu, rahmetli eski Başbakanın elli sene önceki rüyalarıydı.
Şimdi, günümüzde, demiryolu da düşünülmelidir, otoyol da düşünülmelidir, sahil yolu duble hale de getirilmelidir. Limanların, balıkçı barınaklarının, havayollarının, hava ulaşımının geliştirilmesi, Karadenizin ihtiyacıdır. Aslında, Karadenizle ilgili olarak, bir bölgesel gelişme, kalkınma programı, planı yapmaya da ihtiyaç vardır. Doğrudur, Karadenizli devlet yatırımlarını az almıştır; ama, Karadenizli, devlet yatırımlarını az almış olmanın karşılığında, ortaya, devleti rahatsız edecek bir anlayışla çıkmamıştır.
Cumhuriyet Halk Partisine gelince: Cumhuriyet Halk Partisi, 1980 öncesinde, Karadenizlinin, özellikle, köyünde, kırsal alanında iş makineleriyle tanışmasını sağlamıştır. 1978-1979 yıllarında, Doğu Karadeniz ve Orta Karadeniz Bölgelerine, hatta Batı Karadeniz Bölgesine, cumhuriyet hükümetlerinin programları içerisinde, cumhuriyet tarihinin en hızlı köy yolu yapım programı uygulanmıştır. 1980 öncesi dönemde, Sarp-Hopa yolunun bir an önce tamamlanmasına ilişkin olarak büyük çabalar sarf edilmiştir. 1991-1995 döneminde de -Koalisyon Hükümeti döneminde- şimdi, Karadenizde inşaatları devam eden sahil yolu ihaleleri yapılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu gensoru meselesine bakarken şunları düşünüyoruz: Eğer, bu gensoru, bu altı ihaledeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri ortaya çıkarmak için verilmiş ise, o zaman, bu yolsuzlukları ortaya çıkarabilecek bir model içerisinde bunun gelmesi lazımdı. Nasıl olması gerekirdi... Gensoru kabul edilse, gündeme alınsa ve sonunda da güvensizlik oyu verilerek Sayın Bakan düşürülse ya da Hükümet, bana verilmiş bir güvensizliktir deyip, bunu kendisi için bir güvenoylamasına dönüştürüp, Hükümetten çekilse; bu ihaleleri ne yapacaksınız, onu bana söyler misiniz...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - İptal... İptal...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Eğer, siz, ihaleleri, mutlaka ve mutlaka, yasaya, kanuna uygun bir hale dönüştürmek gerekiyor diyorsanız, Meclisin öteki denetleme yollarını denemeniz samimiyetin gereği olurdu.
Siz bu gensoru önergesini, bir taşla birkaç kuş vurmak amacıyla vermiş gibi görünüyorsunuz, kusura bakmayın. Sizin amacınız, Bakanı ya da Hükümeti düşürmektir; bir kısmınızın amacı, belki, Türkiye'de bir hükümet sorunu yaratmaktır. (CHP, DSP ve ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Biz sorumluluk içinde hareket ediyoruz. Yolsuzlukları önlemek için ne gerekiyorsa onu yapacağız, Meclisin her türlü denetimini kullanacağız; gensoru dahil her şey değerlendirilebilir, kendi sağlam temeline oturduğu takdirde; ama...(RP sıralarından "Dışişleri Komisyonu... Dışişleri Komisyonu" sesleri)
"Dışişleri Komisyonu" diyorsanız, bir şey söyleyeceğim; ama, söyledikten sonra yerinizden hoplamayın. Hiç kimse, Cumhuriyet Halk Partisini, şu komisyon başkanlığı bu komisyon başkanlığıyla ilgili olarak pazarlık içinde söyleyemez; çünkü, eğer biz pazarlıkçı olsaydık, Refah Partisi Grubunun "komisyon başkanlıklarını sizinle beraber halledelim" önerisini kabul ederdik. Ne diyorsunuz siz?! (CHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
Sizin, Cumhuriyet Halk Partisini kavrayabilmeniz, anlayabilmeniz mümkün değildir; çünkü, siz, atgözlüğüyle bakıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Cumhuriyet Halk Partisi, bu gensoru dolayısıyla, bu olayla ilgili ortaya konulan kaygıların Mecliste değerlendirilmesini bekleyecek ve eğer gensoru önergesi gündeme alınacak olursa, bu soruların tamamının cevabının orada verilmesini bekleyecek; bugünkü oylamada, oylamaya katılmamak suretiyle, iddia sahipleri ile kendisini savunanları başbaşa bırakacaktır.
Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 3. Yasama Yılı 21. Birleşim 02/Aralık /1997 Salı
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim