tphlogo

20. Dönem
25.12.1996

Başbakanlığın yeni bir çokuluslu görev gücü oluşturulmasına ilişkin tezkeresi üzerindeki konuşma

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum. Partimizin, Başbakanlığın yeni bir çokuluslu görev gücü oluşturulmasına ilişkin tezkeresi üzerindeki görüşlerini sunmaya çalışacağım.
Öncelikle belirtmem gerekir ki, Hükümet, kamuoyunu da, Türkiye Büyük Millet Meclisini de yanıltmaya dönük, fazladan bir girişimin içerisinde olmuştur. Gündemin başında okunan birinci tezkere, Başbakanlık tezkeresi, bilgiye sunulan tezkere, aslında, o sırada yerinden yapılan değerlendirmelerde de belirtildiği gibi, herkesin kanaatini saptırmaya dönük bir girişimdir.
O tezkereyle ne amaçlanmıştır; amaç, sözde, halkın "Çekiç Güç" diye tanımladığı Çokuluslu Güç'ün görev süresinin, hatta görevinin, Refah Partisi-Doğru Yol Partisi Hükümeti tarafından ortadan kaldırılmış olduğu iddiasını ortaya koymaktır.
Aslında, arkadaşlarımın da daha önce belirttiği gibi, bundan beş ay önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Çokuluslu Güç'ün görev süresini 31.12.1996'ya kadar, beş ay uzatmıştı ve o kararın son paragrafıyla da, eğer, bu beş aylık süre içerisinde, herhangi bir tarihte, bu görev gücünün süresinin artık sona erdirilmesi gerekir noktaya gelinirse, Hükümetin, bunu, Meclisten aldığı yetkiye dayanarak ilan etme yetkisini ona tanımıştı. Refah Partisi-Doğru Yol Partisi Hükümeti, bundan bir ay önce, on gün önce, beş gün önce, 31 Aralıktan herhangi birkaç gün önce, eğer, ben bu Güç'ün görevini sona erdirdim demiş olsaydı, Meclisin kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullanmış olurdu. 31 Aralık telaffuz edildiğine göre, burada, Meclisin yetkisini ortaya koymamız gerekir; bu, Meclisin yetkisidir. Eğer, sürenin uzatılmasına ilişkin yeni bir tezkere gelmezse, otomatik olarak kalkar veya yeni bir tezkere gelir de, Türkiye Büyük Millet Meclisi reddederse, yine, o Güç'ün görevi sona ermiş olur.
Değerli arkadaşlarım, bununla birlikte, şimdi görüşmekte olduğumuz ikinci Başbakanlık tezkeresinde, sanki, Huzur Harekâtının 31 Aralık 1996'da sona ermiş olması keyfiyetinin, 17 Ocak 1991 tarihinde, Meclisin 126 sayıyla karara bağladığı, Türk askerlerinin başka ülkelere gönderilmesi, yabancı ulusların askerlerinin Türkiye'ye getirilmesi ve gerektiğinde bunların kullanılmasına ilişkin Meclis kararının da ortadan kalkmış olduğunu zannediyorlar veya onu yürürlükte kabul ederek, bugün sundukları tezkereyi, o karara dayandırıyorlar. Bu nokta, bize sunulan tezkerede açıklık kazanmamıştır. Bize sunulan tezkerelerde, sanki, 126 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı kaldırılmış, Huzur Harekâtına son verilmiş; yani, halkın şikâyetçi olduğu Çekiç Güç eylemi sona erdirilmiş; ama, şimdi, çok önemli olmayan; ancak, Türkiye'nin yararları için, bizim inisiyatifimize dayalı yeni bir düzenleme yapılıyormuş izlenimini vermeye çalışıyorlar.
Özellikle, Refah Partisinin sayın yöneticilerine, buradan ifade etmek istiyorum ki, her konuda olduğu gibi, bu kadar önemli olan bir millî konuda da, bizi kandırmaya çalışan bu kurnaz davranışlarınızdan vazgeçin. Bu ayıptır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine, onu temsil eden başbakanlara, bakanlara, hükümet üyelerine yakışan bir tavır değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Niye gerçeği konuşmuyorsunuz, niçin gerçeği ortaya koymuyorsunuz? Geçmişte söylediklerinizle tam çelişki içerisinde bir duruma geldiğinizi kamuoyundan saklamayı, bu girişiminizle sağlayabileceğinizi mi zannediyorsunuz?
ADNAN KESKİN (Denizli) - Takıyye yapıyorlar!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz, belki kendinizi, belki kendi Grubunuzdaki milletvekillerinin birkısmını, belki örgütünüzü bununla kandırabileceğinizi zannedebilirsiniz; ama, bununla, hiçbir muhalefet milletvekilini kandırabileceğinizi sanmıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, o nedenle, konuşmamın bu noktasında, bir açıklık kazanması için, bu tezkereyle birlikte, 17 Ocak 1991 tarih ve 126 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının yürürlükte olmadığına ilişkin bir kararın, Türkiye Büyük Millet Meclisinden alınması gerekir. Ondan sonra öteki konular görüşülebilir.
Buna ilişkin, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan birkısım üyenin imzasını taşıyan önergeyi, Sayın Başkanlık Divanının dikkate almasını dileyerek Başkanlığa takdim edeceğim; ama, denilebilir ki, Hükümet tezkeresi varken, bunu, nasıl burada görüşebiliriz veya karara bağlarız. Onun için de şunu önermekteyim: Siz, 126 sayılı Meclis kararının yürürlükte olmadığı izlenimini vermeye çalışıyorsunuz. Eğer, onun kalkmasını istiyorsanız, tezkerenizi geri çekin, içerisine "126 sayılı karar kalkmıştır, şimdi bu kararı getiriyoruz" hükmünü koyun. Hayır, onun yürürlükte olduğunu söylüyorsanız, o zaman, Çekiç Güç'ü kaldırdık diye, öteye beriye gerinmeye, caka satmaya hakkınız yoktur; bunu da bu millet bilmelidir. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Başkan önergeyi takdim ediyorum.
Geçen seferki müzakerelerin birinde...
BAŞKAN - Sayın Topuz bir dakika... Sürenizi de durdurdum.
Siz, konuya biraz yanlış giriyorsunuz...
AHMET NEİDİM (Sakarya) - Doğru söylüyor...
BAŞKAN - Bir dakika efendim...
Daha önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 30 Temmuz 1996 tarihinde, Çekiç Güç'ün süresini 31 Aralık 1996 tarihine uzattığı kararda, Hükümetin, gerektiği takdirde bunu kaldırma yetkisi yok.
MEHMET KEÇECİLER (Konya) - Var efendim... Olmaz olur mu...
BAŞKAN - O sizin bahsettiğiniz yetki, olağanüstü halin uzatılmasıyla ilgili verilen yetkide vardı.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Hayır...
BAŞKAN - Bu, otomatikman, 31.12.1996... Resmî Gazete burada; ben okudum, öyle bir yetkisi yok Hükümetin.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ben bulurum onu şimdi size efendim...
ADNAN KESKİN (Denizli) - Yorum mu, yönlendirme mi?!.
BAŞKAN - Yani, o konuda hep... (CHP sıralarından gürültüler)
Efendim, bir dakika... Rica ediyorum... Ben, yanlış bir değerlendirme yapmasın diye arz ediyorum.
Buyurun efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Sayın Başkana teşekkür ederim. Başkan mı haklı, ben mi haklıyım, onu konuşmamın uygun bir yerinde söylemeye çalışacağım.
Sayın Başkan, değerli üyeler; 126 sayılı Meclis kararının yürürlükte olmadığını varsayarak, kaldırılacağını varsayarak, şimdi, yeni bir Meclis kararıyla karşı karşıyayız.
Ne deniliyor bu yeni tezkerede: "Körfez krizi sonrası Irak ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak ve Irak'ın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesine özen gösterilerek, Amerika Birleşik Devletleri hava unsurları ile İngiltere ve Fransa hava unsurlarının -sonradan Fransa'yı çıkardılar- katılımıyla bir yeni güç oluşturulacak; Türkiye tarafından belirlenecek ilke ve kurallara bağlı herakâtta bulunulacak. Bu olayın lüzumu, hududu, kapsamı, zamanı, Hükümet tarafından tespit edilecek."
Değerli arkadaşlar, bu, 1990 yılının eylül ayına dönüştür. 1990 yılının eylül ayında, ilk defa, bu konu Parlamentoya geldiğinde bir gizli celse yapılmıştı; o zamana dönüştür veya 17.1.1991 tarihindeki Meclis kararına dönüştür. Yani, siz, bununla, burada ifade edilmese bile, yabancı ülkelere asker gönderme, yabancı askerlerin Türkiye'ye gelmesine imkân sağlama ve o askerleri kullanma yetkisini de, bu ifade içerisinde almak istiyorsunuz; yani, böyle bir yetki almak istiyorsunuz. Çünkü, böyle bir yetki olmasa, Sayın Ecevit'in de söylediği gibi, bu yabancı güçler buraya nasıl gelecek? Zaten, Anayasanın 92 nci maddesine dayanarak bu talebi yaptığınıza göre, bu teklifin içinde bu da vardır. Yani, siz, yeniden başa dönüyorsunuz. Oysa, bundan beş ay önceki, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararında, asker gönderme, asker kabul etme gibi, onları kullanmak gibi bir talep yok; sadece, Huzur Harekâtı ile ilgili Çokuluslu Güç'ün görev süresini beş ay uzatmaya dönük bir noktadaydı; çünkü, o tarihlerde, Refah Partisi, bu Güç'ü ortadan kaldırmayı amaçlıyordu; muhalefetteyken de hep bunu söylemişti. O nedenle...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Kalktı... Kalktı...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, bu Güç kalktıysa, siz söylediklerinize inanıyorsanız ve bunda samimiyseniz, o zaman, 126 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının kaldırılması konusunda da bizimle beraber hareket edersiniz; tezkerenizi değiştirirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) O karar yürürlükte olduğu sürece, sizin "kalktı" demeniz hiçbir işe yaramaz Sayın Karamollaoğlu... Yaramaz...
Efendim, 1991'deki karar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin dışarıya gönderilmesi, dışarıdan başka uluslara ait kuvvetlerin getirilmesi ve onların kullandırılması amacını taşıyordu. Eylül 1990'da alınan kararda, onların kullandırılmasına ilişkin paragraf yoktu; onu 1991'de ilave ettiler. Niye ettiler; çünkü, o ibare orada olmayınca kullanamıyorlardı. Şimdi, bundan sonra ne oldu; aradan zaman geçti, 12 Temmuz 1991'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ocak 1991'deki kararından; yani, 126 sayılı Meclis kararından altı ay sonra, o karara dayanarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin de oluşumuna katıldığı caydırıcı bir güç oluşturulması kararına vardı. Yani, 126 sayılı karar başka. Caydırıcı Güç, Çevik Güç oluşturulmasıyla ilgili karar, daha sonraki bir tarihte, ona dayandırılarak alınmış. Siz, şimdi, bunlardan sondaki bir tanesini kaldırarak -ki, onu da Meclis zaten kaldırıyor- ta başlangıçta alınmış olan bir kararı ortadan kaldırmış olduğunuzu söyleyemezsiniz; çünkü, o kararlarda bir süre yoktur. 1991'de alınmış Meclis kararının şu zamana kadar devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoktur orada; sürekliliği olan bir karardır. O kalkmadıkça, Çekiş Güç'ün kalktığını veya Türkiye'nin, Çekiç Güç'le yapmak istediği, amaçladığı konuları yapmasının ortadan kalktığını iddia ve ifade edemezsiniz.
Değerli arkadaşlarım, meselenin kendi özüne gelirsek, orada da birkaç şey söylemek istiyorum. Bir kere, beş aydan beri neler olmuştur? Eğer, bu beş aydan beri olanları göz önünde tutmazsak, o zaman, bugün bu konuda vereceğimiz kararı yanlış veririz. Bakınız, bu beş ayda... 31 Ağustos 1996'da, Irak, 36 ncı paralelin üstüne, tank desteğinde silahlı güçleriyle girerek, Barzani ve Talabani arasındaki mücadelenin tarafı haline gelip, Barzani'yi destekleyerek, Birleşmiş Milletler kararına aykırı bir eylemin içine girmiştir. Sözde, 36 ncı paralelin üstünde Irak egemenliğini dondurmuş olan Birleşmiş Milletlerin 678 ve 688 sayılı kararlarını
uygulamakla görevli Çekiç Güç bunu seyretmiştir. Barzani ve Talabani birbiriyle çatışmış; biri İran'dan, biri Irak'tan destek alarak, Amerika Birleşik Devletlerinin baştan beri bu bölgede uyguladığı politikanın iflas ettiğini ortaya koymuştur. Çekiç Güç, anlamsız ve görevsiz hale düşmüştür.
Bölgeden, Peşmerge grubu mu diyelim, CIA'in oradaki ajanları mı diyelim, ne diyelim, hangi tabiri kullanırsak kullanalım; ama, mevcudiyetinden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Hükümetinin haberdar olmadığı 2 500 ilâ 5 000 kişi, Türkiye üzerinden tahliye edilme...
Türkiye üzerinden tahliye edilme durumunda kaldı; evvel Allah, Çekiç Güç bu görevini yerine getirdi. Demek ki, Çekiç Güç bunun için oradaymış... Hani biz Çekiç Güç'ün bütün eylem ve işlemlerinde bilgi sahibiydik; bize soru sorulmadan kuş bile uçmuyordu; ama, uçtu; 5 bine yakın kuş uçtu!.. Daha kimlerin var olduğunu bilmiyoruz, PKK ile nasıl bir ilişki içinde olduklarını bilmiyoruz. Bize söylenenlerle onlar hakkında bir kanaat sahibi olmaya çalışıyor bizim hükümetlerimiz.
PKK bu bölgede yuvalanmaya devam etti. PKK'nın merkez karargâhının bir bölümünün buraya nakledildiği haberleri yayıldı. Bütün bunlara biz seyirci kaldık, Çekiç Güç seyirci kaldı... Amerika Birleşik Devletlerine yardımcı olarak 5 bin kişinin tahliyesini sağlama konusunda görev yaptık.
Değerli arkadaşlarım, açıkça görülmektedir ki, Çekiç Güç, bugüne kadar söylendiği gibi, Türkiye'nin de çıkarlarını gözeten, birinci derecede Türkiyenin çıkarlarını gözeten bir uygulama değil. Bu, sadece savunulabilmesi için Türkiye'nin de bazı konularda işini kolaylaştırmaya dönük görevleri, işlevleri varmış gibi gösterilen; ama, aslında, Amerika Birleşik Devletlerinin bölgedeki çıkarlarına ve amaçlarına hizmet eden bir uygulama olduğu, bugün açıkça, aksi ispat edilemeyecek biçimde kanıtlanmıştır. O halde, bundan sonra, bu bölgede Amerika Birleşik Devletlerinin dürtüsüyle ve önerisiyle yeni bir düzenlemeye gitmek, başlangıçta yapılan işten daha az yanlış bir iş olamaz. Önce, ben, Hükümete şunu soruyorum: Bu yeni düzenleme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin talebi üzerine mi oluşuyor; yani, Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa'dan oluşan bir güç mü oluşturulmak istiyor? Fransa'yı bir ay evvel çıkardılar; daha evvel, teklif ilk defa yazılırken, Hollanda ile İtalya'yı da çıkarmışlardı; şimdi, onu da çıkardılar... Belki İngiltere de vazgeçebilir, onu da bilmiyoruz. Bu işlerin de çok ciddî götürülmediği anlaşılıyor. Daha birkaç gün önce Meclise verilmiş bir tezkerede, Fransa'nın da böyle bir gücün içinde olduğu yazılıyor ve ondan sonra diyorlar ki "buradan Fransa çekildi." Demek ki, hiçbir hazırlık yapmadan, sadece telefon diplomasisiyle, politikasıyla, bu işleri, devlet işlerini yürütüyorlar ve buraya, sonradan yanlış olduğu anlaşılan öneriler getiriyorlar. Şimdi, soruyorum; bu öneri, Amerika Birleşik Devletlerinin önerisi olarak mı gündemimize yeniden gelmiştir; yoksa, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti buna bir ihtiyaç mı duymuştur?
Bir kere "bölgede keşif uçuşu yapmak ve gerekirse, önleme görevi yapmak..." Bu kavramlar, çok muğlak kavramlardır. Hava kuvvetleriyle keşif yapmak birkaç amaçla olur: Savaş öncesi de keşif yapılır, bilgi toplanır; ama, önleme hareketi demek, oradan, Türkiye'nin rahatsız olabileceği bir hareketi önlemek anlamında olduğa göre, bu, sıcak savaşa kadar giden bir anlam taşır. O zaman, siz, sıcak savaşa gidecek kadar geniş kapsamlı bir yetkiyi Hükümet olarak almak istiyorsunuz. İşte, bu noktada Anayasanın 92 nci maddesi önümüze çıkar. Sonu belli olmayan bir maceraya Türkiye'yi sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
ADNAN KESKİN (Denizli) - Bomba geldi, bomba!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Yarın, herhangi bir tedbirsizlikle, bir uçağın orada veya burada düşürülmesi, Türkiye ile komşuları arasında bir silahlı çatışmaya yol açabilir; bundan sakınmak gerekir.
Değerli arkadaşlarım, biraz evvel Sayın Meclis Başkanının bana yaptığı uyarıyla ilgili olarak, kendisinin yanılgıya düştüğüne ilişkin zaptı Meclis tutanaklarından okumak istiyorum: 30.7.1996 günkü Türkiye Büyük Millet Meclisi müzakereleri sırasında burada okunan ve kabul edilen tezkerenin son paragrafı "bütün kararları almaya ve gerektiğinde harekâtı sona erdirmeye Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması için, Anayasanın 92 nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim." (CHP sıralarından alkışlar) Yani, 31.12. 1996'ye kadar yetki veriyor; ama, hükümetin de bunu kaldırmaya yetkisi olduğunu söylüyor...
İSMET ATALAY (Ardahan) - Ne oldu Başkan?
ADNAN KESKİN (Denizli) - Ver de okusun... Ver de okusun!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bilgilenmeniz için söyledim; yani, yanılgınızı düzeltmek için söyledim.
BAŞKAN - Sayın Topuz, sürenizi durdurdum.
Sayın Topuz, benim elimde, 30 Temmuz 1996 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 452 sayılı_
İSMET ATALAY (Ardahan) - Sayın Başkan, tutanaklar var, tutanaklar...
BAŞKAN - Efendim, bir dakika_ Bir dakika... Beni itham etti; siz ne karışıyorsunuz.
Şimdi, orada böyle bir ibare yok.
İSMET ATALAY (Ardahan) - Böyle bir yöntem var mı?..
BAŞKAN - Buyurun, siz devam edin efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Sayın Başkan, eğer, böyle bir ibarenin Resmî Gazetede yayımlanmamış olduğunu, yetkiyle söylüyorsa; burada, başka bir sahteciliğin daha söz konusu olduğu söylenebilir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Çünkü, Profesör Doktor Necmettin Erbakan imzalı, burada oylanan ve kabul edilen önergenin son paragrafı budur.
Resmî Gazeteye verirken, birileri bunu çıkararak vermişse; lütfen, Başkanlık Divanı onu arasın.
NİHAT MATKAP (Hatay) - Harekete geçilsin_
ALİ TOPUZ (Devamla) - Kaldı ki, olmadığını da ifade ediyorlar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; RP sıralarından gürültüler)
Canım, bundan dolayı çok kızmaya gerek yok; hepimiz, yanılgı içine düşebiliriz. Sayın Kamer Genç de hayatında bir defa yanılgıya düşmüş olsun; çünkü, hep kendisini haklı görüyor. Burada da bir haksız oluversin canım!.. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bugün oylanması istenilen tezkere, yeni bir çokuluslu güç oluşturma anlamındadır; bu konuda, yani, Çekiç Güç'ün başka bir biçimde sürdürülmesi anlamındadır. Sayın Ecevit'in söylediği "örtülü Çekiç Güç" doğru bir tanımlamadır; ama, ben onu, daha anlaşılır hale getirebilmek için, bu, Refah Partisinin Çekiç Güç'üdür_(CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Önceki Çekiç Güç de sizin miydi?!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Çünkü, siz, hep Çekiç Güç'ü kaldırmak istiyordunuz "kaldırdık" diye övünüyorsunuz "kaldırdık" diyorsunuz; ama, oluşturduğunuz bu güç de, bir Çekiç Güç'tür; ama, bunun adı, Refah Partisinin Çekiç Güç'üdür. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Hayır_ Hayır_
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Hayır efendim_
ALİ TOPUZ (Devamla) -Sizin "hayır" demenizle olmaz ki_ Olmaz ki efendim... Buraya gönderdiğiniz tezkerede_
ALİ OĞUZ (İstanbul) - O da sizin Çekiç Güç'ünüz müydü?..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Sayın Oğuz niye sinirleniyorsunuz?!.
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Niye sinirleneyim_ Öbürü de sizin Çekiç Güç'ünüz müydü?!.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Hayır efendim_ Hayır efendim_
BAŞKAN - Sayın Oğuz... Lütfen... Müdahale etmeyin.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi bakın, ben, Sayın Oğuz'un hafızasının çok yanılmış olduğunu görüyorum. Bu, ilk defa 1990 tarihinde gündeme gelmiştir; 1991'in başında olmuştur. Onunla, ne benim partimin -Cumhuriyet Halk Partisinin- ne CHP ile birleşmiş SHP'nin, bu Başkanlık aşamasında hiçbir ilgisi yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)
İSMAİL YILMAZ (İzmir) - Dört senedir siz uzattınız!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Anlaşılıyor ki, gerçekler Refah Partililerin önüne konulunca, sinirlerinden ne yapacaklarını bilemiyorlar!.. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Doğru konuş; sen ne dediğini bilmiyorsun...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakınız, bundan birkaç gün önce, bütçe müzakerelerinin son gününde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, burada yapmış olduğu bir konuşmada, bugünü görerek bazı önsezilerini ifade etmişti.
ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Keramet izhar etmiş!..
ADNAN KESKİN (Denizli) - Keramet sizin patentinizde!..
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ne derseniz deyin... Keramet de olabilir... Biz "keramet" demiyoruz; biz, önsezisi olan, ciddî bir devlet adamına yakışan tavır olarak nitelendiriyoruz. Keramet de diyebilirsiniz; ona da bir itirazım olmaz.
Bakın, burada diyor ki "Refah Partisi 'Çekiç Güç kalkacak, kalkacak' diye konuşuyor; ama, eğer, bunun sonunda, Çekiç Güç'ün yaptığı işi yapacak bir başka güç oluşturup, sözde, Çekiç Güç'ü kaldırdık noktasına gelirseniz ve hele, bunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararından alıp, hükümetin yetkisi haline dönüştürecek olursanız, bunun hesabını veremezsiniz. Refah Partili milletvekilleri, ben sizi uyarıyorum; yıllardan beri yaptığınız mücadelenin gereği olan titizlik içinde bunu bir inceleyin" diyor size.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Aynı titizliği gösteriyoruz.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Öyle anlaşılıyor ki, hiçbir titizlik göstermemişsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakınız, 36 ncı paralelin üstünde, henüz, otorite boşluğu olan bir yerde, gözetleme görevi, düzenleme görevi; oraya yönelik görev yapan gücün adını ne koyarsanız koyun, o, Çekiç Güç'tür.
Çekiç Güç, 36 ncı paralelin kuzeyindeki alanda gelişmeleri kontrol etmek; icabında, oraya müdahale etmek; icabında, oraya Irak'ın silahlı kuvvetleri tarafından yapılacak girişimleri önlemek için kurulmuş bir güç.
Şimdi, sizin getirdiğiniz ne işe yarayacak? Ne diyor burada "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hedeflerine ve ruhuna uygun olarak" yani, 36 ncı paralelin üstündeki...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - 36 ncı paralel, Birleşmiş Milletlerin kararında yok ki!
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, niye müdahale ediyorsunuz?
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Siz söylüyorsunuz da...
BAŞKAN - Efendim, müdahale etmeyin...
24
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - 36 ncı paralel, Birleşmiş Milletlerin kararında yok...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz, 36 ncı paralelin kuzeyinde kalan bölgenin daha aşağısına da mı müdahele etmeyi düşünüyorsunuz?
İSMAİL YILMAZ (İzmir) - Öyle bir şey yok...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Ne yapacaksınız? Bana, şunu söyleyin; Amerika Birleşik Devletleri...
BAŞKAN - Sayın Topuz, sizin de sürenizi uzattım; yalnız, size, son cümlenizi söylemek üzere, ek bir süre veriyorum; rica ediyorum...
ALİ TOPUZ (Devamla) - "Son cümle" demeyin efendim...
BAŞKAN - Efendim, epey durdurdum sürenizi... Rica ediyorum...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, önerdiğiniz bu Çokuluslu Güç ne işe yarayacak; Kuzey Irak'ı mı kontrol edecek, başka bir iş mi yapacak? Başka bir iş yapacaksa; lütfen, onu söyleyin. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Türkiye'nin birlikte oluşturdukları bu Güç, ne iş yapacak; bana onu söyleyin... Irak'la ilgili bir iş yapacaksa, bu, Çekiç Güç'tür.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Söyleyeceğiz...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; sözlerimi tamamlıyorum. Bakınız, bu kararla, Refah Partisi, yıllar süren muhalefet dönemindeki söylemini, iddiasını terk etmiştir. (RP sıralarından gürültüler)
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) - Tam aksi!..
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Hayır efendim...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz, kalkar "hayır" dersiniz.
Çekiç Güç'e "işgal gücü" diyen Refah Partisi, bundan vazgeçmiştir; "PKK'nın destekçisidir bu Güç" diyen, bundan vazgeçmiştir; "Müslümanı Müslümana kırdırmak amacını taşıyor" diyen, bundan vazgeçmiştir; "Ermenilere, Yahudilere hizmet ediyor" diyen Refah Partisi bundan vazgeçmiştir; kendi Çekiç Güç'ünü kurmuştur, Amerika'yla da, kuzu kuzu, yan yana gelmiştir. (CHP ve ANAP sıralarından alkışlar, RP sıralarından gürültüler)
İSMAİL YILMAZ (İzmir) - Sizin Çekiç Güç'ünüz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Topuz, süreniz bitti efendim. Son cümlenizi söyler misiniz...
ALİ TOPUZ (Devamla) - Bitiriyorum efendim.
Siz, Amerika'yla işbirliği yaparak, görevinizi sürdürüyorsunuz. Kimseyi yanıltmaya kalkmayın. Siz, politikanızdan çark ettiniz, kimseyi kandıramazsınız, lafla da bu gerçeği değiştiremezsiniz.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Topuz.

Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 2. Yasama Yılı 40. Birleşim 25/Aralık /1996 Çarşamba
Yorum
Değerli Dostlarım,
İlginiz ve desteğinizle büyüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nde sizlerle beraber Türkiye için el ele vererek samimiyetle, iyi niyetle ve ciddiyetle çalıştık. Bundan böyle sizlerin de desteği ve yoğun katılımıyla bu çalışmaları internet ortamında da sürdüreceğiz. Katkılarınızı, görüş ve önerilerinizi Türkiye'yi daha güzel günlere götürmek için bekliyorum.

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...
Son Dakika Haberler
Fotoğraflar
Videolar
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz İnegöl SuperKanal
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Ali Topuz'dan ağır Sözler
Anı & Analog
KİMLİKLERDE DİN HANESİ OLMAMALI!

SARP BALCI


Muhafazakârlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kızdı. Mahkeme dini inancın açıklanmasını mı engelliyor?

2004’te Sinan Işık’ın iç hukuk yollarını tüketerek 2005’te Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde açtığı dava, 2 Şubat 2010’da sonuçlandı. Mahkeme karara ilişkin basın açıklamasında, kişinin inancını açıklamaya zorlanamayacağı ilkesine vurgu

Tamamını okumak için...

Bu bölümdeki tüm yazıları göster...

Anasayfa | Özgeçmiş | Duyurular | Basın Açıklamaları | Basında Ali Topuz | Köşe Yazıları | Haberler | Raporlar | Görsel | Diğer | Genel Kurul Konuşmaları | İhtisas Komisyonları | Uluslararası Komisyonlar | Parti Çalışmaları | Diğer Çalışmalar | Projeler | Metinler | Fotoğraflar | Videolar | Görüşleriniz & Sorularınız | İletişim